Can Yücel bir hikâye anlatıyor.
Yakov yedi yaşında bir çocuk ve arkadaşına soruyor: İnsanlar nasıl olup da o küçücük gözleriyle her şeyi görebiliyor? Koca bir kasabayı ya da caddeyi görebiliyorlar, bütün bunlar bir göze nasıl sığar?
"Pekiy ama Yakov," diyorum ben de, "şu cezaevindeki bini aşkın mahkûmun, koca koca adamların yıllardır dünyaya duydukları özlemle o kocaman olmuş gözlerini düşün bikez! Nasıl olup da bunca göz bu dört duvar arasına sığıyor?"
Ne derler bizim orada: 《Mum satıcısı olsam güneş batmaz》 Ne var ki ben Tamirci Yakov olduğumdan güneş günün her saatinde batıyor. Öyle adamın biriyim ki soluk alsam başıma iş açılıyor. Diyeceğim tek bir şey var; daha az konuşmam gerek; dilimi tutmalıyım yoksa başıma çorap öreceğim. Zaten örülmüş ya..
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hayatı ciddiye alan, belki de fazla ciddiye alan, baz kimseler duyguların ikliminde meydana gelen đeğisiklikleri sezmekte ve bu değişikliklere cevap vermekte biraz ağır alıyorlar, geç kalıyorlar. Şunu demek istiyorum ki Yakov İvanovic, insan çok çekingen olursa ya da kendini havattaki güzel ve iyi şeylere layık görmezse aşkı da elinden kaçırabilir. Rüzgarlı havada uçup geçen bir bulut gibi...