okuryazaranne

okuryazaranne
@yaestpochemuchka
bence iki çocuktan önce ben de normaldim.. sanırım..
Rus Dili ve Edebiyatı Öğretmeni
KNLU’13
100 okur puanı
Mayıs 2018 tarihinde katıldı
Okunmayan ama yaşanan bir kitap oldu
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise insanın içine yerleşir. Maggie O’Farrell’in Evlilik Portresi benim için ikinci gruba giren eserlerden biri oldu. Kitabın son sayfasını kapattığımda yalnızca bir hikâye bitmemişti; Lucrezia’nın korkuları, yalnızlığı ve özgürlük arayışı da uzun süre benimle kalmıştı. Roman, Rönesans İtalya’sının ihtişamlı saraylarında geçse de aslında çok tanıdık bir duyguyu anlatıyor: Anlaşılmamanın ve kendi hayatının üzerinde söz sahibi olamamanın acısını. Tarihin sayfalarında adı küçük bir dipnot olarak kalan Lucrezia de’ Medici, Maggie O’Farrell’in kaleminde ete kemiğe bürünüyor. Onun dünyayı algılayış biçimi, insanlardan farklı düşünmesi, sanata ve doğaya olan ilgisi beni ilk sayfalardan itibaren kendisine yakın hissettirdi. Lucrezia’nın en çok etkilendiğim yönü, kırılganlığı ile gücünü aynı anda taşıyabilmesiydi. Sarayın duvarları arasında sıkışmış olsa da iç dünyasında özgür kalmayı başarabiliyor. Çevresindeki herkes onun adına karar verirken, o sessizce kendi benliğini korumaya çalışıyor. Belki de bu yüzden onunla güçlü bir bağ kurdum. Çünkü bazen insanın en büyük mücadelesi dış dünyayla değil, kendisini olduğu gibi muhafaza edebilmekle ilgilidir. Maggie O’Farrell’in anlatımı da romanın etkisini katlayan en önemli unsurlardan biri. Yazar, tarihsel gerçekleri kuru bilgiler halinde sunmak yerine atmosferi ilmek ilmek işliyor. Sarayların gösterişi kadar koridorlardaki sessiz tehditleri, güzel görünen hayatların ardındaki korkuları da hissedebiliyorsunuz. Özellikle gerilim duygusunu ince ince yükseltmesi, kitabı elimden bırakmamı zorlaştırdı. Evlilik Portresi, benim için yalnızca tarihi bir roman değil; kadınların sesi, özgürlüğün değeri ve bireyin kendi varlığını koruma mücadelesi üzerine güçlü bir anlatıydı. Lucrezia’nın hikâyesi yüzyıllar
Evlilik PortresiMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20231,503 okunma
Reklam
Saramago’yu mezarında ters döndürme incelemesi
Puan vermedi·308 syf.··
2026 5. kitabı
Evet, görüyorsunuz ya bitmez denilen kitaplar da bitiyor. Ben bu kitabi bitirdim ama konuya çok fazla adapte olamadığım için gereğinden fazla uzun sürdü. Öncelikle şunu belirtmekiyim ki, bu kitap kesinlikle Saramago ile tanışma kitabınız olmamalı. Onun tavsiyem Körlük Harika bir kitaptır ( Görmek kitabını körlük kadar sevmesem de yine de güzeldi) Bu kitaba da kötü demiyorum, tövbe, ama burda sağduyu ile içsel hesaplaşmalardan tutun da kitap içinde diyaloğa giren herkes için konuşmalar virgülle ayrılmış. Yani anlıyorum bunu yazmak da kolay değil ama lütfen yani Rus edebiyatından uzuuuuun uzun iki sayfaya bir paragraf yazan efendime söyleyeyim noktasız ama noktalama işaretlerini ustaca kullanarak insanın okurken ciğerini çürüten bir şeyler okumak istesem açarım Tolstoy okurum, Dostoyevski okurum falan yani. (Lütfen yanlış anlaşılmasın Rus Dili ve Edebiyatı mezunuyum; Rus edebiyatını da çok severim sadece söylediğime dikkat çekmek istedim) Kitap öyle ya da böyle bir şekilde kendini okuttu. Bazı yerleri ahlaki açıdan benim için sınayıcı oldu çok da severek okumadım ve böyle bir şey olacağını tahmin etmiştim. Ama sonu bana da sürpriz oldu. Belki de sabahın 01.00ında bitirmemiş olsam onu da tahmin edebilirdim. Kim bilir.. Güzeldi, okuyun tavsiye ediyorum ama ben bir daha okumam sanırım.
1000Kitap
Kopyalanmış AdamJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20143,724 okunma
Normalleştiremediklerimizden misiniz?
Puan vermedi·352 syf.··
2026 4. kitabı
Bazen en büyük sır, insanın kendi doğasını inkâr etmesidir. Matt Haig’in Radley Ailesi romanı ilk bakışta bir vampir hikâyesi gibi görünse de aslında modern insanın “normal görünme” çabasını anlatan ironik bir aile hikâyesi. İngiltere’nin sakin bir banliyösünde yaşayan Radley ailesi komşularına göre sıradan bir aile… fakat sakladıkları küçük bir gerçek var: Onlar vampir. Yıllardır kan içmeden “insan gibi” yaşamaya çalışan bu ailenin düzeni, çocukların gerçek doğalarını keşfetmesiyle sarsılmaya başlıyor. İşte tam bu noktada roman, fantastik bir hikâyeden çok kimlik, bastırılmış arzular ve kendini kabul etme üzerine düşündüren bir anlatıya dönüşüyor. Matt Haig bu kitapta korkudan çok şu soruyu sorduruyor: Kendi doğamızı bastırarak gerçekten normal olabilir miyiz? Fantastik kurgu ile kara mizahı harmanlayan, akıcı ve düşündüren bir roman. #kitapönerisi #mattHaig #radleyaile #kitapyorumu #neokudum
1000Kitap
Radley AilesiMatt Haig · Domingo Yayınları · 20252,057 okunma
ablacim bu ne bicim son boyle
4/10
·232 syf.··
2026 3. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2026 00:00
ben cok sevemedik kitabi oyle ki okumak icin kendimi zorlamam gerekti. genel olarak ahlak sorunu, empati eksikligi gibi insani duygulari ya da duyarsizliklari hedef alan bir sistemin olusturuldugunu soyleyerek baslamak gerek. Mesela ben su an diyorum boyle bir diptopya gerceklesecek olsa ben su an zihnen iki cocuk arasinda oyle cok yiprandim ve bunaldim ki muhtemelen testten kalir ve isaretsizlerle birlikte hayatta kalma savasina girmeye mecbur kalirim. tatsiz bir durum tabii. simdi birilerimiz digerlerimizden daha duygusuz diye daha dusuk standartlarda yasamaya mahkum mu olmali? bence bu da cok ciddi bir ahlaki duyarsizlik sorusu oluyor. sanki kitap bir noktada kendiyle celisiyor cunku bu testi yapanlar ve halkin isaretliler ve isaretsizler diye bolunmesini savunanlar aslinda belirli bir zumreti koruma icgudusuyle (ozellikle de kendilerinin de ait oldugu o testi gecebilen segment) hareket ederken; ote yanda kalan bazi ruhsal zorluklar, travmalar veya benzer sebeplerle testi gecemeyen kisi ve kisilerin daha dusuk hayat sartlarina ve standartlarina sahip olmasi konusunda sifir vicdani sorumluluk gosteriyorlar yani oldukca yuksek bir empati eksikligi sorunu. bir de hikayenin ucu acik birakiliyor isteyen istedigi gibi dusunup bitirsin gibi. bence bu da yazardan okura ciddi bir gol. Ablacim ben hikayeyi kendim bitirmek istesem kafamdan bir seyler uydurur bunun hayalini kurarim ruyasini gorurum falan. ben asil sizin kafanizin icindekileri merak ettigim icin bu kitaba para verip aldim ve okuyorum. beni cok yakalayamadi kitap bilemiyorum Altan belki de bu kitap icin yanlis zaman yanlis insan olduk.
1000Kitap
İşaretFrida Isberg · Domingo Yayınevi · 2024239 okunma
Biz göründüğümüz gibi miyiz?
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 13:04
Jules Verne’in Doktor Ox’un Deneyi, yüzeyden bakıldığında bilimsel bir şakanın, tuhaf bir deneyin ve abartılı bir kasaba portresinin öyküsü gibi durur. Oysa metin dikkatle okunduğunda, Verne’in aslında insan psikolojisine dair oldukça karanlık ve rahatsız edici bir soru sorduğu fark edilir: İnsan gerçekten sakin midir, yoksa sakinliğe uzun süre mecbur bırakıldığı için mi öyledir? Kasabanın durağanlığı, Verne’in anlattığı gibi masum bir dinginlik değil, zamanla içselleştirilmiş bir bastırmanın sonucudur. İnsanlar kavga etmez, yüksek sesle konuşmaz, tutkularını sergilemez; ama bu, içlerinde bu duyguların olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, metnin psikolojik ağırlığı tam da burada başlar: Bastırılan hiçbir duygu yok olmaz, yalnızca derinlere itilir. Doktor Ox’un deneyi, bu bastırılmışlığın kimyasal bir anahtarla açılmasından ibarettir. Oksijenin artışı, kasaba halkına yeni duygular vermez; onların zaten sahip oldukları ama bilinçli olarak ya da toplumsal alışkanlıklarla susturdukları dürtüleri görünür kılar. İnsanlar daha çabuk sinirlenir, aşklar kontrolden çıkar, küçük rekabetler çatışmaya dönüşür. Bu değişim, Verne’in ustalığı sayesinde bir “ahlaki bozulma” gibi değil, bir “psikolojik çözülme” gibi sunulur. Okur, kasabanın bozulduğunu değil, maskesinin düştüğünü hisseder. Çünkü ortaya çıkan öfke de, tutku da, hırs da sonradan eklenmiş değildir; yalnızca serbest kalmıştır. Bu noktada Doktor Ox’un kendisi de basit bir “çılgın bilim insanı” figürünün ötesine geçer. Psikolojik olarak Ox, insan davranışlarını ahlaki sonuçlarından bağımsız şekilde gözlemlemek isteyen bir zihni temsil eder. Onun için kasaba halkı birey değil, tepkidir; acı çeken özne değil, veri üreten nesnedir. Ox’un asıl tehlikesi kaosu başlatması değil, kaosun bedelini üstlenmemesidir. Deneyin
Edebiyat
Doktor Ox'un DeneyiJules Verne · İş Bankası Kültür Yayınları · 202123,7bin okunma
Reklam