Amerikalı genç bir kızın travmalarını konu alıyor ancak çok etkileyici değil. Bana birşey katmadı, Amerikan gençliği için endişelenmekten başka elime birşey geçmedi xD Kafa dağıtmalık, çerez bir roman olarak varsayabiliriz..
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,910 okunma
Cinderella'yı bir sayborg olarak okumak gerçekten ilginç bir deneyim oldu benim için. Yazarın yeniden anlatım için bambaşka bir evren oluşturup yine de orijinaline bağlı kalabilmesi oldukça büyük bir yetenek. Söz konusu bilim kurgu olunca orta çağ prensesleriyle olan farklılığı çok fazla çünkü (^^) Birkaç özgün dokunuş da mevcut tabii tıpatıp aynısı da değil hikaye.
Öncelikle kitaba aşırı yüksek beklentilerle başlamamak lazım. Çoğumuzun bildiği "Külkedisi" masalı nasıl sakin ve yavaş ilerliyorduysa bu kitap da aynı şekilde ilerliyordu. Yeri geldi çok sıkıldığım bölümler oldu yeri geldi heyecandan kaç bölüm okuduğumu fark edemedim ama kitabı bırakacak duruma beni getirmediği için yazara da teşekkür ederim, hikayenin dinamiğini dengeli tutmaya çalışmış. Bu, kitabın aksiyon dolu olduğunu da göstermiyor bu arada.
Şöyle ki hikayede yine orijinalinden farklı olarak bilinmeyenler unsuru var ve Cinder saraya daha çok dahil olmaya başladıkça gizemleri de yavaş yavaş çözmeye başlıyor. Hikayenin temeli de bu gizemleri çözme odaklıydı aslında. Dolayısıyla robotların aksiyon dolu savaşlarından ziyade stratejik hamlelerin ve entrikaların daha çok konu aldığı bir hikayeydi.
Gizemlerin açığa çıkma sürecinde ise saray doktorunun birkaç yardımı hariç tek başına yol alıyor Cinder hep. Yani, found family dediğimiz ekip oluşumu kavramını bu kitapta göremedim ama diğer kitaplarda yavaş yavaş bir ekip oluşacak gibi görünüyor. Buna göre de bu kitabın seriye minik ama iddialı bir giriş niteliğinde bir hikaye olduğunu gösteriyor. Her kitabın adından da anlaşılacağı üzere kalabalık bir ekip beni bekliyor gibi (人 •͈ᴗ•͈)
Gizem demişken...
Arkadaşlar, ben aşırı zeki veya dahi biri değilim. Ama artık çoğu kitabın neredeyse en başından o hikayenin gizemli unsurunu çözmüş oluyorum. Bu
Çooooook uzatılmış Türk dizileri gibiydi. İlk kitap bittiğinde 4 kitap boyunca ne anlatabilir ki demiştim haklıymışım. Tam 2 kitaplik bir seriydi. Hadi taş çatlasın 3 olsun ama kesinlikle 4 değil... Kitapta 2 defa SON yazdıktan sonra yine karmaşık tarihlerde kitap devam ediyordu. Yazarın aklına geldikçe eklemiş üstüne sanırım. Bir ara Mete piyasaya çıkınca dedim aha şimdi bunu Nazanla da yazmıştır ama neyse ki o kadar da batırmayayim artık demiş xD
Ayrıca yayinevini şiddetle kınıyorum. 4 kitapta da yetişkin içerik oldukça fazla olmasına rağmen hiçbir yerde yetişkin içerik uyarısı yoktu !!!!
Bu kitabı çocukken okumuştum.
Ama unuttum (xd) ve hiç unutmamayı dilerdim.
Yıllar sonra tekrar okudum (2024 yılında) bu sefer hayatımın en zor dönemlerinden birinde. Ve gözlerim doldu. Çocukken bile bu kitap beni derinden sarsmıştı. Beyaz Diş benim için çok özel bir hikaye. Bu kitabı gerçekten seviyorum. Hani insanın çok sevdiği birine okumak isteyeceği türden bir hikaye belki partnerine, belki bir gün çocuğuna.
Peki ne anlatıyor, basitçe?
Alaska’nın sert doğasında doğan bir kurdun hayatta kalma hikâyesi. Vahşi, özgür ve tamamen içgüdüleriyle hareket eden bir canlı.
Zamanla:
İnsanlarla karşılaşıyor
Sahipleniliyor, eğitiliyor
Zalim insanların eline düşüyor (işkence görüyor, dövüş köpeğine dönüştürülüyor)
Ve en sonunda iyi bir insan tarafından kurtarılıyor
Basit gibi geliyor, değil mi? Ama değil.
Aslında bu kitap, vahşi bir canlının sevgiyle nasıl değiştiğini izlemekle ilgili.
Doğa vs. Medeniyet (İçgüdüler vs. insan kuralları)
Sevgi vs. Şiddet (Şiddet bir canlıyı canavara çevirir, sevgi ise dönüştürür)
İnsanın etkisi (İnsan ya YOK EDER ya İYİLEŞTİRİR)
Hayatta kalma mücadelesi (Güç, korku, açlık—acımasız ve gerçek bir dünya)
Ve sonunda seni şu soruyla baş başa bırakıyor:
Bir canlı gerçekten kötü doğar mı?
Yoksa yaşadıkları mı onu o hale getirir?
“Onun bildiği sevgi, dayakla ve zorbalıkla kazanılmıştı. Şimdi yeni bir şey öğreniyordu—nazik, yumuşak bir sevgi.”
Bunu okuduktan sonra özellikle Yabanın Çağrısı kitabını da okumanızı öneririm. Bu sefer Jack London bize ters açıdan bakmayı gösteriyor.
Kitap hakkında bir yorumum yok çünkü bilemiyorum djsjs Zaten nasıl bir şey okuyacağımız belliydi. Ben galiba bu tarz kaotik kitapları seviyorum. Normalde bir yere bağlanmayan bir amacı olmayan kitapları sevmem ama böyle çarpıcı içeriği olanlara da ayrı bayılıyorum. Tuhaf bir durum, evet, farkındayım ama ne olsundu xd
DNF @22%
Olmuyor yani akmıyor. Merak da etmedim hiç. Belki geri dönerim diye araya başka kitaplar sıkıştırdım, böyle olunca okuyasım daha çok gelmedi xd Kitap okuma zamanım azalmışken kendimi hiç zorlayamam.
IdolKristen Callihan · Plain Jane Books · 06 okunma