Oooooh! Leyla yok. Git Keşan’dan taze ekmek al gel, yok. Ooooh! Kitaplarımı mukavva kutulardan çıkardım, tozlarını aldım. Oturup Güstav Flober okuyorum karışanım görüşenim yok. Madam Bovary ile ilişkilerimiz mesafeli. Camdan bakıyorum, üç çifte kayıkla Üçüncü Selim ve saz arkadaşları geçiyorlar... Sabaha dek martı sesi, vapur sesi. Oh... Ooooh!
Açıkça kendi çıkarları olmadığı zaman, şu anı öze tercih eden bu siyaset adamları ve kadınlarının çifte cehaleti de daha az zararlı değildir.
Sayfa 31 - Epos Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
ÇİFTE STANDART ve TEMSİLCİLERİ...
(...) Sanırız anlaşıldı: Balkondakiler, kendi koydukları kurallara kendileri uymasalar bile, altta kalanların hukukî vecibelere uygun davranmalarını ve kanun ve nizâm hâkimiyetinin sağlanmasını isterler, çünkü bu türlü bir kanun ve nizâm hâkimiyetinde kendi çıkarları sözkonusudur. Bu tıpkı, bir maden ocağında patronun ve muhafızların, orada çalışan kölelerin “huzur ve güvenlerini” bozucu davranışlarına müsamaha ile bakamayacakları bir durumdur. Demek oluyor ki, yurt içindeki kendi uygulamasını dışarıda kendine karşı yapılan bir uygulama olarak gören hain zümrenin, dış uygulamalar karşısında “çifte standart uyguluyorlar” diye ağlamaya bir hakkı olmadığı gibi, kendileri de o anlayışın ülkemizdeki temsilcileridir!.." [*]
BAŞYÜCELİK DEVLETİ “Yeni Dünya Düzeni” -VI-, 16 Mayıs 2014, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Başyücelik Devleti
“Bu zavallılar on gün içinde uğradıkları çifte felaket yüzünden bütün umutlarını yitirmişlerdi. Yarının Avrupa'sı onlar için hiçbir anlam taşımıyordu, çünkü o yarını yaşayacak olanlar yok olmuşlardı artık.”
Sayfa 156·Kitabı okuyor
Kadın baş figürü
İsa Peygamber'in de mesleği olan marangozluğa çok düşkün olan bu adam, kaptana, Amat'ın pruvasında baş figürü olmadığını, eğer uygun görülürse derhal arslan yahut ejderha şeklinde bir baş figürü yontabileceğini ve iki güne kalmadan bunu baş bodoslamanın üstüne takabileceğini söyledi. Kaptan Efendimiz bu seçimi de Süleyman'a bırakmıştı. 'Kırbaç' Süleyman, "Baş tarafta canavar yahut ona benzer bir şey istemem, " dedi. "Sen en iyisi kaburgadan bir kadın heykeli yont. " Bu sözü hiç yadırgamayan marangoz yardımcısı hemen sordu: "Nasıl bir kadın olsun?" *** Kurşunlu Mahzen Kâtibi Hamamcı Musa Efendi'nin Tezâkirü'l Mücrimin başlıklı eserinde anlattıkları doğruysa, Süleyman Reis bu soruya şöyle cevap vermişti: "Öyle bir kadın olsun ki, iri elâ gözleri bir ceylanınki kadar masum ve bir o kadar da ürkek olsun; ölüm onları kapatsa bile kendisine âşık bir zavallıya sevgiyle baksın. Saçları, gökyüzünden denize dökülen ay ışığı gibi esrarengiz, gece kadar da siyah olsun. Kiraz gibi dolgun ve biçimli dudaklarında öyle bir tebessüm olsun ki, zavallı âşığının kalbi ısınsın. Aydınlık yüzündeki o hilâl gibi kaşları, karanlık bir gecedeki çifte hilâl kadar mucizevî görünsün. Sanki ak mermerden yapılmış gibi, bir kuğununki kadar uzun ve zarif bir boynu, bir meleğinki gibi nurlu yüzü, hokka gibi bir burnu, yanağında ise görenin yüreğini dağlayan masum bir gamzesi olsun. Hepsinden önemlisi, sevgiyle baksın! Baksın ki, zavallı âşığının gönlünde kalan yegâne koru, ebediyete kadar sıcak tutsun. " Kuşçubaşı Halifesi Kuyruklu Rıza Çelebi, Kitabü'l-İber adlı eserinde, Tezâkirü'l Mücrimin'deki kadın tarifine katılmış, fakat ek olarak, bu tarifi verdikten sonra Kırbaç Süleyman Reis'in gözünden birkaç damla yaş sızdığını belirtmiştir. Masraf Kâtibi Kuzgunî Halim Efendi ise, Silsiletü'l Havadis adlı
Sayfa 22·Kitabı okuyor
"Cahil adamın öküzden farkı yoktur. İster çifte koş,ister mezbahaya yolla,farkında bile olmaz!"
Sayfa 113·Kitabı okuyor
1000Kitap