10/10
·320 syf.··
2026 58. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 14:10
Tarixin izlerini dasiyan şah eserdir Semerqend ! Oxuyarken sizi zamanin diliminde 11ci yuzilliye aparacaq ,tarixde öz izini qoymuş mühüm şexsiyyetler olan 3 dost Omer Xeyyam ,Nizamúlmúlk ve Hesen Sabbahin dostluğundan ,apardiqlari siyasetden,Səlcuq dövlətini, İsfahanı,Səmərqəndi,İran və Orta Asiyanı,elm, fəlsəfə və siyasi mübarizələri təsvir edecek o kitabdir Semerqend Men ise Alamutun davami olaraq oxudum bu kitabi. Semerqend 4 hisseden ibaretdir, 1ci hisse Omer Xeyyamin heyat ve yaradiciliğindan behs edir(Hadisələr XI əsr İran və Orta Asiyasında baş verir. Əsas qəhrəman məşhur şair, alim və filosof Ömər Xəyyamdır.)Kitabda onun: həyatından, elmə və dinə baxışından,sevgi münasibətlərindən, məşhur "Rübailər"inin yaranmasından bəhs edilir. Burada həmçinin dövrün iki mühüm tarixi şəxsiyyəti olan: Nizamülmülk Həsən Sabbah ilə münasibətləri göstərilir. Bu üç şəxs eyni dövrdə fərqli düşüncə yollarını təmsil edir: Xəyyam — ağıl və azad düşüncə, Nizamülmülk — dövlət və nizam, Həsən Sabbah — ideologiya və fanatizm. 2ci hisse Hesen Sabbahin yaratdigi saxta cennet Xaşxaşilerden 3cu hisse Ómer Xeyyamin elyazmasinin taleyinden (Amerikalı Benjamin Lesage adlı qəhrəman Ömər Xəyyamın itmiş orijinal "Rübailər" əlyazmasını axtarmağa başlayır. Onun axtarışları İran inqilabı dövründən keçərək sonda məşhur RMS Titanic gəmisinə qədər uzanır. Əlyazmanın taleyi insan taleləri ilə iç-içə keçir və tarix, sevgi, itki və zaman mövzuları birləşir.) 4cu hisse 19-cu esrde Benjaminin iranda oldugu muddetde burada geden siyasi çekişmeler, intriqalar ,muharibeler ,Benjaminin iranli xanimla esq macerasi,Ómer Xeyyamin elyazmasini qorumasindan behs edir Kitab sizi heqiqeten keçmise aparacaq ve yaddaşinizda inanilmaz iz qoyacaq bir eserdir ,2ci defe oxumaga deyer kitabdir bele bir eser ucun Amin Maaloufu
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
9/10
·372 syf.·
2026 24. kitabı
Spoiler içerir!! Bu kitapta Mo Xi, Gu Mang’ı kendi yanına alıp bir nevi gözetimi altında tutuyor. Bu süreçte birlikte geçirdikleri günlük hayatı da görüyoruz. Özellikle Gu Mang’ın hiçbir şey hatırlamıyor olması, bazı sahneleri hem daha hafif hem de yer yer oldukça komik ve keyifli hale getiriyor. Daha sonrasında ikisinin başka birini kurtarmak için bir adaya gittiklerini görüyoruz. Orada yaşanan olayların ardından, geçmişi değiştiremese bile geçmişe gitmeyi sağlayan bir aynanın içine düşüyorlar ve bir anda kendilerini sekiz yıl öncesinde buluyorlar. Bütün olayları yine Mo Xi’nin gözünden okuyoruz ve bu kez Gu Mang’ın ihanet etmeden önceki hâlini görmeye başlıyoruz. Kitap hâlâ bize Gu Mang’ın neden ihanet ettiğini tam olarak göstermiyor ama en azından bazı ipuçları vermeye başlıyor. Özellikle ihanet etmeden önce yaşadığı olayları ve psikolojik olarak ne kadar ağır şeyler atlattığını görmek gerçekten çok üzücüydü. Sekiz yıl öncesinde, Gu Mang’ın general olduğu dönemde büyük bir savaş kaybettiklerini görüyoruz. Bu savaş sırasında çok fazla asker hayatını kaybediyor ve bunun sonucunda Gu Mang’ın yakın arkadaşlarından biri suçlu bulunarak idama mahkûm ediliyor. Bununla da kalmıyor; kral, Gu Mang’ın bütün yetkilerini elinden alıyor. Beni en çok etkileyen şeylerden biri ise Gu Mang’ın ölen askerleri için kraldan tek bir istekte bulunmasıydı. En azından ölen askerlerin isimlerinin yazılı olduğu mezar taşları olmasını istiyor çünkü birlikte savaştığı insanların bunu hak ettiğini düşünüyor. Ama kral bunu bile reddediyor. Gu Mang’ın bu konuda çaresizce ısrar etmesi, askerleri için ağlaması ve yaşadığı suçluluk hissi gerçekten çok ağırdı. Arkadaşının idam sahneleri zaten başlı başına çok sarsıcıydı ama beni en çok etkileyen kısım, Gu Mang’ın sonrasında yemek yemeye
1000Kitap
Remnants of Filth, Vol. 3Rou Bao Bu Chi Rou · Seven Seas · 20249 okunma
Reklam
7/10
·86 syf.··
2026 33. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 15:13
Doğrusunu söylemek gerekirse, içeriği genel olarak -küçük hacmine rağmen- farkındalık kazandırıcı, çok boyutlu ve eleştirel düşünmeye zorlayıcı bulsam da, Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın Sonu, yazarı Jean Baudrillard'ın oldukça sert, hatta tahrik edici üslubu nedeniyle bana çok da keyifli bir okuma deneyimi sunmadı. Belki de konusu toplum ve insan olan her şeyin günümüzde aynı zamanda birer sorunlar yumağı haline gelmiş olması, uyandırma ve çözüme yönlendirme adına böyle sert çıkışları gerektiriyordur; kim bilir?.. Bu nedenle kendi yorumumdan daha önce kitabın ana metninde yer alan hususlardan gözüme çarpanları yazarın kendi ifadelerine yakın kelimelerle başlıklar halinde sıralayıp, sonuç kısmında kendi değerlendirmemi yapacağım. I. “Toplumsal” ve “kitle” Jean Baudrillard için “toplumsal”, bireylerin anlamlı ilişkiler, temsil mekanizmaları, ideolojiler ve ortak amaçlar etrafında örgütlenebildiği kollektif bilince sahip ve dinamik bir yapıyı ifade etmekte. “Kitle”ise; artık temsil edilmek istemeyen, ideolojik çağrılara cevap vermeyen, edilgen ve yoğun bir yığın. Toplumsal yapı anlam üretmeye çalışırken, kitle ise bu anlamı emen, nötralize eden ve etkisizleştiren pasif, edilgen ve bilinçsiz bir kalabalık konumunda. Dolayısıyla “kitle”, toplumsalın başarısı değil, çöküşü anlamına gelmekte. II. “Sessiz çoğunluk” Sessiz çoğunluğu, aktif siyasal özne olmaktan çıkmış; tepki vermeyen, örgütlenmeyen ama sistemi görünmez biçimde etkileyen kitle olarak tanımlamak mümkün. Bu kitle (sessiz çoğunluk), sistemin mesajlarını tüketmekte ama onları içselleştirmek yerine etkisiz hale getirmekte. (Örneğin propaganda, anketler, seçim kampanyaları veya medya çağrıları, kitle üzerinde beklenen
Kitap İncelemesi
Sessiz Yığınların Gölgesinde: Toplumsalın SonuJean Baudrillard · Doğu Batı Yayınları · 2019726 okunma
“LANETLİ KASABADAN KAÇIŞ” ROMANININ İNGİLİZCEYE ÇEVİRİLME SÜRECİ
10/10
·145 syf.·
2024 31. kitabı
POLAT ONAT’IN “LANETLİ KASABADAN KAÇIŞ” ROMANININ İNGİLİZCEYE ÇEVİRİLMESİ SÜRECİNDE DİNAMİK EŞDEĞERLİĞİN ARAŞTIRILMASI PELİN TIK Mardin Artuklu Üniversitesi Polat Onat'ın "Lanetli Kasabadan Kaçış" adlı eseri, yazarın karanlık ve gizemli atmosferi ustalıkla kullandığı bir roman çalışmasıdır. Bu eser, modern Türk edebiyatında kendine özgü bir yeri olan yazarın bibliyografyasının önemli bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Roman, bireyin iç dünyası ve dış dünyanın zorluklarıyla mücadelesini, fantastik ve gerilim öğeleriyle harmanlayarak anlatır. Eser ayrıca gizemli bir kasabada gerçekleşen olayları ve bu kasabadan kaçışı anlatır. Kasabanın lanetli olduğu söylentileri, sakinlerinin gizemli davranışları ve kaybolmaları romanın temelini oluşturan unsurlardır. Yazar, okuyucuyu kasabanın sırlarını çözmek için bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda insan psikolojisine dair derin gözlemler de sunar. Karakterlerin iç dünyaları, yaşadıkları çatışmalar ve korkularıyla yüzleşmeleri romanın dikkat çeken yönleri arasındadır. Polat Onat edebiyata şiirle giriş yapmış ve daha sonra çeşitli türlerde eserler vermeye devam etmiştir. "Lanetli Kasabadan Kaçış" yazarın roman alanındaki ustalığını gösteren eserlerden biridir. Bu yazımda Polat Onat'ın hayatından ve Lanetli Kasabadan Kaçış adlı romanının içeriğinden bahsettim. Lanetli Kasabadan Kaçış romanını çevirirken neden Dinamik Eşdeğerlik Teorisi'ni seçtiğimi örneklerle açıkladım. 1. YAZARIN HAYATI Polat Onat, 21 Ekim 1979'da İstanbul'da doğdu ve babasının işi nedeniyle çocukluğunu bu şehirde geçirdi. Ancak asıl kökeni Bursa'dır. İlkokula Bursa'da başladı, eğitimine Gümüşhane'de devam etti ve 1990 yılında Isparta'nın Şarkikaraağaç ilçesindeki Atatürk İlkokulu'ndan mezun oldu. Ortaokulu da 1993 yılında Şarkikaraağaç'ta bitirdi. Lise
Escape From The Cursed TownPolat Onat · Mergen Yayınları · 20244 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 46. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 01:59
Bir ülkünün çevresinde toplanmak ve onun için ölümü göze alarak savaşmak ne güzel şeydir! İnsanlar ancak ülkü ile hayvanlardan ayrılabiliyorlar. Millî bir ülkü olmadıktan sonra, insanın hayvandan ne farkı kalır? Hayvan, ölümden ve ızdıraptan kaçar, kuvvetliden korkar. Ölümden korkmayan, ızdıraptan kaçmayan, kuvvetli ile savaşı göze alan yaratık, ancak ülkücü insandır. Bir zamanlar dinler insanları hayvan olmaktan kurtarmak için çalıştı, onlara Tanrı’dan öğütler verdi. Bugünkü ülküler, tamamıyla millîdir. Dinî inancı da içine almış olan millî ülkü, insanları sürükleyen, güçlendiren ve asilleştiren bir duygu ve düşüncedir. Bugünün kaba maddeciliği arasında Türk ülküsü sararmış, biraz küllenmiş gibi görünüyor. Maddecilik hastalığı geçtiği zaman, o yine parlayacaktır. Onun için Türk ülküsüne sarılmaya mecburuz. Bütün Doğu milletlerini yendiği halde yalnız Türklerle başa çıkamayan Batı’nın içine sinmiş düşmanlığı ve hıncı karşısında, bizim silahımız, Türk ülküsüdür. Tek başına Avrupa’ya dalan ve yüzyıllarca tek başına bütün Avrupa milletlerine karşı Allah’ın adını savunan Asya arslanları zaman zaman gaflet uykusuna dalmışlar, fakat sonra sıçrayıp şahlanmışlardır. Bu seferki dalgınlık biraz tehlikeli gibi görünüyor. Çünkü içinde bir de yabancıya hayranlık unsuru var. Tehlikeler nereden gelirse gelsin, ne kadar büyük olursa olsun, tek çare ve tek ilacı Türk ülküsüdür. TÜRK ÜLKÜSÜ Dünya bir çarpışma alanıdır. Yaratıcı kuvvet, dünyayı bir çarpışma düzeni içinde yaratmış, yaratılanlar çarpışma düzeni içinde yaşayıp bugüne erişmişlerdir. Bunun, neden, niçin böyle olduğu hakkındaki yüksek felsefî düşünceleri bir yana bırakıp gerçeği olduğu gibi kabul edersek, çarpışmaya hazır bulunmanın en hayatî prensip olduğu sonucuna kendiliğinden varırız. İnsanlar arasındaki çarpışma,
1000Kitap
Türk ÜlküsüHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 20234,932 okunma
Philoktetes: Kaderin mi, Şehvetin mi Kurbanı?
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2020 38. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2020 22:38
Sophokles’in *Philoktetes* Eseri Üzerine İnceleme --- ### 1. Giriş (Birazcık Spoiler) *Eserin Tanıtımı:* *Philoktetes*, Troya Savaşı arifesinde yaşanan bir sürgün hikâyesidir. Philoktetes, ayağından ısıran yılan nedeniyle iltihap kapan, yaranın kokusu ve inlemeleriyle silah arkadaşlarını rahatsız eden bir kahramandır. Sonuçta, silah arkadaşları tarafından Lemnos adasında terk edilir. Bu sürgün motifi, antik Yunan toplumunda süregelen ostrakismos uygulamasının bir mitolojik yansıması olarak yorumlanabilir. Ostrakismos, Atina demokrasisinde toplumu tehdit eden bireylerin sürgün edilmesini sağlayan bir uygulamayken, *Philoktetes* bu pratiğin tarihöncesi izdüşümlerinden biridir. ### 2. Çevirmen ve Metin İncelemesi #### 2.1. Çevirmenimizin Philoktetes Girişinden x - xi > "Philoktetes, iltihaplı yarası pis koktuğu ve sürekli inlediği için Troya seferine katılan silah arkadaşları rahatsız olurlar ve onu tek başına bir ıssız adaya terk ederler. Toplum bir bireyini bünyesinden atar, sürgün eder. Bu uygulama V. yüzyılda yaygınlaşan ve demokrasiye zarar vereceğinden çekinilen Atina yurttaşlarının sürgün edilmesi anlamına gelen ostrakismos'un tarihöncesi bir örneğidir. Birey toplum yararına birtakım haklarından feragat etmek zorunda kalır." Ayrıca mitin orijinal versiyonuna göre Philoktetes, Nymphe Khryse ile yaşadığı bir aşk ilişkisinin sonrasında Khryse tarafından lanetlenmiş ve bu lanet sonucu yılana sokturulmuş. Sophokles ise bu ayrıntıyı kullanmamış, bunun yerine Philoktetes'in yazgısını "alın yazısı"na bağlayarak onu daha masum ve trajik bir kahraman olarak konumlandırmıştır. #### 2.2. Benim Eleştirim ODYSSEUS Öyle yapmamı emretmişti komutanlarım, çünkü ayağındaki o korkunç iltihaplı yara yüzünden inliyor, feryat ediyor, lanet okuyor, orduda herkesin tüylerini
Duygu ve Düşünce
PhiloktetesSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2015648 okunma
Reklam
Reklam