Yaşar Aydıner

Yaşar Aydıner
@yasaraydiner
"Memento quia pulvis es."
Faust'un Trajedisi: İnsanlığın Özeti
8/10
·326 syf.··
2025 6. kitabı
Johann Wolfgang Von Goethe Faust Okuduğum kitaplar içerisinde en zor özümsediğim, buna rağmen bırakamadığım ve bana tarif edemeyeceğim hisler yaşatan kitap. Öncelikle Faust'un çok derin bir bilgi deryasının ürünü olduğunu ve her bakımdan kendini geliştirmiş usta bir yazar tarafından kaleme alındığını gözeterek yazıyorum incelememi. Zira yazımı yarım asırdan fazla süren bu kitap tıpkı savaş sahnesinde ortaya çıkan üç savaşçı gibi delikanlılığın zehrini ve tutkusunu, olgunluğun gücünü ve yaşlılığın bilgeliğini içinde taşımaktadır. Faust'un Mefisto ile anlaşma yaptığı o başlangıç sekansında yazarımız Goethe, bilgiye aç genç bir delikanlıyken Faust'un türlü deneyimlerden ve sınavlardan geçtiği ölümün eşiğinde ihtiyar bir adam olduğu son sayfalarda yazarımız sekseni aşkın yaşındadır. Bu kitabın değeri yazarın sayfaları ömrüyle yazmasındadır. Bilgiye ulaşmak ve evrenin sırlarını keşfetmek için ruhunu satan delikanlının türlü yollardan geçerek eriştiği sona tanık oluruz. Ve ilk bölümde neredeyse fani günahlarla ve aldatmacalarla ikilemlere düşen, yalan söyleyen, kibire kapılan ve aşkı sıradan bir güzelin masumluğunu elinden alarak tadan Faust'un ikinci bölümde tamamen aşkın duygular içinde ve envai çeşit göksel varlıklarla içiçe olduğunu, tarihin en destansı hikayelerinin kahramanı Helena'ya aşık olduğunu görürüz. Bu süreçte ne Faust yüceltilir ve Mefisto yerilir. İkisi de belirli bir denge içinde kendi rollerini oynar. Nihayetinde ilahi bir sonla karşılarız. Faust'un ruhu bedeninden ayrılıp cehennemin ağzı açıldığında kanıyla imzaladığı senedi melekler tarafından geçersiz kılınarak Mefisto bir azaba mahkum edilir. Faust'un ruhu meleklerin duaları eşliğinde Tanrı'nın sonsuz affediciliğine sunulur. Bu alegorik hikayeden anlamamız gereken çok şey olsa da ben ve okuyanların büyük
1000Kitap
FaustJohann Wolfgang Von Goethe · Oda Yayınları · 201216,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her Türk'ün Okuması Gerekiyor
10/10
·192 syf.··
2025 2. kitabı
Cemal Paşanın Hicaz ve Şam’daki politikalarına, Talat ve Enver Paşayla olan iletişimlerine dair birinci ağızdan bir kaynak. Kitapta son derece çarpıcı anektodlar mevcut. Özellikle dönemin siyasal ve etnik yapılanmasına karşı vurucu temsillerle dolu bir kitap. Suriye, Filistan, Lübnan halkı için Türklerin bir yabancıdan farkı olmadığını ve onlar için sadece o şehri koruyan Jandarmanın esvabı niteliğinde olduğunu söyler Falih Rıfkı. Ayrıca çöl coğrafyasında savaşmak için giden bir avuç askerin çaresizliğini ve hiç müttefik bulamadan kızgın güneş altında zor şartlarda verdiği mücadeleyi anlatır. Bir imparatorluğun hazin çöküşünün hikayesidir Zeytindağı. Çekildiği her yerde vagon dolusu mecidiye bırakan Türk Subayları Arap coğrafyalarında sefalet, açlık ve yabancılıktan başka bir manzarayla karşılaşmaz. Cemal Paşa’nın Kudüste bulunduğu dönemde Yahudi Oligarkların nasıl çeteleştiğine ve siyonizmin temellerinin nasıl atıldığına dikkat çeker. Filistinli gündelikçi suyunu sıkar, Semiz Yahudi şarabı içer cümleleriyle ifade edilir kitapta. Cemal Paşa’nın Yahudi mahallesini dağıtması ve tüm zenginliğini arkada bırakarak Hama ve Humus’a sürmesi Baflour ve Siyonist örgütlenmenin önünü kapatmaya yetmemiştir. Büyük umutlarla Mısır’ı geri alacağı düşüncesiyle yola çıkan Cemal Paşa yenilgiyi çok acı tecrübelerle kabul etmiş İmparatorluk toprağı diyerek gittiği Arap topraklarının yabancılığını dile kadar hissetmiş ve Arap Milliyetçiliğiyle Türk düşmanlığıyla yüzleşmiştir. Anadolu’nun fakir şehirlerinden trenle geçerken Mısır’da değil buradaydı işimiz dediği Falih Rıfkı’nın notlarına eklenmiştir. “Karargahın içinde Kudüs düştü sözü ölüm gibi yayıldı. Artık Şam’a , Haleb’e, Beyrut’a gözyaşlarımızı hazırlamalıydık.” Aslında bu kitapta betimlenen gerçek son nefesini veren bir
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
Romantik mi Realist mi?
9/10
·517 syf.··
2025 1. kitabı
Martin Eden, bir çöküşün romanı mı yoksa bir hayalin bedeli mi? Realizm ekseninde ilerlediğini iddia eden yazar; Amerikan toplumundaki sınıf ayrılıklarına da dikkat çekmek istemiş. Tabi bu sınıf ayrılıkları sadece Amerikan toplumunda değil bizim coğrafyamız da dahil dünyanın pek çok yerinde tarihin çok eski dönemlerinden beri mevcut olan bir problem. Bunun ekseninde pek çok fikir çatışması kitapta yer buluyor. Bireycilik, sosyalizm, Nietzsche üst insan ve köle ahlakı kavramı pek çok karakterin de dahil olmasıyla müesses nizam etrafında tartışılıyor. Bu tartışmalar ekseninde özellikle Sosyalizm ve bireyci anlayışı baza aldığımızda ateşli, düşmanca fikir tartışmasından ziyade herkesin diğerinin birikiminden bir şey öğrendiği ve bakış açısını da o nispette genişlettiği münakaşalar olduğu göze çarpıyor. Sadece burjuvanın sosyalizme karşı son derece saldırgan ve aşağılayıcı bir tutumu var. Kitaba göre bu kesimin çoğunluğu entelektüel birikimden yoksun, gösteriş düşkünü olduğu için fikirlerini ifade etme biçimlerine değer verilmemiş. Fakat sonuç olarak düzeni korumak adına yapmış oldukları tüm çalışmalarda propogandalarının tam aksine tüm eylemlerin sosyalist eksende olduğu belirtilmiş. Bu noktada yazarın sosyalist kimliğinin etkisi çok net biçimde hissediliyor. Kapitalist toplumu tüm yönleriyle gözler önüne sererken sosyalizmin belki de en kapitalist toplum için bile bir noktaya kadar kaçınılmaz olduğunu ifade etmek istemiş. Kitapta, karakterlerin derinliğinin işlenmesi yeterliydi. Martin Eden'ı tüm dönemleriyle içinde bulunduğu ruhsal krizlerle değerlendirme imkanı buldum. Sonu önceden bilinse bile, okurken yepyeni senaryolar üreterek Martin adına bambaşka yollar beliriyor ve spoiler olarak gelen bilgi bile unutuluyor. Bu derece enteresan bir kitap. Bu başarısı edebi ve
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,1bin okunma
Barış'a Mektup
9/10
·104 syf.··
2022 5. kitabı
Barış'a Mektup 5 Mayıs "Gardiyanlar avlu merdivenlerinden çıkıp idareye giden dış kapıyı da kapatırlar. Akşamı götürürler anahtarlarıyla birlikte. Yıldızları da... " Bu akşam yıldızları seyrederken senin gözlerin oldum Barış. Gökyüzündeki en parlak yıldıza senin adını verdim. Sana bir gerçeği söylememi ister misin? Yıldızlar gardiyanın cebine sığmayacak kadar büyük ve parlaktır. Akşamı anahtarı çevirince götüremezsin. Gardiyanlar senin tüm yıldızlarını alıp götürdüğünde onu sadece duvarların ötesine saklarlar. Tıpkı Sultan teyzenin altın kesesi gibi. Senin hayal gücünü ise hiç kimse kapılar ardına kilitleyemez. O akşamın gidişatını ve birbiriyle saklambaç oynayan yıldızları senin aklından kimse silemez. Hayallerin o uçurtma gibidir Barış. Ne su işler ne kurşun... Birisi düşürmeye kalktı mı yükselir ve rüzgara göre yön değiştirir. Fikirlerin ve düşüncelerin sana tahakküm kurmaya çalışan o gözlere karşı, hep üstlerde dalgalanır onlarla alay edercesine salınarak yükselir. Hiç gün batımını görmedin mi Barış? Bir hayal kur ki günbatımından daha güzel. Kimse erişemesin senin akşamüstüne. İçinde İnci de olsun. Başını okşasın senin Rüzgar ve İnci... Mavi bir uçurtma dalgalansın akşamında. Rengi hiç kararmayan yıldızlara doğru yükseldikçe büyüyen o kocaman uçurtmayı iyi seyret... Vurmasınlar sakın. Barış'ı çok seven hayalperest bir abiden sevgiyle
1000Kitap
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
İçimizdeki Şeytan
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
"İçimizde şeytan yok. İçimizde acizlik var. Tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey; hakikatleri görmekten kaçmak itiyadı var." İnsan hataların bedelini ıssız bir sokakta bir yokuşta içi çekilerek giderken anlarmış. İnsanın içinde hiç bir zaman tanımlayamayacağı çeşitli duygular varmış. İçimizdeki Şeytan'ın her sayfasında bu duygulardan izler bulmak mümkün. Bazen uzaklara dalan gözlerin ne düşündüğünü bilemezsiniz. Pişmanlıklara, acılara rağmen gülümseyen gözlerin. Bazen ne hissettiğinizi tanımlayacak bir sıfat bulamazsınız. Bu kitapta yazılan kadar yazılmayan hisler mevcut. Sayfaları çevirdikçe cümlelerin kalbinize verdiği sızı içten içe rahatsız ediyor. İçinizdeki şeytanı, o sürekli kaçtığınız acizi size gösteriyor. Başımıza gelen her şeyin bizim hareketlerimizin ve özgür irademizle verdiğimiz kararların, tembelliğin sonucu olduğunu görmek ve bu gerçeği perdelemeden iliklerime kadar hissetmek beni Sabahattin Ali'nin üstün tahlil gücüne hayran bıraktı. Ömer'in garip boşluk hissiyle yürüdüğü sokakta ben de içimdeki o karanlık tarafın çekildiğini hissederek yürüdüm. İnsanların birbirine olan sevgisinin nasıl buz gibi bir soğukluğa dönüştüğüne şahit olmak ve buna dair hayatımdan izler bulmak bana bu kitabı sevdiren taraftır. Başımıza gelen olayların, içimizdeki şeytana yüklediğimiz o günahların sorumlusu olarak kendi benliğimizi suçlamak mümkün müydü? Hakikatleri görmekten kaçmak itiyatı her zaman için en kaçamak yoldu. Fakat o hakikatleri bir kez görünce içimizdeki şeytanla barışıp ona yaptığımız tüm haksızlıklardan dolayı kendi benliğimiz adına bir hüzün duyuyoruz. Sana yüklediğim tüm suçlar bu zamana kadar ertelediğim, perdelediğim ve kaçtığım hatalarımdı. Senin varlığın beni ziyadesiyle hatalarımı örtmeye kendimi
1000Kitap
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209bin okunma