NYMPHALAR’a ısrarla, “ortaya çıkın, derdinizi söyleyin, xxxx!” diyorum; herhâlde çarpı işaretlerinin sövme olduğunu anlıyorsunuz. Bunun bir sürü de canlı şâhidi var.
Böyle bir giriş yapmamın sebebi; şu ânda NYMPHALAR’ın NLP (Nöro Linguistic Program- Beyin Dilini Programlama)dan bahsederken, Kartal’da cihaz başında bulunanın ismi ve görüntü ve ses hâlinde bana gösterip konuşturduğu kişinin ismini söyleyemememden kaynaklanıyor. İsimler takma olabilir, bu yüzden delillendiremem, isimler gerçek olabilir, TELEGRAM’ı isbat kabil değil. Uzaktan elektromanyetik dalgalarla gerçekleştirilen ve hiçbir fizikî iz bırakmadan dengesiz-delice-deli bir tip ve organizmada buna şâhitlik eden sarsaklıklar meydana getirebilen, hattâ sadece psikolojik tahribat değil, doğrudan doğruya öldürme işini yapabilen bu cihaz, benim yönümden sadece elektromanyetik dalgaları yakalayabilmemle(!) isbatı kabil bir nesne. Öyle ki, bunu bilenler bir yana, NYMPHALAR bile bana “delilin var mı?” diyebiliyor. Bu demogojilerini benim bizzat onlara karşı kullanışım yeri geldikçe anlatılacak: Benim onlara söylediklerim hakkında, “delilin var mı?” demeleri üzerine, “delil bizzat tesbit eden olarak sensin!”, yahud “ben seni delillendiremiyorum ki!” şeklinde hoşluklar. Netice olarak mesele, kanun duvarına çarpıp çarpmamakta düğümleniyor... NYMPHALAR’ın şimdilerde etkisi yitik nakaratlarından biri, güzel bir misâl:
— “Sana, ne diyorlar derlerse ne dersin?”
Bu suâlin cevabını verecek olan ben, bunu söylemiş olarak kalacağım, onlar tabiî olarak ortaya çıkmayacaklar, böylece ben kendi kendimi hem öyle hem böyle rezil ve komik duruma düşüreceğim.
İşin en bıktırıcı yerinde, ortaya çıkmaları için, 600.000 kişiyi idare edeni adlı adınca söyleyerek ve “mertebesi” belirtilmiş bir şahısla