Puan vermedi·192 syf.··
2026 76. kitabı
Bu kitabı okurken sık sık yaşlılığı düşündüm. Şimdi bile yılların nasıl geçtiğine şaşırırken seksen yaşına geldiğimde neleri hatırlıyor olurdum acaba? Mediha dönüp geçmişine baktıkça ben de bunu düşündüm. Ölümden söz ettiği yerlerde, eski günleri hatırladığı bölümlerde ben de ölümü ve geçmişi düşündüm. Mediha’nın gençliğiyle yaşlılığı arasında uzun yıllar var ama bazı şeyler hiç değişmemiş gibi geldi bana. Gençken de sevilmek istiyor, yaşlandığında da. Gençken de kırılıyor, yaşlandığında da. Yoksulluk, babasının ölümü, annesinin verdiği mücadele, sahneye çıkışı, yanlış insanlar, kayıplar… Hayatı boyunca başına gelmeyen kalmıyor. Herkes Mediha’yı eski bir assolist olarak görüyor ama ben daha çok evindeki halini sevdim. Eski eşyalarının arasında dolaşmasını, yıllar önce tanıdığı insanları hatırlamasını, bazen aynı anının etrafında dönüp durmasını. Okurken kendi büyüklerim geldi aklıma. İsmet’i de çok sevdim. Kitapta birçok kişi gelip geçiyor ama o hep aynı yerde duruyor. Lafı uzatmıyor, kendini öne atmıyor. Ne zaman ihtiyaç olsa yanında. Yangın, hastane günleri, yeniden sahneye çıkışı… Kitapta bunlar da var. Ama ben dönüp dolaşıp yine Mediha’yı düşündüm. Onca şey yaşamış, defalarca canı yanmış bir kadın. Buna rağmen sabah uyanıp hayatına devam ediyor.
Mediha Hanım Ölmek İstiyorEmre Saraçoğlu · The Kitap · 2024122 okunma
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 12:48
Emil Cioran'ın "Çürümenin Kitabı" (Orijinal adıyla Précis de décomposition) zihinsel ve psikolojik olarak oldukça yoğun, sarsıcı ve acımasız gerçekleri yüzümüze vuran antinatalist bir kitaptır. Keskin bir nihilizm ve derin bir karamsarlık barındıran bu eserde Arthur Schopenhauer, Albert Camus, Friedrich Nietzsche gibi filozofların görüş ve bakışlarından yer yer fikirler ve atılgan cümleler göreceksiniz. Okunması inanılmaz derecede keskinlik, odaklanma ve düşüncesel metabolizma gerektiren bu eseri okumak halihazırda nöronlarınıza yapışmış kokuşmuş geleneksel ideolojilerin (dinler, siyasi söylemler, felsefi akımlar) yıkılmasına ağır bir ekseriyetle neden olacaktır. Cioran'a göre insanın en büyük trajedisi hayatta bir "anlam" olduğuna inanması ve bu uğurda bir köstebek misali sürekli ilerlemeye çalışmasıdır. Insanlar uğruna olecekleri putlar, dinler, ideolojiler yaratırlar. Fanatikligin anti maddesi olan şüphecilik ve eylemsizlik Cioran'ın en keskin silahıdır. Varoluşun bir hata olmasının, yaşamanın bir çürüme, sabah uyanıldığında ağızda acı bir tat bırakan doğmuş olmanın ve yaşamak zorunda olmanın ve insan olmanın ağır yeknesak cezasını çekmesinin bie trajedi olduğunu söyler Cioran. Schopenhauer' nasıl hiçligin o serin, vurdumduymaz sakın sessizligin içinde rahatlık ve huzur buluyorsa, Cioran da doğmanın, hiçliğin huzurundan koparılıp zamanın ve acının içine atıldığımızı düşünmektedir. Cioran bilinçli olmanın bir mucize değil tam tersine bir biyolojik yıkım olduğunu savunur. Düşünmenin zihinsel düzeyde bir sinapslar savaşı olduğunu, düşüncelerimizin bizi kuytu köşelerde yalnızlıkla bogusturan bir zincir olduğunu savunur. Zamanın insanı yavaş yavaş çürüten, asindiran, tuketen bir canavar; hakikatin tehlikeli bir yanılsama; eylemin, anlamsız bir varoluş sisinde
Çürümenin KitabıEmil Michel Cioran · Metis Yayınları · 202514,5bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·222 syf.··
2026 13. kitabı
"Dervişler, olaylardan çok olayların ardındaki gerçeğe ve esrara eğilirler. Yani faturayı başkalarına kesip tatmin olmayı tercih etmezler başkalarını suçlamazlar. 1925'ten önce dervişlik tasavvuf hayatının içinde olan erbabın bir kısmı kalemi bıraktı, sohbetle yetindi. Bir kısmı sohbeti terk etti, yazıp çizmeyi görev bildi. Bir kısmı da hiçbir alanla ilgilenmedi. 1930'lu 40'lı yıllarda yıllarla birlikte matbuat aleminde yeni bir nesil göründü bu asrın başında yetişen Gönül adamlarından feyz alan ve tasavvufi kültürün içinde yetişen insanlar: Mesela Abdülhakim Arvasi'nin yanında Necip Fazıl. Abdülaziz Bekkine'nin yanında Nurettin Topçu, Ahmet Remzi Akyürek ile Sadettin Evrin. Kenan rifai ile Semiha Ayverdi. Bu insanlar Şeyh olmamalarına rağmen eserlerinin temel örgüsü tasavvufi neşve ile örülmüştü. Bu şahsiyetler; hikaye, roman, deneme, şiir, hatırat, fikriyat türü eserler de kaleme alsalar aşk merkezli bir hayatı anlatıyorlardı. Tasavvuf merkezli bir tefekkürü topluma sunuyorlardı, ahlak merkezli bir dünyanın hasretini çekiyorlardı. İnsanın bâtıni şifresine hitap ediyorlardı. Başka bir ifade ile dergahlarda anlatılan tasavvufi kültürü Yeni bir tarz ve usulle insanları arz ediyorlardı. Bu alanın en velut yani doğurgan, üretken abide şahsiyetlerinden biri de Samiha Ayverdi idi. Ilk baskısı 80 sene önce yapılan Yaşayan Ölü eseri Leyla'dan Seniye ye Seniye'den Leyla'ya yazılan mektuplarla, insanların ruh fotoğrafları çekilmektedir. Aristokrat bir ailede büyüyen Kibirli ve şımarık bir öğretmenin Leyla'nın hayatı etrafında şekillenen roman ismini tasavvufi eğitim için kullanılan ve insanın tekamülünü anlatan ölmeden önce ölmek hikmetinden almaktadır. Tasavvuf klasiklerinde açıklanan terimler bu eserde bir roman üslubu ile insana aktarılmıştır." Mustafa Kara Hocanın
Yaşayan ÖlüSâmiha Ayverdi · Kubbealtı Neşriyatı · 2009626 okunma
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2026 145. kitabı
Merhabalar Size @m.akyüz yazardan okuduğum ikinci kitabım olan Köprü Kralı ile geldim. Ama ne geldimmm böyle birşey yok bayıldım. Köprü Kralı, karanlık dünyanın güçlü isimlerinden Pars Tuna ile hayatı bambaşka bir noktada duran Miray'ın kesişen yollarını okumaya hazır mısınız? Aksiyon bir an bile düşmedi, romantiz zaten eksik olmadı eee daha ne olsun soluksuz okudum. Pars Tuna, Köprü Kralı olarak bilinen, Asya ve Avrupa kartelleri üzerinde büyük bir güce sahip, korkulan ve saygı duyulan bir iş adamı. Ancak sahip olduğu tüm gücün ardında, yalnızlığı ve korumaya çalıştığı değerleri vardır. Miray'ın hayatına girmesiyle birlikte yıllardır ördüğü duvarlar sarsılmaya başlar. Pars bile anlamaz nasıl aşık olduğunu ve onu Koruma isteği ile dolduğunu. Şu Derin ile iyiki devam etmedin yedinci. Oğlu okuyanlar anladı. Miray bambaşka güçlü akıllı bir abla ve hemşire. Evet hemşireliğini Pars'ın babannesinin bakımını yaparak devam ederken vakitsiz bir ayrılık yaşarlar. Olaylar ilerledikçe sadece onların yaşadıklarını okumadım, onların korkularını, öfkelerini, kırgınlıklarını ve umutlarını da hissettim. Bazı bölümlerde gerilimden nefesimi tutarken bazı bölümlerde onlarla birlikte yaşadığı duygusal yük kalbime kadar ulaştı. Pars Tuna, uzun zamandır okuduğum en etkileyici erkek karakterlerden biriydi. Dışarıdan bakıldığında güçlü, sert ve ulaşılmaz görünse de yalnızlığı, kırılmış yanlarını ve sevdiklerini korumak için verdiği mücadeleyi görmek bambaşka bir boyuta geçirdi. Bazen kararlarına kızdım, bazen onu anlamakta zorlandım ama hissettiklerini görmezden gelmek de mümkün değildi. Miray duygusal ama bir okadarda güçlü bir kadın. Yaşadığı acılara rağmen ayakta kalmaya çalışması, kırıldığı hâlde pes etmemesi ve güçlü görünmeye çalışırken iç dünyasında verdiği mücadele beni ona daha
Köprü KralıMerve Akyüz · Dokuz Yayınları · 202680 okunma
7/10
·336 syf.··
2026 53. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 18:40
Geçen yılın Booker ödülünü alan, Macar kökenli İngiliz D. Szalay'ın Beden kitabını okuduk. Neden ödül aldığını anlamaya çalışırken biraz devrelerimiz yanmış olabilir. Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim. Istvan'in hikayesini, sosyal becerisi çok düşük, istismarla yüzleşemeyen bir antikahramanın boşa gitmiş hayatı olarak okudum. Olay örgüsüne gelirsek; Istvan, 15 yaşında, Budapeşte'de (toplu konut bölgesi gibi anlatılan bir yerinde) annesiyle yaşamaktadır. Buraya yeni taşınmışlardır, annesi ile arasındaki duygusal uzaklık, Istvan'ın ( bence asperger ssndromuna yakın) sosyal beceri eksikliği ilk sayfalarda ortaya çıkar. Istvan'in dersleri iyidir, gelecek vaat ermektedir bu noktada. Ancak yolun başında bir şey olur. Annesi karşı dairede oturan kadına yardım etmesini ister. Komşu kadın fiziksel olarak göz alıcı olan Istvan'ı cinsel olarak istismar eder. İstvan buna olumsuz bir tepki vermez, kitabın sonuna kadar da bununla yüzleşmez, aksine yeni tanıştığı bu fiziksel-duygusal durumdan çok hoşlanır ve kadına onu sevdiğini söyler. Çizginin dışına çıktığı an, kadını görmek için kocasıyla tartıştığı sırada adamı itip ölümüne neden olmasıdır. Bir süre ıslahevinde yatar, bedeninin gücü sayesinde orada ezilmemeyi başarır, ardından orduya girer ve yine beden gücü sayesinde orduda başarılı bir asker olarak kabul edilir. Bu sürede annesi Istvan'ı destekler görünmektedir. Onun tüm fiziksel ihtiyaçlarını karşılar, sevdiği yemekleri yapar, ancak aralarında güven duygusunu hiç hissedemeyiz. Istvan duygu taşımayan, az kelimeyle konuşan, başta annesi olmak üzere hayatına giren tüm önemli kişileri onaylayan bir diyalog tarzına sahiptir. Yazar karakterin duygularını anlayabileceğimiz hiç bir gösterge bırakmaz bize. Istvan'ın babası hakkında hiç bahis geçmez, varlığından çok yokluğu
BedenDavid Szalay · İthaki Yayınları · 2026321 okunma
8/10
·34 syf.·
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Doom 2099 #1Chip Zdarsky Bu hikâye, klasik 1993 tarihli Doom 2099 serisinin doğrudan devamı değildir. Chip Zdarsky, eski seriye saygı duruşunda bulunurken yeni bir 2099 geleceği yaratır. Hikâyenin merkezindeki soru şudur: "Doom gerçekten Victor Von Doom mu?" 2099 yılında dünya harap olmuş durumdadır. Büyük şirketler ve yozlaşmış yönetimler insanların hayatlarını kontrol etmektedir. "The Ravage" adı verilen çorak bölgelerde insanlar yoksulluk içinde yaşamaktadır. Hikâye, yüzü ağır şekilde yanmış ve ölümün eşiğinde bulunan gizemli bir adamın çölde bulunmasıyla başlar. Bir grup Thorite (Thor'a tapan dini topluluk) onu kurtarır. Aralarında Franz adlı küçük bir çocuk da vardır. Adam uyandığında kim olduğunu hatırlamaz. Ancak kısa sürede olağanüstü bir zekâya sahip olduğu anlaşılır. Hurda teknolojilerden gelişmiş cihazlar üretmeye başlar. Çevresindeki insanlar onun sıradan biri olmadığını fark eder. O da kendisinin kim olduğunu araştırırken yavaş yavaş tek bir sonuca ulaşır: O, Doctor Doom'dur. En azından buna inanır. Eski kayıtları inceler, Doom'un tarihini öğrenir ve kaderinin insanlığı kurtarmak olduğuna karar verir. Bunun üzerine kendine yeni bir zırh yapar ve Doom kimliğini benimser. Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Reed Richards'ın dijital bir kopyasıyla karşılaşır. Reed ona sürekli meydan okur. Reed'e göre bu adam gerçek Doom değildir; yalnızca Doom olmayı isteyen bir taklitçidir. Buna karşılık yeni Doom, kimliğin kan bağıyla değil iradeyle oluştuğunu savunur. Eğer Doom'un zekâsına, kararlılığına ve amacına sahipse, o zaman Doom olduğunu söyler. Bu sırada Doom, çevresindeki insanları korumaya başlar. Yağmacılarla, çetelerle ve baskıcı güçlerle mücadele eder. Tıpkı 1993'teki ilk Doom 2099 hikâyesinde olduğu gibi, çökmüş bir dünyada sıfırdan yükselen bir lider
Edebiyat
Doom 2099 #1Chip Zdarsky · Marvel Comics · 20195 okunma