EVRİM ve HAVADAKİ KÖY
Puan vermedi·280 syf.·
2026 16. kitabı
Jules Verne'in "Le Village aérien" (1901) adlı eseri, yazarın külliyatı içinde evrim teorisine ve Darwinizm'e en doğrudan temas ettiği, oldukça ilginç ve tartışmalı kitaplarından biridir. Türkçe'de genellikle "Havadaki Köy", "Afrika Ormanlarında" veya "Büyük Orman" adlarıyla bilinir. Verne bu kitabı yazdığında Darwin'in teorileri Avrupa'da büyük yankı uyandırmıştı. Kitap, "Kayıp Halka" (Missing Link) kavramı üzerine kurgulanmıştır. Kitaptan doğrudan evrim ve "insan-maymun" geçişi ile ilgili temaları yansıtan kilit bölümleri ve alıntıları ****aşağıda derledim: 1. "Kayıp Halka" (Missing Link) Tartışması Kitabın temel gerilimi, kahramanların karşılaştıkları "Wagddi" kabilesinin insan mı yoksa maymun mu olduğu üzerinedir. "Eğer bunlar maymunsa, daha önce hiç görülmemiş bir türdüler; yok eğer insan iseler, o zaman insanlığın en alt basamağında yer alıyorlardı." "Belki de doğa bilimcilerin o kadar uzun süredir aradığı, insan ile hayvan arasındaki o 'uçurumu' dolduracak olan 'eksik halka' (le chainon manquant) işte bu yaratıklardı." 2. Wagddi'lerin Tanımı Üzerine (İnsansı Özellikler) Kahramanlardan John Cort ve Max Huber, ağaçlarda yaşayan bu canlıları gözlemlerken sürekli fiziksel özelliklerini insanla kıyaslarlar. "Kollarının uzunluğu, ayaklarının yapısı, çenelerinin çıkıklığı... Her şey onlarda hayvani bir yapıya işaret ediyordu. Ancak gözlerindeki o parıltı, o zeka kırıntısı... İşte bu, bir hayvanda olamayacak bir şeydi." Max Huber sorar: "Bunlara ne diyeceğiz John? İnsan mı, hayvan mı?" John Cort cevaplar: "Onlara 'Pititecantropus' (Maymun-İnsan) diyebiliriz belki. Haeckel'in hayalini kurduğu, Vogt'un teorisini kurduğu o ara form." 3. Ateş Yakma ve Konuşma Yetisi (Evrimin Kriterleri) Verne, evrimsel basamakta "insan olmanın" sınırını genellikle "ateş
Havadaki KöyJules Verne · Alfa Yayınları · 202332 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2026 108. kitabı
Bugün sizlere okurken düşündürecek bir kitapla geldim. Asıl mesleği inşaat mühendisliği olan @vuslatvrlclk ’nun edebiyat dünyasına adım attığı ilk eseri “Ben Bu Dünyaya Ait Değilim”, isminin taşıdığı o tanıdık ve derin yabancılaşma hissini merkezine alan sarsıcı bir ruhsal uyanış romanı. Eser, İstanbul’un keşmekeşinde genel cerrah olarak hayat kurtarırken aslında kendi içindeki o derin boşluğu doldurmaya çalışan hassas bir kalbin, Yağmur’un hikayesini konu alıyor. Biraz nefes almak için çocukluğunun geçtiği Ordu’nun Ulubey ilçesine doğru yola çıkan Yağmur’un kaderi, yolda rastladığı feci bir kazada minibüste sıkışan Utku’ya yaptığı ilk müdahaleyle tamamen değişiyor. Bu ilk tıbbi dokunuş, sadece bir operasyon olmanın ötesine geçerek kaderin ağlarını ördüğü gizemli ve ilahi bir bağın başlangıcına dönüşüyor. Yazarın bir cerrah titizliğiyle kurguladığı bu satırlarda, insan ruhunun karmaşasını ve evrenin görünmez frekanslarını çok naif bir dille okuyoruz. Yağmur’un doğaya olan aşkına rağmen bu dünyaya ait hissedemeyişi, İstanbul’a dönüşünde babasının ani vefatıyla gelen o acı telefonla adeta paramparça oluyor. Ölümle hayat arasındaki o ince çizgiyi iliklerimize kadar hissettiğimiz bu zor günlerde, üniversite yıllarından beri gölgesi gibi yanında olan Yankı Bey’in karşılıksız sevgisi Yağmur’a sığınacak güvenli bir liman sunuyor. Ancak genç kadının zihni ve ruhu, sürekli o kazada hayatına dokunduğu Utku’ya doğru çekiliyor. İkilinin arasındaki bağ sıradan bir aşk hikayesi değil; adeta ruhun kendi frekansını bulma çabası ve derin bir iyileşme yolculuğu olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle kitabın içeriğinde yer alan “Yaradan’a Mektup” ve Utku’ya yazılan sızılı mektuplar o kadar samimi ve duygu yüklü ki okurken insanın boğazı düğümleniyor. Vuslat Varol Çolakoğlu, okuru sadece
Ben Bu Dünyaya Ait DeğilimVuslat Varol Çolakoğlu · Theseus Yayınevi · 20266 okunma
Reklam
Puan vermedi·448 syf.··
2026 57. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 02:22
Melbourne 'de bir ev, üç ev arkadaşı. Genç kadınlardan biri öldürülür, biri kaybolur, diğeri ise cinayetten suçlu bulunur. "Ev Arkadaşı Cinayeti" olarak anılan bu olay ülke çapında büyük yankı uyandırır. Romanın merkezinde sadece bu cinayet yok. Gazeteci Olive (Oli) Groves'un, on yıl önce üzerinde çalıştığı bu dosyaya karşı geliştirdiği neredeyse saplantı haline gelen merakı da hikâyenin önemli bir parçası. Kitap polisiye-gerilim türünde, katman katman açılan sırlarla ilerliyor. Ama itiraf edeyim, başlarda pek umutlu değildim. "Ah ne klişe" dedim. Sonunu tahmin ettiğimi düşündüm. Hatta yer yer gereksiz uzatıldığını hissettim. Oli'nin yediği içtiği her şeyi öğrenmesek de olurmuş açıkçası. Ama sonra ne oldu dersiniz? Hikâye ilerledikçe kendimi olayların içinde buldum. Merak duygusu giderek arttı ve sayfalar hızla akmaya başladı. Üstelik tam her şeyi çözdüğümü sanırken kitap beni ters köşe yapmayı başardı. Kusurları yok mu? Var elbette. Ama finaliyle puanını yükselten, şaşırtmayı başaran ve okuduğuma memnun olduğum bir kitap oldu.
Ev ArkadaşıSarah Bailey · The Kitap · 2022113 okunma
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:55
Çok gerdi bu metin beni.. Şu sıralar izlediğim dizilerde de geriliyordum fakat bu ayrı bir ters köşe yaptı. Psikiyatr ve danışanının görüşmesiyle başlıyor gibi görünse de bir anda konunun ortasına atıyor bizi Irmak Zileli. Metin öyle özgün bir biçimde yazılmış ki bazen 2-3 sayfayı geri dönüp tekrar okuyunca anlam kazanıyor. Ama bu da gidişatta girdap gibi içine çekiyor bırakmak çok zor oluyor. Metinse iki adamın cümleleri birbirine karışıyor, ikisi de söylemiş olabilir, ikisine de uyuyor. Arada isimleri söylemezse arafta kalmak zorundasınız. Bazen çok sevdiğimizde, takıntı yaptığımızda, patolojik bağlandığımızda ne dese kendimiz iyiye yorumlarız. Patolojik bir optimistlik yüklenir üzerimize. Sadece iyi davransa bile.. bunu sadece deliler, psikopatlar, sosyopatlar yapmaz. Eyleme geçmek bir seçimdir, geçilmediği sürece sorun yok. Yankı eyleme geçenlerden, o sınırı çoktan geçenlerden. Birkan Yankı, Yankı Birkan.. iç içe geçmiş hayatlar, aynı hayatın farklı mücadeleleri katmanlık mutsuzlukları çalkalanıyor zihnimde. Kaybedilenlerin hikayesi..
Şimdi BuradaydıIrmak Zileli · Everest Yayınları · 20251,349 okunma
Puan vermedi·495 syf.··
2026 94. kitabı
Da Vinci Şifresi, Paris'teki Louvre Müzesi'nde işlenen gizemli bir cinayetle başlayan, simgebilimci Robert Langdon ile kriptolog Sophie Neveu'nün kendilerini asırlık bir sırrın ortasında bulduğu yüksek tempolu bir macera romanıdır. Dan Brown; Leonardo da Vinci'nin tablolarına gizlenmiş ipuçları, şifreler, gizli cemiyetler ve dini semboller üzerinden ilerleyen kurgusunda, Kutsal Kâse'nin ve Hristiyanlık tarihinin bilinmeyen, alternatif bir yönünü sorgular. Kitap, din tarihi ile sanat tarihini sürükleyici bir polisiye kurguyla harmanlayarak dünya çapında büyük bir yankı uyandırmıştır.
Da Vinci ŞifresiDan Brown · Altın Kitaplar · 200352,8bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 00:00
BekleBeni ’yi sevdim; dili, duygusu ve Livaneli 'nin insana dokunan anlatımı güçlü. Ama romanın omurgasını taşıyan 68kuşağı meselesi, edebiyatımızda ve belleğimizde artık çok aşina olduğumuz bir alan. Hapishaneler, sürgünler, yarım kalan aşklar, bekleyen kadınlar… Hepsi tanıdık. Bu yüzden hikâye çarpıcı olmaktan çok bildik bir yankı gibi geliyor. Yine de Livaneli’nin farkı, politik olanı öne çıkarmaktan ziyade, siyasetin insanın iç dünyasında açtığı boşluğu anlatmasında. 68 burada bir ideoloji değil; zamanın yanlış yerinde kalmış hayatların arka planı. Okur, tarihi değil, kaybı hissediyor. Romanın gücü de zayıflığı da burada: Yeni bir söz söylemiyor ama eski bir acıyı temiz ve sade bir dille hatırlatıyor. Bu yüzden Bekle Beni, 68’i anlatan bir roman olmaktan çok, 68’in gölgesinde kalmış bireysel yalnızlıkların hikâyesi olarak okunmalı. Kısacası: Bu roman şaşırtmıyor ama incitiyor. Çünkü bazen edebiyatın görevi yeni bir şey söylemek değil, çok bildiğimiz bir yarayı bir kez daha sessizce yoklamak.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,1bin okunma
Reklam
Reklam