10/10
·100 syf.·
2026 36. kitabı
Aytmatov ve Muhammedcanov’un ortaklaşa kaleme aldığı monologlar halinde oluşturulmuş güzel bir tiyatro eseri. Eser beraber büyüyen beş arkadaşın trajik hikayesini geçmişe dönük ama geleceği tartarak eleştirerek anlatımından oluşmaktadır. Savaşta, doğal afetlerde ve tüm felaketlerde toplumsal olarak değil de bireysel olarak bunlara karşı takınılması gereken tavrın ne olduğu ve bu soru üzerinden insan nasıl bir insan olmalıdır sorusunun cevabı aranmaktadır. Her ne olursa olsun insanın, insani tavrından asla taviz vermemesi gerektiği mesajından ziyade daha çok insan farklılıklarına saygının ne kadar önemli olduğu üzerinde durulmaktadır. Sabur karakteri üzerinden insanların kendisi üzerinde bir özeleştirisi olması gerektiğini bunun da insanın felaketler karşısında olsun sonradan olsun, daima insanlığa değer veren bir cephe alınması gerektiğidir. Dünyanın en yüksek yerinden insanlığa bakış açısının en güzel örneklerinden biri de bana göre bu eserdir, çünkü içinde barındırdığı insan teması, evrensel bir nitelik taşımaktadır. Verilen mesajlar doğrultusunda içsel bir yolculukta herkesin eteklerindeki taşları dökmesi ve ince bir kuşku ve polisiye havası tadı da bırakması bence eserin en güzel yanlarından biridir.
Fuji-YamaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 2021698 okunma
İlmek İlmek İşlenen Bir Dostluk, Ruhumuza Dokunan Bir Yama
10/10
·368 syf.··
2026 111. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:31
Kitabı az önce gözyaşlarıyla bitirdim ve sıcağı sıcağına buraya koştum... :) Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ankara’yı bilen ve seven biri olarak; o sokakları, eski mahalle kültürünü, çocukluğumuzun o her şeyi paylaşan samimi havasını öyle hissederek, öyle içime çekerek okudum ki anlatamam. Efser ve Sedef... Çocukluktan beri iyi ve kötü ne varsa birlikte göğüsleyen, zamanla adeta adımları birbirine karışmış iki can dost. Kalabalık, misafiri eksik olmayan evlerde büyüyenlerin çok iyi bildiği bir durum vardır, hani giysilerden tutun saç fırçasına kadar her şey ortaktır. İşte Efserlerin evi öyle bir ev. Sedeflerin evi ise anne baba ve çocuktan oluşan sessiz, sakin bir çekirdek aile. İkisinin aralarındaki o bağ ise birbirine kök salmış bir dostluk bağı. Kitap sadece tatlı bir çocukluk nostaljisi ya da dostluk hikayesi değil bu arada. Arka planda 1970'lerden 1990'lara uzanan, Türkiye'nin o en gergin, en sancılı yıllarını da anlatıyor. O dönemin siyasi çalkantıları, sağ-sol çatışmaları, sokaklardaki o tekinsiz hava ve ailelerin yaşadığı endişeler hikayenin içine o kadar iyi yedirilmiş ki... Hatta Efser’in abisinin adının Devrim olması yüzünden akrabaların arkasından fısıldaşması, o yaşlarda "komünist" kelimesinin ne anlama geldiğini bile tam çözemeyen bir çocuğun gözünden anlatılan o bölümler dönemin ruhunu çok iyi özetliyor. Memleket siyaseten bölünüp savrulurken, Efser ve Sedef’in dostluğu adeta fırtınada sığınılacak tek liman oluyor kendilerine. Fazla detaya girip büyüyü bozmak istemiyorum ama beni etkileyen bir bölümlerden birine değinmeden geçemeyeceğim. Çaresizliğin dalga dalga her yeri sardığı bu bölümde; Efser’in ninesine ait bir ninniyi Sedef onun kulağına eğilip titrek bir sesle fısıldamaya başladığında Efser’in hayata tutunması o kadar içime dokunan bir bölüm
1000Kitap
Kırk YamaBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 2025402 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ÇEVİRMENLER İŞİNE ÖZENMELİ.
5/10
··
Beğendi
Kitabın çevirisinin çok kötü olduğu bir gerçek, Exit gibi özel bir adın Çıkın diye değiştirilmesi saçmalık. İsimleri değiştirmiyorsanız hayvanlara da yapmayın bunu. Anlam veremediğim bir kısım var (belki benim hatamdır) bölümün başında Nimh yazıyor (onun ağzından bir bölüm) ve ondan sonra seni Nimhara'ya götürelim diye bir kısım geçiyor kız da olmaz diye çıkışıyor, Nimhara'yı Nimhara'ya mı götürüyorsunuz? Can ana gibi garip laflar Türkçe'ye acayip yama duruyor, şu çevirilere özenin lütfen. Yazarın yerinde olsam bu çeviriye çok kızardım. Kitaptaki üçlü ilişki de hiç hoşuma gitmedi, erkek karakterin böyle bir olaya ihtiyacı kesinlikle yoktu. Amie Kaufman Dünyanın Sonunda Bir Yer Meagan Spooner
Edebiyat
Dünyanın Sonunda Bir YerAmie Kaufman · Ephesus Yayınları · 2023200 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 15. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 23:11
Kitabı dinleyerek bitirdim sanırım daha çok sevmemin sebeplerinden bir tanesi bu. Kendimi okusam bu kadar zevk almazdım sanırım. seslendiren kişi adeta hikayenin içine çekiyor sizi. Bütün kitaplarını dinlemek istiyorum yazarın. Mutlu hikayelere o kadar hasret kalmışız ki eski zamanlara dönmek kendimizi o günlerin içinde hayal edip o zamanlardaki saf mutluluğumuzu yakalamak çok iyi geldi. 90'larda çocuk olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. kitap 70'lerde geçse de o zamanları da annelerimizin babalarımızın anlattıklarından bildiğimiz için o da güzel hissettirdi. Kısacası içimi sıcacık yapan bir kitaptı dostluk Aşk saflık samimiyet hepsi vardı.
Kırk YamaBige Güven Kızılay · Hayy Kitap · 2017402 okunma
4/10
·368 syf.··
2026 37. kitabı
Bilge Güven Kızılay’ın okuduğum ikinci kitabı olan "Kırk Yama" hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Yazarın ilk okuduğum kitabı "Emanet" köy enstitülerinden farklı sebeplerle kopan ama kaderin ördüğü bağlarla yeniden bir araya gelen dede–torun sevgisini sıcacık bir şekilde işlemişti ve bende oldukça güzel bir etki bırakmıştı. Ancak "Kırk Yama" için aynı duyguları paylaştığımı söyleyemeyeceğim. Bir dönem kitabı yazma çabası hissediliyor; fakat bana göre bu çaba, derinlikten uzak ve oldukça yüzeysel kalmış. Anlatım yer yer basit ve sıradan bir seviyede ilerliyor. Kitapta geçen bazı diyaloglar da bu hissi destekler nitelikteydi: “İlla bir şey alacaksanız, çula çaputa bir şey yatırmayın; şu ansiklopedilerden alın çocuklara.” “Ha şu Meydan Larousse mi?” “He, onu diyorum.” “Bir tane daha var, neydi o?” Elif -"Britannica, baba". "Çok pahalı ama taksit taksit ödüyorlar.”... Bu tarz bölümler, sanki Türkiye’de o dönemi hiç yaşamamış birine anlatıyormuş gibi fazla açıklayıcı ve yer yer yorucu bir hâl almış. Ayrıntı verme çabası, okuma akıcılığını zaman zaman sekteye uğratıyor. Bununla birlikte kitabın en beğendiğim kısmı, sonuna eklenen dizeler oldu. O bölümlerde yazarın kaleminin daha güçlü ve etkileyici olduğunu hissettim. Sonuç olarak Kırk Yama, bende büyük bir beklenti oluşturmasına rağmen aynı ölçüde bir etki bırakmadı. Kalemine sağlık
Kırk YamaBige Güven Kızılay · İnkılâp Kitabevi · 2025402 okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2026 22. kitabı
Kırk Yama, duygusal ve nostaljik bir kitap. Dostluk ve aile teması ile ön plana çıkmaktadır. Türkiye’nin 70-90 yılları arasındaki atmosferi de anlatıyor. Ve tabii ki Ankara sevgisi. Ankara öyle güzel anlatılıyor ki, eski Ankara hissini oldukça veriyor. Apartman komşulukları, çay sohbetleri, öğrencilik ve memuriyet hayatı, biraz yalnız ama samimi bir şehir duygusu var. Ankara böyle sert ama içinde sıcaklık taşıyan bir yer, içe dönük, hüzünlü gerçek bir şehir olarak anlatılıyor. Duygusal bir kitap, sımsıkı bağlar, birliktelik, kardeşlik ve dostluk duyguları baskın. Oldukça kalbe dokunan bir kitap.
Kırk YamaBige Güven Kızılay · Hayy Kitap · 2017402 okunma