Keyifli okumalar
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 184. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 22:42
Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca Sisifos Söyleni ve Başkaldıran İnsan'la dă alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır, Yabancı (1942), Veba (1947) ve Düşüş'se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler b u ü ç başyapıt arasında daha çok Düşüş'ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce ve duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, șu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. Düşüş'ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camu'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek. Albert Camus Düşüş
Duygu ve Düşünce
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 06:31
*Fakir Baykurt’un köy romanı niteliği taşıyan ve yazarın ilk romanı olması hasebiyle önem arz eden eseridir.Eser, hem yoğun kültürel malzemesiyle, hem de döneme ayna tutuşuyla köy romanları arasında önemli bir yere sahiptir. Yazar kitabın başında, Yılanların öcü üzerine yaşanan durumları, tartışmaları, eseri yazma amacını, kısa özetini ve birçok değerlendirmede bulunmuş. Yazar kitabı yazmasındaki amacı şu cümlelerle dile getiriyor: Amacım, her biri birer Karataş olan köylerimizi, günümüzün öz ve biçimiyle dile getirmek, sanatın gücünden yararlanarak teknik ve uygarlığın bunca ilerlediği çağda alabildiğine geri, alabildiğine sefil yaşayan bu insanlar üstüne dikkatleri toplamaktı. Yunus Nadi roman ödülü ve jüri üyeleri: “Yılanların Öcü”nü bitirdiğim zaman, Yunus Nadi Roman Armağanı yarışması açılmıştı. Temize çekip yolladım. “Cumhuriyet” gazetesi kurduğu “küçük jüri” ile yarışmaya katılan romanları eledi, dörde indirdi. Bu işi yapan “jüri”de kimler vardı? Nadir Nadi, Burhan Felek, Hamdi Varoğlu, Yaşar Kemal, Selmi Andak, Vahdet Gültekin, Cahit Tanyol ve Tevfik Sadullah gibi Cumhuriyet yazarları. Bunlar, “büyük jüri”ye sunulacak dört roman arasına benimkini de kattılar. Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Sabahattin Eyüboğlu, Vâlâ Nurettin, Orhan Kemal, Azra Erhat, Cevat Fehmi Başkut, Haldun Taner ve Bahçet Necatigil gibi Türkiye’nin tanınmış sanatçı ve eleştirmenlerinden kurulan dokuz kişilik “büyük jüri”, yedi oyla “Yılanların Öcü”nü birinci seçti. İstanbul’a gidip ödülümü aldım. Roman, “Cumhuriyet”te günbölük yayımlandı. Sonra kitap oldu. O zaman jürinin yetkisi, yetkisizliği hakkında kimsenin kuşkusu yoktu. Daha önce verilmiş bazı roman ve şiir armağanlarının jürileri hakkında “yetkiliydiler, yetkisizdiler...” yollu çok tartışma olmuş, çok yazı
Edebiyat
Yılanların ÖcüFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20217,3bin okunma
Reklam
10/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 21:22
Kitabı daha bitirmedim fakat içinde ufkumu genişleten ve bakış açımı değiştiren noktalar vardı.Kısaca değinmek isterim ki bir resme uzaktan baktığımızda hataları daha net görürüz.Martinde olduğu gibi ait olmadığımız ve kulaktan dolma bilgilerle hakkında fikir sahibi olduğumuz,yücelttiğimiz veya yerin dibine soktuğumuz hiçbir kişi, olay veya çevre veyahut yaşam biçimi aslını yansıtmayabilir.Bunu farkettiğimizde ise biz de o dünyanın parçası olmaya başlarız.Sanarız ki büyük yapıtlar ortaya koymuş,zerafetiyle büyülemiş insanlar düşünce zengini, kültür abidesi insanlardır.İki kelam edip aynı havayı soluduğumuzda kimin olduğu kişi ve görünen kişi arasında köprü kurup kiminse karşıya geçmenin imkansız olduğu nehirli kişilikler olduğunu görürüz.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Başyapıt
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 20:49
Besim hocayı Flu TV sayesinde tanıdım ve sonrasında kitabını okumaya karar verdim. Tam anlamıyla ufkumu açan, olaylara ve tarihe bambaşka bir açıdan bakmamı sağlayan bir başyapıt diyebilirim. Aslında kendi kafamda oturtamadığım ve sorguladığım birçok soru bu kitap sayesinde cevabını buldu. Örnek vermem gerekirse -Batının bu kadar ilerlemesinin sebebi nedir? -Rönesans/Reformu tetikleyen sebepler nelerdir ve bunun Avrupa'ya etkileri ne olmuştur? -Sekülerleşme/ Laiklik -Geleneksellik/ Medenileşme -Klasik/ Kanon yapıtlar nedir ve ülkemiz neden klasik yapıt çıkaramadı? -Aydın ve entelektüel ayırımı Kısaca yukarıdaki sorular sizinde kafanızı kurcalıyorsa hiç düşünmeden alıp okuyun ve okutturun. Herkese keyifli okumalar dilerim
Poetik ve PolitikBesim Dellaloğlu · Timaş Yayınları · 2020141 okunma
Bir Şeftali Bin Şeftali - İnceleme
Puan vermedi·64 syf.··
2026 7. kitabı
Bir Şeftali Bin Şeftali'yi sanırım ilkokuldayken okumuştum ama aklımda hiçbir şey kalmamıştı hikaye hakkında. Kütüphanede kitap seçerken bir tane de çocuk kitabı alayım diye niyetlendim, resimlendirilmesi de öyle hoştu ki bunu seçtim bugün ben de. Biraz yazarından bahsedelim küçük şeftali ağacının hikayesinden önce. Samed Behrengi Azerbaycanlı bir öğretmenmiş. Nedense ben onun ömrünün uzun olduğunu, şimdi bile yaşadığını düşünüyordum. 18 yaşında Tebriz'de öğretmenliğe başlamış ama aynı zamanda okumaya devam etmiş. Farsça dilinde ilk kez bir öykü yazmış, daha sonra çeviriler ve hikayeler ortaya koymuş. Ders vermeye devam ederken bir yandan da baskı yönetimini eleştirdiği yapıtlar da ortaya koyuyormuş. 29 yaşında şüpheli bir şekilde Aras Nehri'nde boğulup hayatını kaybettiği söylense de insanlar suikaste uğradığını düşünüyor. Bana da böyle geliyor. Pek çok eseri bulunsa da bizde en popülerleri Küçük Kara Balık ve Bir Şeftali Bin Şeftali. Hikaye ağanın başında olduğu, kıraç topraklarını da köylülere sattığı bir köyde başlıyor. Tek bağ ve düzlük ağanın toprağında bulunuyor. O bağda da iki şeftali ağacı: biri büyük, biri küçük. Büyüğe de küçüğe de ağanın bahçıvanı bakıyor, büyüğü aşılı ve bu aşı ta yurt dışından getirilmiş. Her hasat bir sürü güzel şeftali yetiştiriyor büyük ağaç. Küçüğüne ise bahçıvan ne yapsa ne etse bir türlü ürün alamıyor. Onu korkutmaya, kesmeye kalkıyor; ama ağaçta tık yok. İşte o sırada küçük ağaç sesini çıkarıyor, hikayesini onun ağzından dinliyoruz. Öyle tatlı anlatıyor ki sululuğunu, al yanaklar gibi kızardığını, güneşi, annesini, onu yetiştiren Sahip Ali ve Polat'ı... Hemencecik bitti hikaye. Sesli okudum anneme de. O da çok sevdi. Şimdi işte hikaye aklımda, silinmez artık. Mutlaka okuyun, yetişkin olsak da bence ara sıra hepimizin çocuk
1000k
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Nar Çocuk Yayınları · 201610,4bin okunma
Puan vermedi·152 syf.·
2026 17. kitabı
2. İncelememi de sizlere sunuyorum. Öncelikle yabancı yazarlarda fark ettiğim bir durumdan bahsetmek istiyorum. Kendi kültürlerine ait şiir, resim, yemek, doğal yapıtlar vb. pek çok şeyi bizlere paylaşıyorlar. Bu gerçekten ilgi çekiciydi. Kitabın içeriğinden bahsedecek olursam yalnız kalmak isteyen aynı zamanda yalnız kalmak istemeyen narsist diyebileceğim bir adamın anı defterini okuduğumu söyleyebilirim. Anı defteri* gerçekten doğru bir tabir oldu çünkü yaşadığı günü birlik olayları anlatıyor. Karakterin mizacı esprili(!) Bu kitabı okuduğumda bana şunu düşündürdü: Bende bir gün öleceğim ve kimse benim arkamdan bir şey söyleyemeyecek, düşüncemi bilemeyecekler, yaşadıklarımdan ders çıkarmayacaklar. Yok olacağım ve unutulacağım... Yazarda bir nevi bunu dile getirmiş. Kısa sürede bitirdim, keyifliydi. Haha! Biraz fazla alıntı paylaşmış olabilirim. Keyifli Okumalar.🩷
Alıntı
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
Reklam
Reklam