"Bu yeryüzünde gerçekten yaşadığınızı en çok ne zaman hissedersiniz?" "Öğrenirken, öğretirken, yardım ederken ve paylaşırken..."
Çocuğun zihninden geçenleri kestiremeyiz. O yüzden onun hissettiklerini küçük görmekten kaçınalım. Bizim gözümüzden kaçan bir detay onun için çok önemli olabilir. Peki o zaman onu nasi dinlemeli ve bu duygusal düğümleri çözmesine yardım etmeliyiz? Her zaman duygusunu ifade etmesine izin vermeliyiz. Gözyaşlarına, çığlıklarına, titremelerine onu sakinleştirmeye çalışmadan eşlik etmeliyiz. Ağlamak, bağırmak, titremek onun acısını ifade etme, gerginliğinden kurtulma, kendini toparlama biçimidir. Onun bu konudaki yeteneğine güvenin. O kendisi için iyi olanı bilir. Eğer yanında olmayı bilir, onu dinler, gözyaşlarına eşlik ederseniz, patlamanın arkasından sakinleşme, güven ve bedensel rahatlama gelir.
Sayfa 36 - Pegasus Yayınları
Reklam
…endişenin içi aslında kurtçuklarla doludur ve şayet aradığı çözümü bulamazsa çabucak size döner. Tıpkı azgın bir nehre düşmüş bir kazazede misali kıyıdan kendisine yardım etmeniz için size seslenmeye başlar. Delirmişçesine kolunuza ya da bacağınıza tutunup dengenizi kaybetmenize ve onunla birlikte akıntıya kapılmanıza yahut çıkış yolunu asla bulamayacağınız sonsuz bir kaygı döngüsünün içine düşmenize neden olur.
Sayfa 64 - Okuyan Us
1000Kitap
Kaybolduğunu kabul etmeyen birinin yolunu bulmasına yardım edemezsiniz.
Sayfa 92·Kitabı okudu
 dağınıklık,insanların bize karşı tavrını da etkiler.insanlar bize bizim kendimize davrandığımız gibi davranırlar. siz kendinize değer verir ve özen gösterirseniz; onlar da size iyi davranırlar.
Yüzü silmek, belleği silmektir ve belleği silmek insanoğlunun karmaşıklığını, bütünlüğünü silmektir. Bedenleri tüketmek, hayatın yaratıcı gücünü yüzeysellik ve deneyimsizlik için hor görmek varoluşu bir süreç olarak görme düşüncesine yabancı olmak, ebedi anda yaşamak, kişisel kaprislerin ve başkalarının arzularının kurbanı olmak anlamına gelir. Zamanın akışını kabullenmediğimizde ne geçmişimiz, ne geleceğimiz olur; önümüzde açılan tek ufuk lunapark aynaları misali, kendi imgemizin sonsuz sayıda yansıdığı bir aynaya benzer. Yönümüz olmadan bir şuraya bir buraya savruluruz, gördüğümüz daima ve sadece daha zayıf, daha şişman, daha uzun, daha kısa kendimiz olur. Başlangıçta bu bize komik görünebilir ama zamanla bir kaygı doğar. Bu lunaparkın çıkışı nerededir, kimden yardım istenebilir? Bir aynaya çarparız ve kimse yanıt vermez bize. Bin taneyizdir, ama yapayalnızızdır.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam