Puan vermedi
Herkese selamlar Bugun size #kızılgece serisinin ilk kitabının yorumu ile geldim. Sevgili @_durumavii nin bu eski serisi derlendi, toplandı ve @verakitapyayinlari 'tan 2 kitaplik seri haline getirildi. Bence cok da iyi oldu, çünkü eski basimi cok uzundu ve ne yalan söyleyeyim bu kadar uzun seriler okumaya üşeniyorumBu duzenleme benim icin harika oldu, bu sayede merak ettigim o #fantastik seriye bende başladım Yazar kurgusal olarak bence farkli bir evren yaratmıştı. Kizil bir dünya, büyüler, sihirler, farkli yemekler ve meyveler. Hatta kitabin kurgusu bile o kadar degisik ki nasil yani diye diye okudum resmen. Ortada bir bebek var ve bu bebegin ebeveynleri daha evvel hic karsilasmamis. Tam meraktan cildirmaliktiBu kisimlari en sevdigim yanlari oldu. Ama asil iyi kismi, ilk kitabin tam manasiyla, nefretten aşka temasını iliklerime kadar hissettirmesiydi. Bununla birlikte sonlara dogru aski ve tutkuyu da hisseder oldum. Yani gerçekten yavas ilerleyen bir ask vardi. Hikaye ana karakterler uzerinden ilerleyince merakla o cikcikli hallerini bekler oldum Pek tabi ki takildigim yerler bu kitapta da oldu. Bunların ilki evrende at kullanıldığı gibi arabaların da olmasi, telsiz kullanilmasiydi. Sanki ortam 70-80'li yillara ait bir dunya gibiydi. Cunku son bölüm haric yalnizca kadin karakter Rozelin'in bakis acisiyla yazilmisti. Keske Biran Nuh'tanda bol bol okusaydim. Hem bu sayede evrene daha fazla hakim olmami saglardi. Umarim devam kitabinda ondan daha fazla bölüm okurum, cunku belli ki bu adamın aski da efso olacak. Ilk kitabin sonlarina dogru kendini epey belli etti Karakterler demisken, henuz iki karakterinde arasinda bir seçim yapamadım. Fakat Rozelin cok az farkla benim icin onde gibiİkisi de epey guclu, dedigim dedik kisilerdi. Biran Nuh zaten bulunduğu sehrin lideri
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026198 okunma
9/10
·524 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Füsun'um güzelim,prensesim seni ilk gördüğümde o aşkımızın sadece bedenden bedene geçtiğini düşünürdüm.Ama senin aşkın beni körükledi ve cidden almamam gereken riskleri almam gerektiğini öğretti.Sana kolay yalan söyledim çoğu zaman ama o kadarda çok sevdim seni o bana sarılışın gözlerini kapattığında hayallere dalışın beni ayrı yerlere götürdü sana çok zalim davrandım seni neredeyse 9 yıl bekledim bana geri dönmen için beni geri sahiplenmen için o 2 ile 4 arasındaki geçirdiğimiz zamanı o güzel dudaklarını çok özlemiştim yanındaydım ama dokunamıyordum görüyordum ama sevemiyordum sen bana dargın ve küskündün verdiğim sözleri tutamamıştım seni kendime aşık edip yataklara düşürdüm ve olmaman gereken biri ile olmanı sağladım.Çok kararlıydın ve hevesin çok hızlı kırılıyordu güzelim ama istediğin yapıldığında hemende ikna oluyordun hırslıydın.Senden eşyaları sakladım senin dokunduğun,senin dudağına deydirdiğin kaşığı,giydiğin ayakkabıyı,içtiğin gazozu,yediğin helvayı,içtiğin ucu kırmızı sigara izmaritini hepsini birbir sakladım. Merhamet apartmanında hepsini dizdim ve orası senin ve senden aldığım,senin dokunduğun bana seni hatırlatan herşey vardı.Anıların artık benle ama anıları kazanayım derken seni kaybettim ben beklediğim aşk’ı ben beklediğim bal dudakları güzel vücudu kaybettim herşey için özür dilerim Füsun’um…
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Reklam
8/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 22:35
Tarihte yaşanan susturulmayı görünür kılmak adına yazılmış bir kitap. Oldukça dağınık gidiyor olmasına rağmen tatlı bir gece uykusu öncesi sohbeti aslında. Metinden kopmalar yaşasam da beğendiğimi söylemeliyim. Politik bir anlatı fakat didaktik değil. Şiirsel bir deneyim tadında. Hepsini tek metinde yapmak riskli bir seçim fakat kendimi kaptırmamak elde değildi “Sonra Juan durup dururken konuşuyor ama bir sohbet başlatır gibi değil de sonlandırır gibi..” “Ama söz ver nene eğip bükeceksin, yalan söyleyeceksin, sabitli şekil alabilir hale getireceksin. Söz veriyorum, Juan.” “Sonra sessiz gökyüzünün siyahımsı mor rengine bakınca hissettin ya da algıladın, biz gecenin en temel direnişindeydik, günün yeninden doğacağına inanmanın zor olduğu bir zamanda..”
KarartmalarJustin Torres · Livera Yayınevi · 202512 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:13
Nermin Yıldırım’dan okuduğum ilk kitap olan Dokunmadan beni derinden sarsan bir deneyim oldu. Sayfaları çevirirken sık sık kendimden bir parça buldum, altını çizdiğim her cümlede "İşte ben de tam olarak böyle düşünüyorum!" dedim. Hikaye boyunca Adalet’e kocaman sarılma isteğiyle doldum. :( Zaman zaman karşımıza çıkan toplumsal eleştiriler hikayeye o kadar güzel yedirilmişti ki, mesaj kaygısı gütmeden, son derece net ve vurucu bir şekilde bana ulaştı. Nermin Yıldırım’ın diline ve üslubuna kelimenin tam anlamıyla bayıldım. (SPOILER İÇERİR): Sadi Saber’in bir hayal olmadığını umduğu ve bunu öğrendiği o sahne bence kitabın en duygusal, en can alıcı yeriydi. Mutlu sonla bitecek pembe bir aşk romanı okumadığımın başından beri farkındaydım, bu yüzden final beni şaşırtmadı ama çokça üzdü. Yine de ne yalan söyliyim, Adalet’in daha güzel, içinin tamamen rahat olduğu bir sonu yaşamasını çok isterdim.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
6/10
·666 syf.··
2026 6. kitabı
Sevdiklerimin çok fazla övdüğü bu kitaba beklentim AŞIRI yüksek başladım. İlk başta yazım dili çok farklı ve orjinal geldi. Evren çok ilginç, hikaye akıyor. Benim yaşadığım en büyük sıkıntı hiçbir karakterle bağ kuramamam oldu. Tükettigim her içerikte (kitap, film, dizi vb.) ilk ihtiyaç duyduğum şey bağ kurabilecegim bir karakter. Bunun yokluğu beni biraz zorladı ne yalan söyleyeyim. Öte yandan karakterler çok ilgi çekici. Okumak cidden eğlenceliydi. Ara sıra bir senaryo okuyor gibi hissettim diyalogların yoğunluğundan. Çok fazla karakter vardı bence, o sebeple hepsi yüzeysel kalmış. Okurken bir karakterin ne kadar gereksiz olduğunu düşündüm hatta ve sonunda ölünce meh, iyi oldu deyip geçtim açıkçası. ikinci yaşadığım en büyük sorun TUM twitleri çoook önceden tahmin edebilmiş olmam. Tükettiğim şeye karşı hevesimi çok kırıyor. Cidden üzüldüm yani tahmin edebilmiş olmama. Inglorious bastards havası çok güzeldi. Film olsa çok severdim, zaten James Cameron haklarını almış çıkınca seve seve izleyeceğim çünkü yaratılan dünya cidden absürt gothic ve komik. Bu yazardan ilk kitabımdı ve araştırdığıma göre diğer yazdıklarından farklı bir kitapmış bu ve kendi fandom'ı da sevmemiş bu kitabı. Not my cup of tea diyerek 3.5/5 veriyorum
ŞeytanlarJoe Abercrombie · İthaki Yayınları · 202581 okunma
Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Reklam
Reklam