Kendime benzettiğim insanların yaptıkları işleri önemserim, bu; onlarla benim aramda var olan bağı güçlendirir ve kendimle gelecekte olmak istediğim adam arasındaki farkı kapatmaya yarar, çünkü başlamak ve ilerletmek için gerekli cesareti, bana en iyi; kendime benzettiğim artık olmuş, sevdiğim o insanın çaylak dönemi verir. O atlattıysa o böyle sıfırdan alıp ilerlediyse ve şartlar da uçurumsal farklılık göstermiyorsa (kafamda buna onay verdiysem) o hâlde ben de yapabilirim derim, bunu bana en çok hissettiren yazarlardan biridir Jack London. Okuduğum hemen her kitabında kendimden bir parça bulurum karakterlerinde. Burda çok da detaya inmeden hayatını karada geçiren neredeyse muhallebi çocuğu dediğimiz bir adamın açık denizlerde kendini bir şekilde bulunca nasıl da kendini yetiştirebildiğini ve olduğunu görüyoruz. Hayatında pratik yanı kazanma fırsatı hiç bulamamış birinin bile zorda kalınca başarabildiğini, irade koyabildiğini fark ediyoruz. Bu yeter de artar bile.
Şimdi sırada denizcilik terimleri var havuzumuzda, buyursunlar:
Çanlı şamandıra; sisli havalarda bulunduğu yeri kampana çalarak belirten şamandıra.
Kampana çalmak da tahmin edileceği üzere (gemilerde, istasyon gibi yerlerde) belirli durumları bildirmek için belirli vakitlerde çan çalmak demek.
Uskuna; arması tarafından belirlenen bir yelkenli türüdür: iki ya da daha fazla direği sübye armalıdır ve iki direkli bir uskunada pruva direği genellikle grandi direğinden daha kısa olur. Yaygın bir türevi olan gabya yelkenli uskuna ayrıca pruva direğinde dört köşeli bir gabya yelkeni bulundurur, buna aynı zamanda babafingo gibi başka dört köşeli yelkenler de dahil olabilir ancak bu onu bir barkentin yapacağı için trinketa yelkeni bulunduramaz. Pek çok uskuna pik armalıdır.
Uskuna arması:
1 Civadra
2 Flok, velena