kadınların bedenleri adeta bir savaş alanıdır: Bir yandan, batılı giysiler kadın bedeninin kapitalist inşasını cinselleştiriilmiş, nesnelleştiriilmiş, metallaştırılmış bir nesneyi beraberinde getirir; diğer yandan bu bedenler aynı anda aile şeref ve namusunun mutemetleri muhafazakar ve aseksüel varlıklar olarak yapılandırılır.
Böyle sağ,sol diye insanları koparamazsınız yaşamların içinden, yaşadıklarından tiksindirerek, küçük görerek geçirdiklerini baş edemezsiniz, hayatın içine zurnalar, sigaralar, buzdolabının tık tıkları, şu ses nedir, öğlen de çaldığı gıygıyları Orhan Boran'ın, böbrek sancıları, Tuzla içmeleri, düğünler, üseralar... Yapamazsınız, tek mantıkla deli olur insan, korkutuyorsunuz insanları, kilise çanlarını Özleyen bir Müslüman olamaz sanıyorsunuz, KESİNCE İKİYE AYRILMAZ İNSAN...
Üzerime bir tür huzur çökmüştü, acaba Tanrı'nın işi mi diye merak ettim. Tanrı maddi bir biçimde var olduğundan değil;daha ziyade, maddi bir gerçekliği sahipmiş gibi gelmeye başlayacak kadar yaygın, paylaşılan bir kültürel pratik olarak var olduğundan; tıpkı dil ya da toplumsal cinsiyet gibi.
Sınıfsal bir temsile dönüşmüştü kültür; edebiyatıysa eğitimli insanlar kendilerini sahte duygusal yolculuklara çıkardığı, sonra da okumaktan hoşlandıkları duygusal yolculukları yaşayan eğitimsiz insanlardan kendilerini üstün görmelerine izin verdiği için fetiş haline getirmişti.