İçerik: Mîna Urgan’ın 1998 yılında yayımlanan bu anı kitabı, yalnızca bir yaşam öyküsü değil; aynı zamanda Türkiye’nin yakın tarihine açılan samimi bir penceredir. Urgan, kendisini “dinozor” olarak tanımlar; çünkü Cumhuriyet’in ilk kuşak aydınlarının değerlerine bağlı kaldığını ve değişen dünyada biraz eski kafalı sayıldığını düşünür. Kitapta Mîna Urgan çocukluğundan başlayarak ailesini, eğitim hayatını, dostluklarını, akademik kariyerini ve tanıdığı birçok ünlü ismi anlatır. Okur; Halide Edip Adıvar, Sait Faik Abasıyanık, Yahya Kemal Beyatlı, Abidin Dino ve daha birçok önemli isim hakkında ilginç anılarla karşılaşır. Bir Dinozorun AnılarıMina Urgan
Sezai Karakoç, büyük şair, üstad…
Üstad derken ben, sadece Necip Fazıl Kısakürek derdim.
Yanılmışım.
Bu ülkede şair ustaları bir tane olur mu hiç? Olmaz tabi…
Sezai Karakoç
* Yunus Emre
* Mevlânâ Celâleddîn Rûmî
* Fuzûlî
* Nâbî
* Nâzım Hikmet
* Necip Fazıl Kısakürek
* Yahya Kemal Beyatlı
* Cahit Sıtkı Tarancı
* Orhan Veli Kanık
Ve
* Sezai Karakoç
Sadece bazıları, daha niceleri…
Kitaba gelince ; Alınyazısı Saati - Şiirler IX
Sezai Karakoç, şiirlerinde karanlık ve yıkımı anlatıyor, müslümanlara yapılan eziyetleri anlatıyor. Fakat hiç bir zaman umudunu kaybetmiyor . Çözümünü sunuyor bizlere…
Birlik, beraberlik , dayanışma …
Çöküş varsa yeniden diriliş de var…
Yine şiddetle tavsiye edilir .
Tavsiye edip başkasının faydalanmasını sağlayan herkese teşekkür edilir efendim :)
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Aziz İstanbul , Yahya Kemal Beyatlı ’nın bir şehri anlatmasından çok, ona duyduğu derin bağlılığı ve vefayı dile getirdiği bir eserdir. Bu kitapta İstanbul; sokakları, semtleri, camileriyle anlatılan bir mekân değil, bir medeniyetin ruhudur. Yahya Kemal Beyatlı , İstanbul’a uzaktan bakmıyor, aksine ; onun içinde yaşamış, sesini duymuş, geçmişini bugüne taşımaya çalışmış bir tanık olmuş.
Eserde hissedilen asıl duygu nostaljiden çok , kaybolan bir zarafetin farkındalığıdır. Yazar, geçmişi körü körüne yüceltmez; ama geçmişin taşıdığı ölçüyü, estetiği ve inceliği bugünün telaşıyla yan yana koyar. Bizler, bu satırlar arasında sadece İstanbul’u değil, zamanla değişen insanı ve hayatı da düşünmeye başlıyoruz.
Dil sade görünür ama derindir. Cümleler süslü değildir; buna rağmen güçlüdür. Okurken insan yorulmaz, aksine durur ve düşünür. Kelimelerde bir musikî hissi vardır; sanki metin okunmaz da dinlenir. Anlatım sakin, ağırbaşlı ve samimidir. Yahya Kemal Beyatlı yüksek sesle konuşmaz; sessizliğiyle etki eder.
Aziz İstanbul , bir şehir kitabı olmaktan öte, bir hafıza ve aidiyet kitabıdır. Okuyana şunu hissettirir: Şehirler değişirken yalnızca binalar değil, ruhlar da eksilir. Yahya Kemal Beyatlı ’in yaptığı şey, o eksilen ruhu hatırlatmaktır. Bu yüzden kitap bittiğinde insan İstanbul’u sadece sevmez; ona karşı bir sorumluluk hisseder.
Tavsiye edilir.....
Kitapla ve sevgiyle......
Müge Akgün Gülşen ’in kaleme aldığı Temet Nosce, sadece bir roman değil, aynı zamanda ruhun en karanlık anlarından nasıl aydınlığa çıkılabileceğine dair bir yol haritası niteliğinde. Kitabın isminin taşıdığı o kadim anlam —“Kendini Bil”— hikâyenin her satırında yankılanıyor ve okuru sarsıcı bir deneyimin içine davet ediyor.
Acıdan Doğan Sahicilik Kitabın en etkileyici yanlarından biri, yazarın bizzat deneyimlediği 2023 depreminin izlerini taşıyor olması. Müge Akgün Gülşen, Hatay’da yaşadığı o dehşet anlarını, maddi ve manevi yıkımı, romanın başkahramanları Raçel ve Kemal üzerinden büyük bir içtenlikle anlatmış. Depremin sadece binaları değil, ruhları da nasıl sarstığını okurken, yazarın bu süreci bizzat tecrübe etmiş olmasının getirdiği o "sahicilik" hissi sizi hemen kavrıyor. Dramatize etmekten kaçınan ama derinliği olan bu dil, okuru ajitasyona değil, ortak bir acıda buluşmaya ve şifalanmaya yönlendiriyor.
Öğrenerek İyileşmek Temet Nosce, klasik bir roman kurgusunun ötesine geçerek hibrit bir yapı sunuyor. Bir tarafta Raçel’in enkaz altından çıkışını ve hayata yeniden tutunma çabasını takip ederken, diğer tarafta yazarın bu zorlu iyileşme sürecinde edindiği bilgileri hikâyeye ustalıkla yedirdiğini görüyoruz. Psikolojik yaklaşımlar, kuantum farkındalıkları ve spiritüel öğretiler; Raçel’in yaşadığı mental kopuşlar ve ışığa olan yolculuğu ile harmanlanmış. Okur, hikâyenin akışına kapılmışken bir yandan da "anda kalmak", "korkularla yüzleşmek" ve "içsel ışığı korumak" gibi yaşamsal bilgileri birer hayat dersi gibi değil, karakterin doğal bir gelişim süreci olarak benimsiyor.
Sonuç Olarak Temet Nosce, samimi diliyle kalbe dokunan, zor süreçlerden geçen herkesin kendinden bir parça bulabileceği bir eser. Yazarın kendi yarasını bir başkasına ışık olmak için kullanması, kitabı sadece
Eğil Dağlar; Yahya Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nı günü gününe, sıcağı sıcağına tahlil eden köşe yazılarının bir araya geldiği özgün bir 100 Temel Eser örneği
Cephede verilen mücadelenin yanında, Matbuatta verilen bir mücadelenin de olduğunu bu köşe yazılarından görme şansımız oluyor.
Yahya Kemal’in tarih şuurunu, Milli Mücadele için zor zamanda iz bırakan direncini, Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal’in henüz İstiklal Savaşı devam ederken Anadolu insanı gözündeki azametini çok güzel gösteren bir eser. İyi okumalar diliyorum Yahya Kemal BeyatlıEğil Dağlar
Eğil DağlarYahya Kemal Beyatlı · İstanbul Fetih Cemiyeti Yayınları · 2024399 okunma
Yahya Kemal Beyatlı ‘nın Edebiyata Dair adlı eseri Türk Edebiyatı’nın şiirinin, üslubunun, dilinin, kültürünün ve kısacası Türk sanatına dair düşüncelerini bir araya topladığı eseridir.
Bu kıtabı okurken Yahya Kemal Beyatlı ‘nınTürk Edebiyatı sahasında sadece bir şair olarak değil aynı zamanda kabiliyetli ve yetkin bir edebiyat düşünürü olduğu saydam bir şekilde anlaşılır.
Sadece kitaptaki başlıkları okusanız dahi dil şuuru, kültür, tarih, vatan, millet, estetik, garp ve şark meselelerini temel kavram olarak bizatihi görürsünüz. Bundan dolayıdır ki Yahya Kemal Beyatlı edebiyatın sadece kişisel arzuhalleri ifade etme yeri olmadığını; içinde bulunduğumuz toplumun gelenek ve göreneklerini, hafızasını, yönelimlerini ve ruhunu ifade eden temel unsur olduğunu şedid bir şekilde savunur. Edebiyata Dair edebiyatçıları ilgilendirdiği kadar toplumdaki kültürü merak eden diğer entelektüel şahısları da ilgilendirmektedir.
Yahya Kemal Beyatlı zengin ve kadim şiirimiz olan divan şiirini yermenin yerine anlaşılması ve günümüz edebiyatına uyarlanması gerektiğini savunmaktadır. Garba yanlış özenmenin ve garba özenirken garbın sanatını ve fenii bilgilerini en uygun derecede alıp hayatımıza uyarlamamız gerektiğini açıklamaktadır.
Eseri okurken bazı kelimeleri tekrar tekrar okuyacaksınız. Ve eliniz arama motorunu mutlaka gidecektir. Ama günlük hayatta kulllanırken hoş olacağınız birçok kelimeler var. Şimdiden mutlu okumalar.