Bu kitap benim kaderim.
Bu kitap hayatımın kitabı. Ben ilk defa bir seriye bu kadar bağlandım iyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum bana verdiği tek şey acı oldu diyomuşum haha joking unless
ÖNCELİKLE NERDEN BAŞLAYABİLİRİM Kİ?
•Kısaca konuyu spoiler vermeden özetleyeyim. Gideon, Dokuzuncu Hane’den kaçmak istiyor fakat Harrow (Dokuzuncu Hane’nin Hanımı aka çocukluğundan beri düşmanı) kaçış planına engel olarak ona farklı bir teklifte bulunuyor. Bu teklif de şu: İmparator (Tanrı), her haneden ölümbüyücülerini ve kavalyelerini belirli sınavlardan geçerek liktorluğa yükselmeye davet ediyor. Harrow’un bir kavalyeye ihtiyacı var. Ve tabii ki aklındaki kişi ne kadar nefret etse de Gideon’dan başkası değil.
•Kitaba başlarken en büyük korkum worldbuilding’iydi. Ama bence yazar dünyayı çok iyi kuruyor. Bi anda size tüm bilgileri info dump yapıp yormuyor kafanızı. Şahsen ben info dump olunca 5dk sonra unutuyorum her şeyi. Burda daha çok her sayfada azar azar veriyor bilgileri Tamsyn Muir. Böyle olunca ilk başta tabii ki zorlanmanız normal ama o zorlu kısmı atlattıktan sonra daha eğlenceli hale geliyo kitap bence. Worldbuilding’in sürekli devam etmesi kitabın gizem yönüne de çok güzel katkı sağlıyor bence. Ki 2.kitabı da e-kitap olarak okumuş biri olarak söylüyorum ki worldbuilding 2.kitapta bile devam ediyor.
• Kitabın sadece başının biraz zor olduğunu düşünüyorum zaten bırakan insanlar da o alışma sürecine sabredemediği için bırakıyor genelde. Ama alıştığınız anda dünyaya kitap su gibi akıp gidiyor bence. Karakterlerin atışmaları, sürekli bir yenisi eklenen olaylar silsilesi… Eğer başında zorlandıysanız birazcık daha sabretmenizi öneririm çünkü kitap cidden çok iyi.
•Karakterlere olan aşkıma geçelim Öncelikle daily reminder: Gideon lezbiyen. Harrow da lezbiyen. Hatırlatma