Gözleri, sadece gözleri, sıkılmalarının, ne istediğini bir türlü bilememenin ve belki de bu yüzden, karşısına çıkan yeni ve yabancı yaşamlara dokunmak isteyişinin, sürüklenişlerden kurtaracak ve sıfırdan başlama şansı verebilecek, bir çeşit tutunma çabası olduğunun farkındaydı. Belki de bu yüzden gözler, kendisi tarafından ve çocukluğa giden bir tarihte oluşmuş, artık “kendine rağmen”e dönüşmüş bir kabuklanmanın içine hapsolmuş, çıkış yollarını yitirmiş bir kimliğin yardım çağrısı gibi bakıyordu.
Bir insana sığınmak, bir insana tam bir güvenle sığınmak, uzun sürmüş bir gemi yolculuğunda çokça sallandıktan sonra nihayet karaya ayak basmak, her biri yabancı sayısız sokak arasında kaybolmuşken girdiğiniz daracık sokakta ansızın denizle karşılaşmak, boşlukta gözü kapalı sağlam bir göğse yaslanmak, beklenmedik bir el tarafından, dü
şecekken kaldırılmak, ağlayacakken avutulmak, çalkalanacakken durulmak; İnanmak, emniyet, sadakat, herhalde ancak bir başkasının avucundan su içmektir.