"Sanırım yarın nereye gideceğime karar vermem gerekecek."
Donakaldı. "Gidelim mi?"
Başımı salladım. "Bir iş ve yaşayacak bir yer bulmayı düşünmem gerekiyor."
Daha da gerildi.
Kaşlarımı çattım. "Nash-"
"Burada yaşayacaksın." Sesi hırıltılı bir tondaydı. Beni yere yatırıp altına aldı. "Gitmene izin vermeyeceğim."
Emir verici bir ton kullanıyordu.
"Nash, burada öylece kalamam. Benim için zaten çok şey yaptın."
Sertleşmiş yüzü daha da sertleşti. "Burada kalacaksın. Sen benimsin. Ben de seninim."
Karnım kasıldı. "Ben-"
"Seni bırakmayacağım Georgie. Bir kere denedim. Yanlış bir karardı." Kalbim minicik minik çarpıntılar atıyordu. "Neden? Neden kalmamı istiyorsun?"
Çenesindeki bir kas kasıldı. "Çünkü birlikte iyiyiz."
"Bundan daha fazlasına ihtiyacım var," diye fısıldadım.
O kas tekrar seğirdi. "Seni sevdiğim için kalıyorsun. Senin için farklı bir hayatın daha iyi olacağını düşünmüştüm ama yanılmışım. Senin için en iyisi benim. Seni sevecek, koruyacak, her zaman yanında olacak bir adam."
Beni seviyordu. İçim eridi, eriyip gitti. "Beni seviyor musun?"
...Acının rengi siyah mı anne?
Annemin öldüğü gün, karalara bürünmüş kadınların yasında, acıyı siyah renkle özdeşleştirmişti Gökçe.
"Acının rengi olmaz" demiştim kızıma.
Yanılmışım.
Acının rengi sarıydı!..
Şiddet her zaman, sadece şiddet üretmez. Uzun zaman şu cümleye inanıp tekrarlayıp durdum zihnimde: Şiddet şiddetin sonucudur. Yanılmışım. Şiddet bizi şiddetten kurtardı.
İncelemelerim esnasında Allah'a inanmayan insanların iki kısım olduğunu gördüm:
Birinci kısım, önyargılı insanlardır. Onlara Allah'ın varlığına dair ne kadar delil gösterilse de inanmazlar. Onlar bu delillere "Acaba bu söylenenler doğru olabilir mi?" şeklinde değil de "Bunları nasıl çürütürüm?" düşüncesiyle yaklaşırlar. Kendilerine takdim edilen delilleri ölçme, tartma, düşünme yönüne gitmezler. Bazen de delillere cevap veremediklerinde muhataplarına hücum ederler. Ådeta inanmamak için direnirler.
İkinci kısım ise inandıkları şeyin yanlış olduğunu, hakikatin farklı olduğunu gördüklerinde inançlarını sorgulayıp değiştirebilecek olgunlukta olanlardır.
Örneğin, İngiliz felsefeci Antony Flew uzun bir zaman inançsız yaşamış. Fakat 2004 yılında Allah'ın varlığını kabul etmiştir. Üstelik bunu, "Yanılmışım Tanrı Varmış" adlı kitabıyla bütün kamuoyuna da bildirmiştir. Dolayısıyla bu tarz kişiler için "Hakikati arayan, hakikate talip, önyargılı olmayan kişiler." diyebiliriz.