• Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim
    Onu dindirmek için kamçı yerim,çifte yerim

    Mehmet Akif Ersoy
  • Yeniden Refah Partisi ;

    1️⃣Hesap Sormaya Değil, Hizmet Etmeye,
    2️⃣Efendi Olmaya Değil, Hizmetkar Olmaya,
    3️⃣Derd Yanmaya Değil Derde Deva Bulmaya,
    4️⃣Kalp Kırmaya Değil, Kırılan Kalpleri Onarmaya,
    5️⃣Ötekileştirmeye Değil, Kucaklaşmaya
    6️⃣Savaş Değil, Barış İçin Geliyoruz...!

    Devlet Yönetiminde Temel Ölçülerimiz, Onun, Bunun Adamı Değil;

    1️⃣-Ahlak ve Fazilet,
    2️⃣-Ehliyet ve Liyakat;
    3️⃣-Tecrübe
    4️⃣-Teknik ve Bilimsel Bilgi;
    5️⃣-Feraset,

    1️⃣-Çifte Standart Yerine Adaletin,
    2️⃣-Tekebbür Yerine Eşitliğin,
    3️⃣-Sömürü Yerine İşbirliğinin,
    4️⃣-Çatışma Yerine Diyaloğun,
    5️⃣-Baskı ve Zorlama Yerine İnsan Haklarının,
    6️⃣-Savaş Yerine Barışın, Hakim Olması İçin Çalışacağız.

    Hadım-ül Milli Görüş
  • dursun bana dedi ki... bizim köyde, dedi, çocukları dövmezler. çocukları çifte salmazlar. bizim köyün tarlalarında, dedi, çakırdikeni bitmez. ben, oraya gidiyorum işte.
  • “Amerikalı bir kadın yazar, gençliğinde tek başına Avrupa’yı gezmeye çıktı.
    Galiba üniversiteyi yeni bitirmişti veya ara vermişti, emin değilim, çünkü okuduğum söyleşiyi kaybettim ve kadının adını da hatırlamıyorum, ama ünlü birisi.
    Gezi hakkındaki düşüncelerini ise biliyorum, çünkü söyleşinin o bölümünü kopyaladım.
    Bir yıl tek başına dolaşmış, geriye yazar olmaya karar vererek dönmüştü. Keyifli bir seyahat olmamıştı ama. Zor olmuştu. Açıkça söylemiyor, ama muhtemelen çok az parası olduğu için iyi yerlerde kalamamış, ucuz, kötü yemekler yemişti. Belki bu yüzden, belki başka nedenlerle, kendini “çok yalnız” hissetmişti.
    Yıllar sonra o günleri “Sanki tecritteydim,” diye anımsayacaktı. “Bazen, artık bu tür bir başınalık yaşayan insan kaldı mı, diye merak ederim. Bazen eğer o bir başınalığı yaşamamış olsaydım yazar olmak istediğimi keşfedebilir miydim, onu da merak ederim. Bu günlerde, herhalde keşfedemezdim, diye düşünürüm. Durmadan Instagram’da sohbet etmekten o kararı almayabilir miydim? Evet, almayabilirdim.”
    Bir başınalık, insanın doğal hâli değildir, ama uyanıkken sürekli başkalarıyla birlikte olmak da insanı delirtir.
    Başka insanlar, cennet veya cehennem olabilirler ve benim tecrübeme göre cennetten çok cehennemdirler; insana mutluluktan çok acı verirler.
    Özellikle biraz ortalamanın üstündeyseniz, sıra dışıysanız, romantik, eksantrik veya otistik iseniz veya (başka bir şeye gerek yok) cahil ve aptallardan değilseniz.
    Kıskanırlar, çelme atarlar, ikiyüzlülük yaparlar, pusu kurarlar, kuyunuzu kazarlar, yüze gülüp arkadan bıçaklarlar, hatta çıkarları söz konusuysa ve o çıkarlar büyükse canınıza bile kast edebilirler.
    İnsan insanın kurdudur.
    Hayatım insanlardan kaçmakla ve kaçılacak insanlarla karşılaşmakla geçti. Büyük oranda.
    Belki de okumayı, yazmayı, tenha yerlerde yürümeyi ve yüzmeyi bu kadar sevmemin nedeni budur: Tek başına yapılan işler oldukları için. Film izlemeyi de çok severim, ama bir ikinci kişiyle değil.
    Ama bunlardan da önemli başka bir şey var: İnsan sadece bir başına iken hürdür (insanın herhangi bir halde hür olması mümkünse) . Orijinal düşünceler aklına yalnızken gelir. İçinden gelen ve her zaman doğruyu söyleyen sesi daha iyi duyar. Hiçbir önemli buluş, kolektif yapılmadı.

    Peki ya bunlara ne demeli:
    Yalnız kalanı kurt yer.
    Yalnız taş, duvar olmaz.
    Yalnız öküz, çifte koşulmaz.
    Yalnızlık, Allah'a mahsustur.
    Bunların hepsi, yalnızlıktan ödleri kopanların mazeretidir.
    Yalnız kalanı kurt yemez, çünkü kurt kalmadı. Yalnız taş istemediği için duvar olmaz; ayrıca duvar olmadan önce bütün taşlar yalnız idi. Yalnız öküz çifte koşulmazsa kaybeden öküz değil, çifttir. “Yalnızlık Allah’a mahsustur,” lafını yalnız kalmaktan korkanlar Allah’ı kendi argümanlarının yanına çekmek için icat ettiler. (“Renkler ve zevkler münakaşa edilmez,” lafını renksizler ve zevksizlerin icat etmesi gibi.)
    Allah bir şey biliyor ki tek ve yalnızdır.”
    (Alıntıdır)
  • 276 syf.
    ·9/10
    Kitapta adından da tahmin edebileceğiniz gibi, sermaye sahiplerinin Amerikan eğitim hayatında nasıl söz sahibi olduklarını, insanların bireyselliğinin ortak bir potada nasıl eritilip yok edildiğini, ''test'' denen saçmalığın sonucunda yerleşilen bölüm ve elde edilen mesleklerin aslında içinin boş olduğunu, ''açık kaynak'' eğitimin ne olduğunu ve yararlarını, gelir seviyelerinin yüksek ya da az olduğunu bölgelerde eğitimin ne denli çifte standart ile verildiğini göreceksiniz. Eğitimdeki Prusya modelinin, Amerikan eğitim hayatına verdiği zararı ve gelecekte vereceği potansiyel zararları işiteceksiniz. Kitabı lütfen sadece Amerika ile ilişkilendirip okumayınız. Aynı dönme dolaplar, maalesef ki, dünyanın bir çok yerine yayılmış durumda.

    Şimdiden iyi okumalar diler ve şiddetle tavsiye ederim..
  • İnsanların çifte standartlarını, “aydın”ların ikiye bölünmüşlüğünü, havada uçuşan ve içi boşalan yaftaların yaralayıcılığını, kini, nefreti sanki en özgürlükçü liberalmiş gibi yapanların besleyişini, karşı nefreti, hoşgörüsüzlüğü sindiremiyorum artık.
    Metin Altıok
    Sayfa 13 - Kırmızı Kedi Yayınları - Zeynep Altıok
  • Bir yerde okumuştum: Aşk, birbirine sarılıp giden bir çifte sarmaşığın adından geliyormuş. Birbirine sarılıp giden; belki de sarmaşıklardan birinin ötekini usul usul boğduğu, o sarılıp gidişte yok ettiği.