Av. Ahmed Yasir Orman

8/10
·126 syf.··
2021 6. kitabı
36 yaşında bir kadın. İsmi Keiko Furukuro. Toplum tarafından normal olarak gözükmeyen birisi. Çünkü 18 yıldır bir markette yarı zamanlı kasiyerlik yapıyor ve de bu zamana kadar hiç evlenmemiş. Topluma göre tamamen anormal insan. Derhal bu kadını birisi düzeltmesi lazım! Her gün yüzüne bağıra bağıra öğütler verilmeli. Evlilik anlatılmalı, çocuk sahibi olmanın önemi anlatılmalı. 36 yaşına gelip hala yarı zamanlı bir işte çalışmaması gerektiği ile ilgili öğütler verilmeli. Böylece o insan toplumun dayattığı normal insan profiline belki de ulaşabilir. Ama burada sorulması gereken asıl soru şudur? Normal olan nedir? Çoğunluğun yaptığı şeyler normal midir? Eğer böyleyse Hitlerin döneminde Almanya baya normaldi. Ne de olsa halkın çoğunluğu yapılanları destekliyordu. Kimse şuan o toplumun yaptıklarını normal olarak görmüyorsa pekala normal olanı bulmak için çoğunluğa bakmak her zaman doğru olmayabilir. O zaman normal olanı nerede aramalıyız? Belki de normali aramaya çalışmak saçmadır. Ya da her şeyin hızla değiştiği bir dünyada normal olan bir şey yoktur. Böyle ise gelen sorulara verilebilecek en güzel cevap şudur: -36 yaşındasın ve evlenmemişsin. Gecikmeden evlenmelisin. +SANANE -36 yaşındasın ve hala markette yarı zamanlı çalışıyorsun. Daha düzgün bir iş bulmalısın. +SANANE Şu ana kadar yazdıklarımdan az buçuk kitapla ilgili bir şeyler çıkarmışınızdır. Başka incelemeleri de okursanız herkes insanlara dayatılan normalleri çok da güzel eleştirmiş. Eeee hepimiz eleştiriyorsak kim ulan bu öğüt verenler, sürekli soru soranlar? Hepimiz insanları pekala yargılıyoruz. Yargılarken de hep bazı mantıklı düşündüğümüz sebeplerin arkasına sığınıyoruz. Nedense hep karşımızdakinin iyiliğini düşünüyoruz. Aaaa böyle giyinilir mi? Kış ayında üşütüceksin. Evlenmelisin. Yoksa yaşlılığında
KasiyerSayaka Murata · Turkuvaz Kitap · 20193,661 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·
Giriş: Sosyoloji; ama ne için? Öncelikle belirtmek isterim ki bu kitaptaki her bölüm için elimden geldiğince ayrı yazı yazacağım. Giriş bölümü için de ayrı bir yazı yazma ihtiyacı hissettim. Benim için neden sosyoloji sorusunu sorabiliriz burada? Bu bilimin eğitimini almadım. Şimdi nereden çıktı da böyle bir kitabı okuma ihtiyacı hissettim? Sosyal bilimlerde alanları keskin bir şekilde ayırmak zordur. Hukuk, ekonomi, sosyoloji, psikoloji… Hepsine baktığımızda içinde biraz da olsa diğer sosyal bilimlerden bir şeyler olduğunu görürüz. Bu sebeple bu bilimleri birbirinden tamamen ayırmaya çalışmak anlamsız olur. Hele ki benim gibi hukukçuların veya hakim/savcı adaylarının sosyolojiyi es geçmesi düşünülemez. Bir hakim doğru bir şekilde karar verebilmesi için kendini toplumdan soyutlamamalıdır. Toplumu, insanı adeta okuyabilmelidir. İşte hakime burada yardımcı olacak şey de sosyoloji olacaktır. Sonuçta diyebiliriz ki, sosyoloji en başta insan dünyası hakkında bir düşünce biçimidir. (sf 17) Tabi burada doğru kaynakları okumak gerekecektir. Bilindiği üzere sosyal bilimler fen bilimleri gibi değildir. Fen bilimlerinde işi bilmeyen kişi pek konuşamaz. Tabi şu sıralar doktor olmayan insanların klozetin üstünde aşı karşıtı twitleri nasıl da attıklarını görüyoruz. Bu tarz insanları bir kenara bırakırsak sosyal bilimler hakkında konuşabilmek fen bilimleri hakkında konuşmaktan daha kolay gibi gözükür. En basitinden bir kahveye gittiğimizde dayılar siyaset bilimi hakkında, ekonomi hakkında, toplum hakkında atıp tutarlar. Halbuki bu tarz bilimleri konuşabilmek bu kadar kolay olmamalıdır. Bu bilimlerin de içine girdiniz mi epey anlamakta zorlanacağınız cümleler göreceksiniz. Bu sebeple de ben de pek bilgimin olmadığı sosyolojiyi anlaşılır bir dille yazılmış bir kitaptan okumak
Sosyolojik DüşünmekZygmunt Bauman · Ayrıntı Yayınları · 20121,939 okunma
9/10
·160 syf.··
2021 3. kitabı
2012 senesinde Savaş Atı filmi çıktığı zaman kitabı olduğunu bilmeden izlemiştim. Steven Spielberg’in yönetmenliğini yaptığı bu film bir çok ödüle aday gösterirdi ve bir çok ödülü de aldı. 2011 yılının en iyi filmlerinden biri olarak gösterilen bu filmin geçenlerde Storytel’de sesli kitabını görmemle kitabının da olduğunu öğrenmiş oldum. Daha yeni yeni sesli kitap dinlemeye başladığım için de bildiğim bir eseri dinlemek sesli kitaba alışma sürecimde iyi olacağını düşünerek Yetkin Dikinciler’in güzel sesinden bu eseri 4 saate yakın bir sürede dinlemiş oldum. Klasik tarzdaki savaş temalı eserleri okumaktan veya izlemekten sıkıldıysanız Savaş Atı tam size göre bir eser. İnsanlık tarihinde 1920’lere kadar çok önemli bir yere sahip olan atın gözünden savaşa bakma şansı buluyorsunuz bu eserde. Baş kahramanımız safkan bir İngiliz atı olan Joey. Yaşlı bir çiftçinin bir inat uğruna 6 aylık Joey’i satın alması ile serüvenimiz başlıyor. Joey yaşlı çiftçinin oğlu Albert ile çok iyi bir dost oluyor. Bu dostluk 1. Dünya Savaşı’nın başlayıp da Joey’in İngiliz ordusuna satılması ile bir süreliğine sekteye uğruyor. Bundan sonra Joey cepheden cepheye koşturup duruyor. Tabi o zamanlar teknoloji o kadar gelişmemiş olduğu için atlar savaş için epey bir öneme sahip. Bu sebeple Joey de bir askermiş gibi savaşta aktif rol almış oluyor. Tabi atın ağzından dinlediğimiz için sanki atlar savaşın ana kahramanlarıymış gibi gösteriliyor. Ne de olsa herkes kendini bir nebze de olsa yaşadığı çevrenin ana kahramanı olarak görür. İşte bu sebeple atların savaşta neler yaptığını en ince ayrıntısına kadar görüyoruz. Binlerce insanın öldüğü savaşlarda ne kadar at da ölüyormuş! En çok da tellere takılan atlar ölüyormuş. Kurtulsalar bile paslı teller yüzünden sonrasında hastalanıp ölüyorlarmış. Bu
Savaş AtıMichael Morpurgo · Tudem Yayınları · 20161,477 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2021 2. kitabı
Geçen gün karşıma sesli kitap uygulamalarından biri çıkınca ben niye sesli kitap okumayayım ki deyip Storytel uygulamasını indirdim ve dinleyeceğim ilk kitap olarak basit bir kitap olsun derken Simyacı’da karar kıldım. Sesli kitap ile ilgili görüşlerimi biraz daha deneyimledikten sonra farklı bir yazıda anlatacağım için şimdilik rafa kaldırıyorum ve geçiyorum dinlediğim kitap olan Simyacı’ya. Yolculuk yapan bir karakteri yolculuk esnasında dinlemesi benim için epey keyif vericiydi. Ama kitap benim için keyifle dinlemekten öteye geçemedi. Acaba okumadığım için anlama oranım mı düştü derken internetteki yazılanlar ve yazarın okuduğum önceki eserleri aklıma gelince aklıma dank etti. Biraz bakındıktan sonra gördüm ki kitap tamamen Takkeci İbrahim Ağa hikayesinin çakması imiş. Tabi belki esinlenme vs demek istesem de yazarın okuduğum diğer iki kitabından sonra bunu demem bir hayli güçleşiyor. Benim gördüğüm kitaplarının daha fazla satılabilmesi için çabalayan bir yazar. Elbette bunu her yazar ister. Hatta ne yalan söyleyeyim ben de bu kadar çok satılmış bir kitabın yazarı olmak isterim. Ama bunu yaparken bazı şeyleri de okurun gözüne sokmak istemem. Maalesef Coelho, kişisel gelişim zırvalarını gözümüze sokmaktan başka bir şey yapmıyor. Hatta size yazarın bir diğer kitabı Aldatmak’a yaptığım incelemeden birkaç cümle söyleyeyim de ne demek istediğim anlaşılsın: “Kitaptaki karakterin ise hatırladığım kadarıyla hiç böyle inançları yoktu. Tamamen olaylara materyalist bir şekilde etrafındakileri pek düşünmeden kendi mutluluğunu yaratabilmek için fevri kararlar alabiliyordu. Sayfalar ilerledikçe de bir anda uzman bir felsefeci ya da sosyolog ya da psikolog gibi bazı tespitler yapmaya başladı. Bu da belli bir süre sonra karakterin ağzından değil de yazarın ağzından çıkan
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,6bin okunma
10/10
·216 syf.··
2017 39. kitabı
Antrenmanlarla matematik kitabını hatırlıyor musunuz? Hani bir çoğumuzun çözdüğü kitap. Tee matematiğin en başından başlatıyor. Sayfalarca toplama çıkarma bile çözdürüyor. Ne kadar dalga geçilse de bu kitap temeli olmayanlar için çok güzel kitaptı. İşte Mahfi Eğilmez hoca “Örneklerle Kolay Ekonomi” kitabını da bu mantıkla hiç ekonomi bilgisi olmayanlar için yazmış. Hemen size bunu kitaptan bir örnekle göstereyim: “Elmalarla armutları miktar olarak toplayamayacağımız doğrudur ama acaba değer olarak toplayamaz mıyız? Yani örneğin 1 elma 10 kuruş, 1 armut da 15 kuruş ise 10+15=25 kuruş diyemez miyiz? Bal gibi deriz. İşte elmayla armudu toplamanın yolu budur.” Bu örnekte de gördüğünüz gibi Mahfi hoca hiçbir şekilde teknik bir terim kullanmayıp çok sade bir dil kullanmıştır. Bu sadelik de hiç ekonomi bilgisi olmayanların en azından belli başlı bazı terimleri bilmesini sağlayacak. Bu sayede televizyonda ekonomi haberlerini geçmek yerine bunlar ne diyormuş diye de bakmak bile isteyeceksiniz. Ben bu kitabı İşletme birinci sınıf veya ikinci sınıfta almıştım. O sıra özellikle dersimize giren Ozan Başkol hocanın sayesinde iktisada olan ilgim artmıştı. O sebeple iktisattaki temel bilgileri pekiştirmek maksadıyla aldım ve okudum. Tabi daha sonra birine vermişim. Türkiye’de de birine kitap verince gelmediği için elimden gitmiş oldu. Geçen ayda Mahfi Eğilmez’in İnferis adlı romanına yaptığım incelemeden sonra Mahfi hocanın başka kitaplarını da okumaya karar verdim. BKM’nin sitesine girince de içinde Örneklerle kolay ekonominin de bulunduğu 3 tane Mahfi Eğilmez kitabının set halinde satıldığını gördüm. Zaten Dünya ekonomisi kitabını da alacaktım. O sebeple hemen aldım. Bu kitap sayesinde şu terimlere daha bir hakim olacaksınız: Ekonomi nedir, ne işe yarar? Tüketim,
Kolay EkonomiMahfi Eğilmez · Remzi Kitapevi · 20123,318 okunma