Hindu yaşam düzeyi farklı işlerin her birini özel bir etik kodun nesnesi, bir Dhanna kıldı, birini ötekinden kastlar olarak sonsuza dek ayırdı, böylece de onları değişmez bir düzeyler sıra düzeni içine yerleştirdi. Bu kastta doğan bir adam için başka bir yaşamda ikinci kez doğana kadar ondan kaçış yoktu. Dolayısıyla meslekler, en yüksek dinsel kurtuluş kayrasından değişik uzaklıklara yerleştirildi. Böylece kast düzeni, çilecilerle Brahminlerden yankesicilerle orospulara kadar her kastın Dhamıa'sını onlara karşılık gelen mesleğin içkin, bağımsız yasalarına göre biçimleme sini olanaklı kıldı. Bunun içinde savaşla siyaset de vardır. Bhagavad Gita'da Krishna ile Arduna arasın daki konuşmada savaşın yaşam alanlarının toplamıyla bütünleştirildiğini görürsünüz. 'Yapılması zorunlu olanı yap!'; açıkçası, savaşçı kastın, onun yasalarının Dhamıasına göre zorunlu olan, savaşın amacına göre nesnel olarak zorunlu olan işleri yap. Hinduizm, böyle davranışların dinsel kurtuluşa zarar vermeye ceğine, tersine onu destekleyeceğine inanır. Hintli savaşçı, bir kahramanın ölümüyle karşılaştığında İndra'run cennetinden kuşku duymazdı, tıpkı Cer men savaşçının Valhalla'dan kuşku duymadığı gibi.
Onun melek korolu Hıristiyan cennetine dudak büktüğü gibi Hintli kahraman da nirvanaya gönül indirmez. Etiğin uzmanlaşması, Hint etiğinin politi kanın kendi yasalarını izleyerek siyaseti çok gözü pekçe ele almasına olanak verdi, hatta bu şahane sanatı kökten geliştirdi. Popüler anlamda gerçekten kökten bir 'Makyavelcilik' Hint yazınında, Kautaliya Arthasastra'da (İsa'dan çok çok önce, belki de Chandragupta'nın çağında) klasik olarak temsil edildi. Makyavel'in Prens'i bununla karşılaştırıldığın da zararsızdır.