Sena

Kısacası ben buradan şu sonuca varıyorum: Büyükler bir yana, toplum içinde birazcık sivrilen, yani topluma söyleyecek birazcık yeni bir şeyleri bulunanlar, doğaları gereği, tabii kimi az, kimi çok, birer suçlu olmak zorundadırlar. Tersi durumda zaten sivrilmelerine olanak yoktur; öte yandan sürünün içinde kalmayı da yine doğaları gereği kabul edemezler, ki bence de kabul etmemek zorundadırlar.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
O ablak yüzlü göbekli adamları, o fazlasıyla süslü rüküş kadınları görünce, "eyvah! Sınıf düşmanlarımın arasına düştüm!" derim kendi kendime ve önüme gelen yemeğe el sürmek gelmez içimden. Bu da, sınıf bilincimin, oburluğumu bile engelleyecek kadar güçlü olduğunu kanıtlamaktadır.
Ama ruhumuz böyle gökyüzlerinde uçup dururken birdenbire yere inip insan küçüklüğü ile karşılaşmak ne tuhaf oluyor.
Despotik büyüme hiçbir zaman kalıcı olmaz.
Yönetici bir kayıktır, halk da deniz. Deniz kayığı taşıyabilir. Deniz kayığı alabora edebilir.