Pat köpeğin altın dişini merak ediyordu. Angus Lordie'ye bunun nasıl olduğunu sordu. Gelen açıklama, "Başka bir köpeğin kuyruğundan ısırdı," oldu. "Ve dişi kırıldı. Ben de tutup, kendi dişçime götürdüm. Dişçim aynı zamanda içki sofrasından arkadaşımdır. Bir köpeği tedavi etmek pek aklına yatmamıştı, ama sonunda kabul etti, altın dişi taktı. Sağlık sigortasından değil tabii, altına ve diğer ıvır zıvıra tam yetmiş sterlin ödedim. Gece yapmamız gerekti, etrafta başka hasta yokken, çünkü insanlar kendi kullandıkları dişçi koltuğunda bir köpek görmeye itiraz edebilirlerdi. İnsanlar bazen böyle tuhaf olabiliyorlar. Cyril gelmiş, yetmiş sterlinini veriyor, ama bazıları onun tedaviye hakkı olmayacağını söyleyebiliyorlar. Hayret verici bir şey. Ama insanlar böyle konularda her zaman mantıklı davranamıyorlar."
Aşağı yukarı herkes gibi Halil Cibran ile ilk tanışma kitabım. Alıntılar yapmak istedim lakin tüm kitabı koymam gerekecekti. Bazen 500 sayfalık bir kitapta tek bir tümce bile alıntılayamazken bu kitap baştan aşağı hayatın kılavuzu. Her insanın doğarken yanına verilmesi gereken kitap belki de. Henüz okumamış olan varsa destansı anlatıma bir an önce tanık olmasını tavsiye ederim.
Uy Havar
Yangınlar,
Kahpe fakları,
Korku çığları
Ve irin selleri, aç yırtıcılar,
Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.
Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
Pusatsız, duldasız, üryan
Bir cana bir de başa
Seher vakti leylim-leylim
Cellat nişangahlar aynasındasın.
Oy sevmişim ben seni...
Üsküdar'dan bu yan lo kimin yurdu!
He canım...
Çiçekdağı kıtlık, kıran,
Gül açmaz, çağla dökmez.
Vurur alnım şakına
Vurur çakmaktaşı kayalarıyla
Küfrünü, Medetsiz, Munzur.
Şahmurat Suyu kan akar
Ve ben şairim.
Namus işçisiyim yani
Yürek içisi.
Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,
Ne salkım bir bakış
Resmin çekeyim,
Ne kınsız bir rüzgar
Mısra dökeyim.