Uyku nasıl gelsin ki… Belirsizlikler..umutsuzluklar..kaygılar..dertlenmeler..sözde kendini yiğitlendirmeler ve ardından gelen gerçeğin renkleri.. kendine karşı bozum olmalar.. Ve, pencerenin boşluğundaki gecenin karanlığı ve sıkıntı.
Yenilgi.
“Niçin?”,—değil.
“Belki…”—yasak.
“Çok geç…”—yıkım.
Peki, nedir?
Gömlek cebimde katlanılmış temiz bir mendil gibi güzel güzel duran üzünç,—sıkılmaya başladım hurda demir fiyatına gittiğim bu yaşamdan.
İnsan birini özlemeyegörsün, özlenenin sureti inatçı bir hayalet gibi yakasına yapışıyor. Atılan her adımda, alınan her solukta sinsice kendisini hatırlatıyor. O zaman özlediğine dair tüm hatıraları bir bir temize çekiyor kişi ve en çok onların arasına yenilerini katamayacağına üzülüyor. Galiba hatıraları böylesine kederli yapan, onları çoğaltamayacağımızı bilmek…