Bir aralık Kür Şad irkildi. Fatih ve akıncı olarak gittikleri Çin’e şimdi tutsak olarak götürülmek birdenbire yüreğine bir ağırlık verdi. Az kalsın yeri göğü inleten bir haykırışla bağıracaktı.
Uyku nasıl gelsin ki… Belirsizlikler..umutsuzluklar..kaygılar..dertlenmeler..sözde kendini yiğitlendirmeler ve ardından gelen gerçeğin renkleri.. kendine karşı bozum olmalar.. Ve, pencerenin boşluğundaki gecenin karanlığı ve sıkıntı.
Yenilgi.
“Niçin?”,—değil.
“Belki…”—yasak.
“Çok geç…”—yıkım.
Peki, nedir?
Gömlek cebimde katlanılmış temiz bir mendil gibi güzel güzel duran üzünç,—sıkılmaya başladım hurda demir fiyatına gittiğim bu yaşamdan.