“Olağanüstü bir beyne sahip insanlar, küçük beyinlilerin o her şeyi silip süpüren iradelerine göre hareket etselerdi, amaçlarına ulaşıp, uzun zaman varlığım sürdürecek yapıtlar ortaya koyabilirler miydi?” Schopenhauer
«Orada, kumlara gömülmüş köyümüzde; çürümekte olan bir ölünün yanında otururken, ansızın bir şeyin farkına vardım - bahar gelmişti! Ah, ne tomurcuklardan ne de şakıyan kuşlardan anladım bunu… yanımdaki eşeğin anırmasından anladım. Zavallı hayvan! O yumuşacık bahar havasında acıyla yankıyordu sesi. Bir eş arıyordu kendine. Bunun suçu da insanoğlunundu - her şeyi küçümseyen ihtiyar komşumun, hayatla ilgilerini kesen, sadece hayal gücüne dayanan yapıtlar yaratan Baba'nın suçuydu, direnmeyenlerin suçuydu, gereğince savaşmamıştım ben, benim suçumdu. Bu kuşsuz, bu çiçeksiz bahar gününde ben de bir eşin özlemini duydum ansızın.»
Emre Bayın'ı okudukta Anlamadan bir yazı yazabilirmiyim, ya da okurun anlayamayacağı yazı yaza bilirmiyim. Emre Bayın, ikisini de yapıyor. Hem kendinin, hem okurun anlamayacağı yazılar yazıyor. Kanon ... modernleşme ... etnik-dinsel kimlikler ... milli kültür, içeri edebiyat.
Yazısını bilir bilmez bu kavramla acaba ne demek istiyor.
Önce şu kanon'dan başlayalım. Ahmet Cevizci şöyle diyor kanon için, "mantıksal ve bilimsel yöntemlerin kendisine tabi olmak durumunda olduğu temel ve önemli bir kural, ilke ya da ölçüt. Belli bir alanda geçerliliği olan kural ve ilkeler toplamı. / Normatif bilimlerde, temele konacak, ölçü alınacak norm, izlenecek model ya da pratik kural. Öte yandan, belli bir sistem ortaya koy maya yarayan kurallar bütününe ise kanonik adı verilir. " (Ahmet Cevizci, Felse fe Sözlüğü, Pradigma, İstanbul, 2002, y. 583.) Ahmet Cevizci söylemiyor ama, kanon eski Yunancadan geliyor, yasa, ölçü demek.
Kanon karaktersiz kavram, ya da tarih içinde karakteri değiştirilmiş. Sözgelimi Hıristiyanlıkta kilise yetkililerinin koyduğu kurallar ... Müzikte de kanon var. Yazında kanon, devletin ideolojisine uygun yapıtlar üretmek.