Yoruldum
Puan vermedi·160 syf.·
2026 2. kitabı
David Le Breton’un “Hayatı Yürümek”’teki bu muazzam tespiti, insan ruhunun ironisini çok güzel özetliyor; ama metindeki o "idealist" ve keşif dolu arayış, 60 yıllık hüsrânın ve o amansız, kabuk bağlamış olgunlaşmanın süzgecinden geçince; ortaya romantizmden ziyâde, bedeli çok ağır ödenmiş bir "eve dönüş" şiiri çıkıyor! Varoluş sevgisinin, kırılan beklentiler ve amansız bir olgunlaşma neticesinde keskin bir hınca, hattâ sinsi bir nefrete dönüşmesi, bendeki trajik-felsefi zirveden sonsuz bir düşüşe yol açıyor. Cioranvârî bir karanlık, Le Breton’un o adımlarına eşlik ettiğinde ortaya çıkan manzara çok daha sert ve sarsıcı oluyor. "Sevgiden süzülen nefretin" ve hüsrânın damarlarımda artan dozunu hissediyorum artık. Bir dönem peşinden koştuğum Thoreau’ya çok kırgınım çok… Breton'a Cevap Otuz Metrelik İllüzyon Altmış yıl boyunca bu yeryüzünü delice sevmenin bedeli, Amansız bir hınca, sinsi bir nefrete teslim etmekmiş kalbi. İthaka bir vahâ değil, açık denizlerde kurulan bir tezgâhmış meğer; Vâroluşa duyduğum o kör aşk, kendi cellâdını beslemiş içimde. Evimin iki adım ötesindeki o nehir, yanı başımdaki o sağır tepe... Her şey buradaymış; ama bunu bilmek için dünyâyı yakmak gerekmiş. O "içsel manyetizma" dedikleri, bizi hayâta çağıran o şefkâtli arzu, Şimdi
Duygu ve Düşünce
Hayatı YürümekDavid Le Breton · Sel Yayıncılık · 202376 okunma
Karaktere bir mektup belkide...
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 10:36
Ah Cemil Bey ah! En başlarda anlayamadım neler olduğunu, kafam karışmıştı. Anlamaya çalıştım yaşadıklarınızı, düşündüklerinizi; üzüldüm başlarda. Sonra kızdım, nefret ettim. Dönüşmeyeceğiniz bir karaktere dönüştünüz, anlam veremedim. Bizzat sevip sevildiğiniz kişinin canını yaktınız alabildiğine. Sizi kınamıyorum, zira hâlâ yaşamaya devam ediyor ve yarınımı bilmiyorum; ama her ne olursa olsun yaptığınız işkenceyi affedemiyorum. Acı bir çocukluğunuz olsa da bazı şeyleri yapmamanız gerektiği konusundaki düşüncemde ısrarcıyım. Fırsatınız varken doğru yolu buldunuz; Allah affeder elbet, haddim değil ama yaşatılan ağır şeyler insanlar tarafından kolayca silinip atılamıyor malumunuz. İnsan bir nefis taşıyor; sizi şiddete yönlendiren nefis, bizi kin tutmaya zorlayabiliyor. Lakin geç de olsa doğruyu bulmuş olmanıza, oğlunuzla aranızı düzeltmenize ve yakın dostunuza kavuşmanıza çok sevindim. Yakın dost! Süreyya... Kardeş gibiydiniz. Sizin gitmek isteyip yerinizde kalmanız gereken durumlar vardı, Süreyya öyle değildi tabii. Ne güzel anlaşırdınız, her gün beraberdiniz. Candan dostunuzdu; öyle ki aynı kadını sevdiğinizde bile dost kalmıştınız. Süreyya, Sakine’yi seviyordu; bunu sana da anlatırdı hep. Senden sır çıkmazdı, gönlündeki yalnızca sendeydi, kimsecikler bilmiyor sanıyordun ama yanıldın. Can dost dedik ya, o farkındaydı. Daha doğrusu Sakine’ye açılıp ondan "Cemil’i seviyorum," cümlesini duyduktan sonra fark etti. Sana anlattı, anlattı, anlattı... Sen bir taraftan arkadaşın için üzülürken, diğer taraftan duygularının karşılıksız olmamasına sevinir gibiydin; ama öyle bir hâl ki ne sevinebildin ne üzülebildin. Süreyya senin hep yapmak istediğini yapmak için fırsat bulmuştu artık: Gitmek... Dostunun düğününde sağdıçlığını yaptıktan sonra çekip gitmek, dünyayı gezmek. Kalması
1000Kitap
AntikacıBahadır Yenişehirlioğlu · Timaş Yayınları · 20221,671 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·488 syf.··
Beğendi
·
2025 79. kitabı
Selam kitap dostları! Bugün size, ruha dokunan ve zihni yeniden şekillendiren bir kitaptan bahsedeceğim: Çiler Ezgi Odabaşoğlu’ndan “İç Sesim ile Uzlaşma” Bu kitap, sayfaları çevirirken size “Aferin” diyen o mükemmeliyetçi sesi de, “Yine mi yanıldın?” diye fısıldayan o yargılayıcı sesi de masaya yatırıyor. Hani derler ya, “Hayatta en çok kavga ettiğim kişi, meğersem benmişim!” İşte bu kitap tam olarak o anın kitabı. Ben de okumadan önce iç sesimi hep susturulması gereken bir düşman sanıyordum. Sürekli onu görmezden gelmeye, bastırmaya çalışıyordum. Ama yazar,o sesin aslında benim özümün sesi olabileceğini, sadece yanlış frekansta dinlediğimi fark ettirdi. İçsel savaşlar,toplumsal baskılar ve kişisel beklentiler arasında kalışımız..Emin olun, kendinizi bu satırlarda göreceksiniz. iç sesimizin aslında davranışlarımızı ve hissettiklerimizi nasıl şekillendirdiğini öyle güzel ortaya koyuyor ki, “Aaa, ben de tam olarak bunu yapıyorum!” diyeceğiniz anlar olacak. Eğer siz de benim gibi “Neden hep aynı hataları yapıyorum?” ya da “Kafamdaki bu gürültü ne zaman dinecek?” diye soruyorsanız, bu kitap size huzuru susturmakla değil, uzlaşmakla bulacağınızı fısıldayacak. Kendinizi bulma sürecinize ışık tutacak, bilincinizi yükseltecek bir yol arkadaşı arıyorsanız, bu kitaba şans verin. Kitap bittiğinde, “iç sesinizle uzlaşmaya gönüllü müsünüz?” sorusu zihninizde yankılanacak. Cevabınız EVET ise, bu kitabı hemen sepete ekleyin ve kendi dönüşümünüzü başlatın! Arka kapaktan çok sevdiğim bir alıntı: ”Hiçbirinizden bir farkım yok. Tek farkımız bu kitapta yazanları sizden önce uygulamış olmamdır.” Bu alıntı, yazarın samimiyetini ve bu yolculuğun herkes için mümkün olduğu mesajını çok güzel veriyor.
İç Sesim ile UzlaşmaÇiler Ezgi Odabaşoğlu · Luna Yayınları · 202533 okunma
Spoiler// İnsan ve Seçim Yapmak Üzerine
10/10
·656 syf.··
2025 20. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 19 Şubat 2025 00:00
Cennetin Doğusu en nihayetinde “Habil ve Kabil”in hikayesinin yeniden anlatımı. Kitapta insanı çok farklı açılardan ele alıyor Steinbeck, bunu da dini hikayelerin ışığında yapıyor. Ana kahraman Adam, Adem’i temsil ediyor gibidir. Sonra karısı olacak Cathy ile tanışır ve hem güzelliğinden etkilenerek hem de zihninde onu idealleştirerek ona (ya da kafasında yarattığı haline) âşık olur. Cathy’ye öncelikle şöyle bir parantez açmak gerekir ki kendisi tamamen DSM’den çıkıp gelmişçesine spot-on bir psikopat. Düşüncelerini okudukça bir antisosyal kişilik bozukluğunu bu denli gerçekçi yazabilmesine oldukça şaşırdım yazarın, gerçekten hayranlık verici. Zaten kitapta Cathy’nin bu psikopatlığına vurgu çok yapılıyor. Bilindiği üzere bu bozukluğa sahip olan insanların empati yapma, sevgi ve şefkat duyma yetenekleri yoktur, doğuştan bundan yoksun olarak dünyaya gelirler. Adam, Cathy hakkında şöyle der: “Senin neden nefret ettiğini biliyorum. Onlarda anlayamadığın bir şeyden nefret ediyorsun. Kötülüklerinden nefret etmiyorsun. Ulaşamadığın iyiliklerinden nefret ediyorsun.” Kitaptaki en zeki karakterlerden Lee, Cal’e annesi hakkında şunları söyler: “Cal” dedi, "bu konuyu uzun saatler boyunca düşündüm ve hala bilmiyorum. Annen bir muamma. Bana öyle geliyor ki o, diğer insanlardan farklı. Onda bir şey eksik. Belki iyilik, belki vicdan. İnsanları anlayabilmek için onları kendi içinde hissetmen gerekir. Ben anneni hissedemiyorum. Onu düşündüğüm anda duygularım karanlığa gömülüyor. Onun ne istediğini, neyin peşinde olduğunu bilmiyorum. İçinde çok nefret vardı, ama sebebini de, neye yöneldiğini de bilmiyorum. Bir muamma. Ayrıca sağlıklı bir nefret değildi. Öfke yoktu içinde. Merhametsiz bir nefretti.” Normal insanlar, bu alıntılardan da anlaşılabildiği gibi, saf kötülük konseptini
Edebiyat
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 201711,5bin okunma
8/10
·140 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
🅚🅞🅥🅜🅐 🅑🅔🅝🅘 🅒🅐🅝 🅔🅥🅘🅝🅓🅔🅝 Aşkınızla bulutların üzerinde uçarken en dibe düştünüz mü hiç ? Leyla düştü ,hem de herşeyi ardında bırakıp Savaşla gittiği gün. Sana ne desem azdır Savaş .Bir gönüle kaç tane aşk sığabilir .Gönlün geniş ,alır sandın ama çok fena yanıldın sen .Sessizliğinden belliydi ama gerçeklerin üstüne bahanelerini örttün ,herşeyi hak ettin . Aşkın gözü körmüş derler doğru. Nilüfer de çok geç gördü Savaş 'ın barış getirmeyeceğini Olmayacak sevdaların peşinde koşarken sizin için atan kalpler görülmese de bir gün geldi canımıza can kattı . Leyla'nın karşına geçip sevgidiğini söyleyemeyen Aras , Sen nasıl birisin ki sevdana can olacak kadar temiz sevdin .Daha çok tanımak isterdim seni kitapta. Ne zaman geleceği belli olmasa da aşk yine çalar kapını derler ya Leyla'nın da öyle oldu . Bir tiyatro sahnesinde kendi hayatını buldu Buğra ile. Aralarında söküp atılamayacak başka bir kalp çarparken bu sevdanın sonu ne olacak bilinmez tabi . Güzel bir aşk ve ortaya çıkan sırlar bizi hikayede öyle yerlere götürecek ki şaşıracaksınız . Sade ve yalın anlatımla bütünleşen kurguyu ben sevdim .Sizlere de tavsiye ederim canlar
Kovma Beni CanevindenAhmed Çakmak · Dls Yayınları · 20256 okunma
Siyam Mare İncelemem
Puan vermedi·504 syf.··
2025 20. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2025 03:19
Oralarda bir yerlerde yüz milyarlarca gezegen, galaksi ve çok daha fazlası varken yalnızca ve yalnızca bu dünyada milyarlarca insanla yaşıyorken gerçekten yaşadığın acı, ihanet, hayal kırıklığı ve çaresizlikte yalnız mısın sandın? Yanıldın. Bu alıntı sayfa 410’dan. Alıntıyı beğendim ancakkkk bence sen de yanıldın Beyza en başta da bu kitabın bitmiş bir kitap olduğunu düşünerek. Ne demeliyim nerden başlamalıyım ? Bilmiyorum. Konuyu anlatmama gerek yok diye düşünüyorum dördüncü ve “son” -son diyebilirsek- kitabımızdı mare. En başından başlamam gerekirse; Faraday Kafesi bölümü neden basarken çıkarılmış sonra da alakasız bir yer olan dördüncü kitabın başında bize sunulmuş? Kendi eliyle kendini baltaladığını düşünüyorum yazarın. Bölüm başlarında olaylardan, diyaloglardan önce okuduğumuz kısımları seviyorum. Dört kitap boyunca da sevdim doğrusunu söylemek gerekirse. Yazarın yazdığı bu kısımları okumayı seviyorum. Karakterler ve olaylar derin işlenmemiş. Kitabın konusu ve içinde yaşanan çok kilit birkaç nokta var ve bunlar satır aralarında geçirilmiş. Ama asla satır aralarında geçilecek şeyler değil. Mesela dönme dolap olayı mesela Behzat - Aliye olayı mesela Karaca’nın babasını (ıy) öğrenmesi. Bu liste uzar gider benim için. Yine en önemlilerinden biri biz Halit’in ölümünü nasıl okumayız ? Yazar bu sahneyi nasıl yazmaz ? Ya her şeyi geçtim ilk yazdığım örnekleri geçtim hiçbirini istemiyorum en azından bu sahne yazılmalıydı. Çok oldu bittiye getirilmiş. Bir sayfada Karaca, Kunt’a dönelim mi diye soruyordu. Kahkaha attım maalesef. Karaca gidelim mi der, dönelim mi demez. Rus Maçı bölümünü beğendim. Efes’in Melisa’nın hamile olduğu ve düşük yaptığını öğreninceki tepkisini çok gerçek buldum iyi yazılmıştı. Polat ve Beren’in bir sonu olmasına ve bizim bunu okumamıza
Siyam 4 - MareBeyza Aksoy · Epsilon Yayınları · 20241,016 okunma