Uzun uğraşlar sonucunda yoruldum artık dedi bu yaz bir daha gitmiycez hastaneye dedim Daha bu sabah söz verdim Hastane aradı Çarşamba gelin dedi Yoksa bir daha asla ilaç yazmayız Yandım bittim ben vay başıma;(((
Ben ve Duygularım
Sen esirliğim ve hürriyetimsin, Çıplak bir yaz gecesi gibi yanan etimsin. Sen memleketimsin. Sen ela gözlerinde yeşil hareler, Sen büyük, güzel ve muzaffer, Ve ulaşıldıkça ulaşılmaz olan hasretimsin. Nazım Hikmet Ran
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir insanın yanında olması seni hafifletmez Anlayacak dinleyecek akıl verecek olması lazım konuşarak düşünceler bir yere varmalı sen anlattıkça o nün gözleri parlamalı boş bakışları gördükçe kendine zarar verirsin benim anlayan yok diye kağıda yaz daha çok katar yazdıkça yazarsın tıpkı benim içimi döktüğüm gibi en azından anlayan yazar beğenir
finaller yordu kurt kitap okumayı bıraktı artık slayt okuyor yaz tatilinde comeback atıcam akademik comeback atamıyorum bari bu olsun
AYRİYETEN AYRİYETLER
Rüzgâr sönüyor, Çiçekleri öldürmesinler. Yel yatıyor, Turnaları uçursunlar. Şimdi oradaydı dost, Kaçıncı bahar kadını? Rüzgâr alevleniyor, Çiçekleri közlesinler. Akşam yaz güneşi vardı oysa, Berduşt gibi sarhoşsa şair, Kelimeleri zakir... Şair hep buraların insanı, İnsanlar sokakların sahipleri. Rüzgâr yelleniyor, Ufukta başka bir hayat gözüküyor, Hadi dalgalara meydan okuyalım dost. AYKUT BARIŞ ÇELİK
Edebiyat
Vitrinlerin Arkasındaki Tenakuz
İnsan deryasını tanımak, çetin ve muazzam bir sırlar dehlizidir. Zira zahir ile batın, dille ikrar edilen ile kalpte gizlenen arasındaki o uçurum, modern çağın aldatıcı aynalarında hiç olmadığı kadar derinleşmiştir. Dışarıda, asil ve fıtri tesettürün şiarıyla gördüğümüzde ne kadar vakur, ne hanımefendi bir şahsiyet diyerek gıpta ettiğimiz nice insanların; dijital mecraların laubali iklimine adım atınca nasıl bir kimlik erozyonuna uğradıklarını hayretle ve esefle müşahede ediyorum. Raflarında İhyau Ulumi’d-Din gibi kalbi terbiye eden tefekkür hazinelerini barındıran, satırlarda ihlas ve takva dersi veren kimselerin, mesaj ve yorumlarda namahrem erkeklerle gayriciddi ve vıcık vıcık yorumlaşmaların, hafifliklerin girdabına kapılması ne hazin bir tenakuzdur! Ne yazık ki bu dijital panayırda, şahsiyetinin ve dininin ayarını bozmadan, dosdoğru bir istikamet üzere yürüyen muhlis bir ruha rastlamak adeta imkansız hale gelmiş... Daha da garibi ve ibretlik olanı ise, mevsimlerin fıtri inkılabıyla birlikte kâinata gelen yaz canlılığının, insan fıtratındaki nefsani tortuları da açığa çıkarmasıdır. Kışın veya fikri zeminlerde gayet ciddi, mesafeli ve vakur görünen profillerin, yaz sıcaklığıyla birlikte hicap perdesini yırtarak fütursuzca bir görünme ve hafiflik yarışına girişmeleri, ruhun maruz kaldığı gizli şehvet imtihanının en acı tescilidir. İşte bu savrulmaları, bu maskeli arafta kalışları gördükçe, nebevi irşadın hakikati zihnimde bir kez daha yankılandı Kadının şerrinden ve fitnesinden Allah’a sığınırım. Bu ikaz, asla boşuna söylenmiş bir kelam değildir; bilakis en dindar, en birikimli görünen sinelerin bile şer’i hudutları unuttuklarında, beğenilme ve suni alternatifler esaretinde nasıl birer fitne unsuruna dönüşebileceğinin en çıplak ifşasıdır. Cemil Meriç’in
Duygu ve Düşünce