“Ziyaretçi akbabalara gereken misafirperverlik gösterildi ve kendilerine misafir yatak odası verildi. Dün akşamki partide gözüme bir şey kaçtı ama yine de altın arasında gümüş teller gibi eski şarkılara takıldım. Kuzen Warren’a selamlarımı söyle ve ona bir hediyem olduğunu da ekle. Burada çok iyi vakit geçiriyoruz. Keşke sizler de olsaydınız.”
Sayfa 292 - Remzi Kitapevi·Kitabı okudu
Toksikoloji raporundaki bütün değerler negatif çıktı. Katil, Karen’a yatıştırıcı bir ilaç vermemişti, öldürmeden az önce onu zapt ederken bile vermemişti. Bu da demek oluyordu ki Karen Ward’un bilinci gördüğü tüm işkence boyunca tamamen açıktı.
Sayfa 130
1000Kitap
Reklam
“seni öpebilir miyim?” diye sordu. levi ward’un bu tereddütlü, utangaç versiyonuna âşık olabilirdim. aynı adam daha geçen gün sabahın üçünde, beni tekrar becermezse öleceğini söylemek için boynumu minik minik kemirerek beni uyandırmıştı. içim heyecanla dolup taşarken ona izin vermiştim. tıpkı şimdi öpmesine izin verdiğim gibi.
Sayfa 279·Kitabı okudu
Alıntı
ama ben bir şey diyemeden yanağımı kavradı ve beni bir kez daha öpmek için eğildi. bu sefer tatlı, yavaş ve lezizdi. sabırlıydı. bu sefer kalıcı ve nazikti; diğer öpücüğümüze hiç benzemiyordu. her çeşidini denemek istiyordum. levi ward’un sunabileceği tüm öpücükleri, kaliteli şarap gibi tatmayı arzuluyordum. dudaklarıma dokunup geride bıraktığı sıcaklığını hissettim ve gözden kaybolana dek bakışlarımı sırtından ayırmadım.
Sayfa 254·Kitabı okudu
Alıntı
Hindu yaşam düzeyi farklı işlerin her birini özel bir etik kodun nesnesi, bir Dhanna kıldı, birini ötekinden kastlar olarak sonsuza dek ayırdı, böylece de onları değiş­mez bir düzeyler sıra düzeni içine yerleştirdi. Bu kastta doğan bir adam için başka bir yaşamda ikinci kez doğana kadar ondan kaçış yoktu. Dolayısıyla meslekler, en yüksek dinsel kurtuluş kayrasından değişik uzaklıklara yerleştirildi. Böylece kast düzeni, çilecilerle Brahminlerden yankesicilerle orospulara kadar her kastın Dhamıa'sını onlara karşılık gelen mesleğin içkin, bağımsız yasalarına göre biçimleme­ sini olanaklı kıldı. Bunun içinde savaşla siyaset de vardır. Bhagavad Gita'da Krishna ile Arduna arasın­ daki konuşmada savaşın yaşam alanlarının toplamıyla bütünleştirildiğini görürsünüz. 'Yapılması zorunlu olanı yap!'; açıkçası, savaşçı kastın, onun yasalarının Dhamıasına göre zorunlu olan, savaşın amacına göre nesnel olarak zorunlu olan işleri yap. Hinduizm, böyle davranışların dinsel kurtuluşa zarar vermeye­ ceğine, tersine onu destekleyeceğine inanır. Hintli savaşçı, bir kahramanın ölümüyle karşılaştığında İndra'run cennetinden kuşku duymazdı, tıpkı Cer­ men savaşçının Valhalla'dan kuşku duymadığı gibi. Onun melek korolu Hıristiyan cennetine dudak büktüğü gibi Hintli kahraman da nirvanaya gönül indirmez. Etiğin uzmanlaşması, Hint etiğinin politi­ kanın kendi yasalarını izleyerek siyaseti çok gözü pekçe ele almasına olanak verdi, hatta bu şahane sanatı kökten geliştirdi. Popüler anlamda gerçekten kökten bir 'Makyavelcilik' Hint yazınında, Kautaliya Arthasastra'da (İsa'dan çok çok önce, belki de Chandragupta'nın çağında) klasik olarak temsil edildi. Makyavel'in Prens'i bununla karşılaştırıldığın­ da zararsızdır.
Sosyoloji
MARY WARREN​: Ne yapacağız şimdi? Bütün köy sokaklara düştü. Çiftlikten geliyorum. Herkesin ağzında cadı lafı. Adımız cadıya çıkacak, Abby. MERCY​(Mary Warren’a bakıp onu göstererek) : Bu kız ağzını tutamayacak, görürsün. MARY WARREN​: Abby, söyleyeyim her şeyi. İnsana cadı dendi mi, darağacını boylar. Boston’da öyle olmadı mı iki yıl önce? Doğrusunu söylemeli, Abby! Dans ve öteki şeyler için kırbaçlanırsınız sadece.
Hayata Dair
Reklam
Reklam