Kuşlar, ne istediğini bilmeyen zavallı, akılsız mahluklardır. Kafesten kaçıncaya kadar türlü türlü üzüntüler içinde çırpınıyorlar. Fakat sanır mısınız ki, dışarıda daha fazla bahtiyar olacaklar? Hayır, buna imkan yok. Ben öyle sanıyordum ki, bu biçareler her şeye rağmen kafeslerine alışıyorlar, açık havaya kavuştukları zaman bir dal üstünde, başlarını kanatları içine gizleyerek geçirdikleri gecelerde sabaha kadar bu kafesi düşünüyorlar, küçük gözlerini pencerelerin aydınlığına dikerek hasret çekiyorlar. Kuşları zorla kafeste alıkoymalı, Müdire Hanım, zorla, zorla.
Bir şeyi söylemeden evvel dokuz kere dilini ağzında çevir, derler. Fena nasihat değil; zira üçüncü çevirmeğe varmadan alelekser (ekseriya) sükûtu tercih ederiz.