TÜRK MÜZİĞİNİN MESELELERİ...
(...) Müzisyenlerimiz, Türk müziğinin içine düştüğü problemleri, genellikle, II. Mahmud döneminden başlayan Batılılaşma hareketlerinin hazmedilmemiş tesirlerine bağlamaktadır. **Genel kanaate
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 2, Nisan 1996, Feyyaz Aksakal imzasıyla) TÜRK MÜZİĞİNİN TEMEL MESELELERİ, -Türk Müziğinin Meseleleri-
Akademya Yazıları
Son bir asırdır, İslami aktörler ve sekülerler, Müslüman dünyadaki sorunların varlığının farkındalardı -ama sebepleri genelde yanlış yerlerde aradılar. İslami aktörler, sorunların nedeni olarak ya Batı sömürgeciliğini ya da ülkelerindeki Batılılaşma reformlarına suçladılar. Sekülerler ise, öncelikle İslami aktörleri suçlasalar da Batı karşıtlığı konusunda çok farklı davranmadılar. Birbirlerinden farklı görünen bu iki grup, son tahlilinde devletçi olma noktasında birbirlerine benzemektedirler.
Sayfa 305 - Ayrıntı Yayınları 2. Baskı 2026
Tanzimat dönemi reformlarını sadece dış baskıya bağlamak yanlış olacaktır. 1839 Gülhane Hattı'nda olduğu gibi dış destek elde etmekte veya dış müdahaleyi önlemekte bu reformlardan yararlanılmıştı ama bunlar aynı zamanda imparatorluğu kurtarmanın tek yolunun Avrupai tarzda reformları başlatmak olduğu yönündeki içten bir inancın da sonuçlarıydı. 1839 sonrasının reformları, 2. Mahmut'un programıyla aynı alanları kapsıyordu; ordu, merkezi bürokrasi, taşra yönetimi, vergilendirme, eğitim ve haberleşme. Yeni olan, adlı reforma ve dayanışmaya dayalı usullere çok daha fazla ağırlık verilmesiydi.
Alıntı
Uzun süre Batılılaşma, cümleler arasına sı kıştırılan ve çoklukla yanlış kullanılan üç-beş Fransızca sözcükte ifadesini bulacak; Türkiye’nin koşullarıyla ve halkla alay edermişçesine sürdürülen israfçı bir yaşantı önce eski İstanbul’un“ Cercle ”lerinde, sonra Cumhuriyet Ankarası’nın “Palas” larında, giderek modern İstanbul’un kulüplerinde yeni kültürün nişanesi olarak belirecektir. Batı kültürünün üstün nitelikleri olan araştırıcılık, yaratıcılık, hoşgörürlük gibi özelliklerin bizim yerli Batılılarca benimsenmesi boş yere beklenecektir.
İslam, batılıların amiyane bir şekilde inandıkları gibi,
Ne hayata tümüyle yabancı ne de ona zıt mana taşıyan bir ideal değildir. İslam ilerlemeye uygun mudur? İs­lam'ın gelişme ile uyumlu olmadığı yolundaki bu genel önerme­nin yanlış olduğu geçmişte yeterince ispat edilmiştir. Osmanlı imparatorluğunun başlangıcındaki göçebe müesseseleri ve modern batılılaşma tecrübeleri, şüphe götürmeyecek biçimde İslam tarafından etkilenmiş ve bu modern tecrübeler yine İslam tarafından -bir ihtimal geciktirilmiş olsa dahi- baskı altına alınmamışlardır.
Sayfa 468 - Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih