Giriş: Sosyoloji; ama ne için?
Öncelikle belirtmek isterim ki bu kitaptaki her bölüm için elimden geldiğince ayrı yazı yazacağım. Giriş bölümü için de ayrı bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. Benim için neden sosyoloji sorusunu sorabiliriz burada? Bu bilimin eğitimini almadım. Şimdi nereden çıktı da böyle bir kitabı okuma ihtiyacı hissettim?
Sosyal bilimlerde alanları keskin bir şekilde ayırmak zordur. Hukuk, ekonomi, sosyoloji, psikoloji… Hepsine baktığımızda içinde biraz da olsa diğer sosyal bilimlerden bir şeyler olduğunu görürüz. Bu sebeple bu bilimleri birbirinden tamamen ayırmaya çalışmak anlamsız olur. Hele ki benim gibi hukukçuların veya hakim/savcı adaylarının sosyolojiyi es geçmesi düşünülemez. Bir hakim doğru bir şekilde karar verebilmesi için kendini toplumdan soyutlamamalıdır. Toplumu, insanı adeta okuyabilmelidir. İşte hakime burada yardımcı olacak şey de sosyoloji olacaktır. Sonuçta diyebiliriz ki, sosyoloji en başta insan dünyası hakkında bir düşünce biçimidir. (sf 17) Tabi burada doğru kaynakları okumak gerekecektir. Bilindiği üzere sosyal bilimler fen bilimleri gibi değildir. Fen bilimlerinde işi bilmeyen kişi pek konuşamaz. Tabi şu sıralar doktor olmayan insanların klozetin üstünde aşı karşıtı twitleri nasıl da attıklarını görüyoruz. Bu tarz insanları bir kenara bırakırsak sosyal bilimler hakkında konuşabilmek fen bilimleri hakkında konuşmaktan daha kolay gibi gözükür. En basitinden bir kahveye gittiğimizde dayılar siyaset bilimi hakkında, ekonomi hakkında, toplum hakkında atıp tutarlar. Halbuki bu tarz bilimleri konuşabilmek bu kadar kolay olmamalıdır. Bu bilimlerin de içine girdiniz mi epey anlamakta zorlanacağınız cümleler göreceksiniz. Bu sebeple de ben de pek bilgimin olmadığı sosyolojiyi anlaşılır bir dille yazılmış bir kitaptan okumak