Alein Kentigerna

Alein Kentigerna

Yazar
8.3/10
1.031 Kişi
·
2.715
Okunma
·
138
Beğeni
·
9,7bin
Gösterim
Adı:
Alein Kentigerna
Unvan:
Polisiye-gerilim romanı yazarı
Anagram gibi bir isme sahip olan, halüsinasyon adlı gerilim dozu yüksek ve sürükleyici fbi - seri katil polisiyesine imza atmış, internet ya da başka bir kaynaktan hakkında bilgiye ulaşmanın neredeyse imkansız olduğu esrarengiz edebiyatçı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
420 syf.
·1 günde·8/10
“Başkalarının ruh hâlini anlamak için empati kurma yeteneğini o kadar çok kullanmıştı ki, belki de kendisine fazlasıyla yabancı kalmıştı.”
Yazarın okuduğum ilk eseri olan Halüsinasyon yazarın en iyi ve sevilen kitaplarından birisidir.Realist bir psikolojik gerilim romanı tarzında yazılan eserdir.Kitap yer yer hızlanan yer yer de durağan ilerletmektedir.Kitabın ilk bölümü ve ortası son bölümüne göre biraz sıkıcı ve olay örgüsü iyi değerlendirilememiş ayrıca çeviriden dolayı bazı kısımlarda mantık hatalarına da rastlamak mümkün.Son bölümde okurları şaşırtacak olaylara yer verilmiştir.Kitapta aklın sınırlarını zorlayan kalbin temposunu hiç düşürmeden hızlandıran ve soluk soluğa okuyacaksınız.Konu olarak ise Mike ismindeki kahramanımız FBI ajanında profil tespit uzmanıdır ve tespit etmesi gereken bir bayan katil vardır.Mike zaman içinde katili bulabilmek için normal hayatını bir kenara bırakarak katili arar ancak hiç düşünemeyeceği bir şey vardır cinayetlerin ucu kendisinede dokunmaktadır.
Katil neden 118 sayısını saplantılı bir hale getirmiş ? Katilin kim olduğunu ? Cinayetler neden Mike ilgilendiriyor ? Katil Kim ? ve daha çok sorunun cevabını bu eserde bulacaksınız.Kitabın sonlarına doğru tedirginlik içinde,karmaşık olaylar ve sonunu düşünemeyeceğiniz bir sonla bitmektedir.İyi ki okuduğum diyebileceğiniz bir polisiye romandır.
Keyifli Okumalar Dilerim
392 syf.
·Beğendi
Her şey 14 Ekim 1743 günü Yüzbaşı (yani o zamanların detektifi diyebiliriz) Alvaro'nun valilikten gelen özel bir emirle bir rezalet sonucu kovulduğu görevine tekrar çağrılmasıyla başlıyor. Alvaro kendini alkole ve afyona vermiş olmasına rağmen, Rio de Janeiro'da vahşice işlenmiş cinayetlerin katilini bulabilecek tek kişi olarak görülüyordu.

Onun işe dönmesini sağlayanlar kimlerdi ve amaçları neydi? Cinayet kurbanları arasında bir bağlantı var mıydı? Seri cinayetleri işleyen bir örgüt mü yoksa tek bir kişi miydi? Roman da bu soruların cevaplarından çok daha fazla bilgiye ulaşabileceğinizden emin olabilirsiniz.

Kitapta, Cizvitler adında bir tarikatın varlığından söz ediliyor. Peki kim bu Cizvitler diye araştırma yaptığımda;
Cizvitlerin, İsa Tarikatı adıyla anılan bir Hristiyan tarikatı olduğunu öğrendim. Bu tarikat, hristiyan olmuş eski bir İspanyol askeri olan Ignacio de Loyola tarafından 1534'te kurulmuştur. Başlıca yoğunlaştıkları alanlar misyonerlik ve eğitim kurumları açmaktır. Türkiye'de "İsa'nın Askerleri" adıyla biliniyorlar. Bana Türkiye 'de de hüküm süren bir tarikatı anımsattı nedense. Tarikat üyeleri örgüte kendi tabirleriyle "Ölü Gibi İtaat" ediyorlar. Bu örgüt, sözde insanları ahlaklı olmaya davet edip gerektiğinde her türlü ahlaksızlığı yapmaktan da geri kalmıyor.

Yine kitapta, engizisyon mahkemelerinden ve bu mahkemelerin suçluları nasıl cezalandırdığından da bahsediliyor. Engizisyon kelime olarak, Latince "inquisitio" yani "soruşturma" anlamına geliyor. Bu mahkemeler Orta Çağ’da Katolik Kilisesi tarafından kurulup, deyim yerindeyse Avrupa’nın terör fırtınası haline geliyor.

Engizisyon mahkemelerinin kararlarını zamanında kralın bile değiştirme hakkının olmadığını biliyor muydunuz? Bu mahkemeler, birçok bilim adamını büyücülükle uğraştıkları, ruhlarını şeytana sattıkları gerekçesiyle acımasızca halkın önünde vahşice yakarak öldürdüler. Bunun dışında suçlanan kişilere, suçlarını itiraf edene kadar akıl almaz işkenceler yapılırdı. Bunlardan bazıları şöyledir; diri diri yakmak, mahkumu testereyle ortadan ikiye bölmek, tavana el bileklerinden asıp ayaklarına ağırlık bağlayarak kol ve bacaklarının çıkmasını sağlamak, suçlunun boğazına keten bez tıkayarak su dökmek, yırtıcı hayvanların önüne atmak ve bir gergiye kablolarla bağlayıp kablo uçlarını döndürerek vücuda batmasını sağlamak. Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Engizisyon hakkında bu kadar bilgi yeterli sanırım. Devam edelim.

Cinayetlerin aydınlatılma sürecince geçmişte olayların nasıl vuku bulduğunun anlatıldığı kısımlarda nefesimi tutarak okudum diyebilirim. Yazarın felsefi bir dille süslediği gerilim polisiye tarzındaki bu roman, hiç tarzım olmamasına rağmen benden tam puanı aldı. Daha önce bu tarzı denememiş olanların bile bu kitabı zevkle okuyabileceğini düşünüyorum.

Yazar hakkında da sizlere bilgi vermek isterdim fakat yazar hakkında hiçbir bilgiye ulaşmak mümkün değil. Tek öğrenebildiğim kendisinin "esrarengiz" evet bu kelimeyi seviyorum kullanmasam olmazdı, anonim bir yazar olduğudur. Her ne kadar ekşi sözlükte kendisinin Türk olacağından şüphe edildiğini okuduysam da bunun asılsız bir iddia olduğunu düşünüyorum.

Kitabın sonunda yazar bizi ters köşe yapıyor. İddia ediyorum, hiç kimse böyle bir sonu aklından bile geçiremezdi.

Son olarak Alein Kentigerna oku etkinliği dahilinde beni yazarla tanıştıran ve kitabı öneren Eminkolnikov'a teşekkürlerimi iletiyorum.

Keyifli okumalar..
420 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Nutkum tutulan bir konu okumak beni her zaman şaşırtır heyecanlandırır vs. lakin bu nasıl bir konudur anlatım ve inandırıcılığa sahiptir ki konu itibariyle sarsıntı sonu itibariyle şok yarattığı tecrübeyle sabittir. İnanın okurken kanlı canlı halüsinasyon görmeme sebep oldu yine yazar :/
420 syf.
·Puan vermedi
Ed’in etkinliği olması ve güzel incelemeleri gördüğümde oluşan hafif kıskançlık nedeniyle bu incelemeye biraz özeneceğim. Başlık başlık yapsam güzel olur gibi geldi. (Kısa geç Ferman diyenler Öneri başlığına atlayabilir. For English press 9.)

Yazar:
Öncelikle yazarın adını hala öğrenemedim. Son bir kaç gündür ne olur kimse ne okuduğumu sormasın diye dua ediyorum. Alein Kartigerna, Kantigerani, Kernitgera, Kartigerna.. Alein Kleopatra. Olmadı.
Yorumlara bir göz atmıştım, çevirmen kötü diyorlardı. O yüzden çevirmen kimmiş diye baktım ama kitapta yazmıyor. Türk yazar olabilir kanaati gözümde güçlendi ama çok önemsemedim. Fakat bu düşünce okurken aklımdan çıkmadı. Hatta bir cümlede, hiçbir çevirmen böyle bir cümle kurmaz dedim. Çok da dert değil.
Kurgu:

Benim için bir polisiyede olay örgüsü birinci sırada gelir. Anlatım, çözülme, karakterler elbette önemli ama bu öğelerin eksikliği ya da zayıflığı eserin yalnızca yavan olmasını sağlar. Olay örgüsü ise kitabın özünü, temelini oluşturur.
Kitabın konsepti çok kez işlenmiş bir konu. Yine de “aman be” dedirtmiyor.
Olay örgüsünü beğendim, hayli beğendim. Akıcı bir dille işlemiş ve merak etmeyi sağlıyor.

Anlatım:
Akıcılıkta bir problem görmedim. 3 veya 4 oturuşta bitirdim kitabı ve bu benim dağınık zamanlarımdan ötürü. Tek oturuşta okunması mümkün bir akıcılığa ve ilgi çekiciliğe sahip olduğunu düşünüyorum.
Bazı incelemelerde devrik cümlelerden bahsedilmiş ama benim gözüme batmadı.
Tempo artış ve azalışlarını sevdim. Bazı bölümlerde 180 km/s ile giden bir rollercosterdaymış gibi hissettim.
Tek sorunumsu, katmanlı flashback’ler olayı biraz zorlaştırıyor. 16 saat öncesi, 16 saat öncesinin 4 saat öncesi, 16 saat öncesinin 24 yıl öncesi gibi… bir de yıl 1969 atlamaları var.. yazara bu yorumları iletmek isterdim. Belki bir gün buraları okursa değerlendirir.

Karakterler:
Hayli beğendim karakterleri. Dağınık değil, dallanıp budaklanmıyor. Yan karakterler gerçekten yan karakter. Bir anda olayın önüne geçmiyor, okuyucunun zihnini karıştırmıyor. Mike karakterini sevdim ve güzel canlandı kafamda.. Karakterler için büyük bir artı yazıyorum Alein’e.
Çözülme (Hafif Spoiler):

Kitabın sonunu kısa tutmuş. Hayli yükselmiştim halbuki. Aslında son 20 sayfaya biraz daha basit, direkt yazsa ve açıklayıcı olsa daha güzel olurdu diye düşünüyorum. Daha çok bir pinpon topu senaryosu çizmek istemiş sanırım. Öyle mi böyle mi, hayır öyle, sanırım böyle. Bence daha iyi geçebilirdi.
Çoğunun aksine, ben katili tahmin ettim. Erken aşamada. Bu sonla değil ama yaklaşık bir şekilde. Dert etmiyorum bunu çok. Zira bir iki yerde acaba değil mi dedim… ama kısa süre sonra bu fikre geri döndüm.

Öneri:
Son bir yılda çok fazla polisiye okudum. Bu alanda yazmak istediğim için sanırım biraz. Kötü kitaplar da okudum. Hayli..
benim için Grange’ın polisiyede büyük bir yeri var. Şöyle somutlayayım: Grange 200 liralık banknot gibi. Henüz gözümde yaklaşan yok. Diğer polisiye yazarları, Gerritsen, Dorn, Clark, Mazzanti,Jose Rodrigues dos Santos, Casey, Ahmet Ümit, Osman Aysu…vs.vs. ise 5, 10 ve 20 liralar. 50 liralık ve 100 liralığı bulamadım. İşte Alein 50 veya 100 olabilir.
Tabi buna tek kitapla karar vermek mümkün değil ve doğru da değil. Bu yüzden kısa sürede diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Son bir yılda sanırım bu düşünceye bir de Fritzek yaklaştı.
Sonuçta kitabı okuduğum için hayli mutluyum. Bir yazarın külliyatına adım atmış olmamın verdiği memnuniyeti taşıyorum. Polisiye severlere okuyun pişman etmez derim.

Teşekkür:
Bu kadar polisiye polisiye derken, henüz bulaşmamış olduğum Alein’le tanıştırdığı için Sevgili ve Saygın ED’e teşekkür ederim.
Yemek yapmamı beklerken ben kitabı okuduğum için aç kalan kardeşime de teşekkür ederim.
648 syf.
·1 günde·Beğendi
Tanrı'nın Psikopat Çocukları...25.12.2017

Bir kitap düşünün, bir polisiye kitabının olağandışı bir emekle hazırlandığını ama kitlesinin az olduğunu düşünün. Ne garip değil mi? Araştır, araştır ve araştır. Alein Kentigerna şu ana kadar okuduğum en iyi polisiye romanlarından ilk 3 diye sıralanırsa o sıradan birini alacaktır.

Ben, ben bilemiyorum. Kitaplarını defalarca okurken nasıl bu denli heyecan ve zevki diri tutabilir. Tekrar ve tekrar bocalayıp karmaşıklığa sürükleyebilir. Merak, sürükleme açısından üstüne yoktur. Yazar hakkında, araştırma ve titizliği hakkında ne diyebilirim ki.

Halüsinasyon, Yılanların uykusu, Ölüm peygamberi gibi bu kitapta da ensest ilişkiler göze çarpabilir. Ama diğer kitaplarına oranla daha düşük seviyede. Okuyan her insan sonunu beğenmemiş olabilir. Şöyle düşünün; on yıllar boyunca plan yapıyorsunuz, DMK-13 bunun için hayatınızı intikamla geçiriyorsunuz, tekrar ve tekrar göz gezdiriyorsunuz, her şeyden vazgeçiyorsunuz. Öyle ki, öz kızınıza bile o muameleyi yapmak zorundasınız. Çünkü bir haftayı, bir ay'ı, bir yılı düşünmek yetmiyor. On yıllar sonra olacakları hesap etmek gerekiyor. Herhangi birinin aklına geldiğinde,'Hayır,bu olamaz. Öz kızına bunu yapmış olamaz, saçmalık.'' dedirtmeniz için bu gerekliydi. Bir günde bitirmiştim. Tekrar ve tekrar okumak için zevkli. Bu arada çoğu yazarlar ilk kitaplarından sonra biraz bocalamaya başlar, önceki kitaplarını aratabilirler. Ama Aleın Kentigerna tam tersini yapmış. Çıtayı çok fazla yükseltmiş. Her başlık öncesi verdiği mesajlar, belirttiği ilkeler...sizi diğer başlıkları okumak için teşvik ediyor ve tahrik ediyor.

Tekne ile yola çıkıyorsunuz, dalgaların sizi oradan oraya sürüklediğini görüyor, hissediyorsunuz; ama kılınız dahi kıpırdamıyor. Çünkü uyuşmuş bedeniniz ve bu durumdan zevk alan bir bedeniniz var. Dalgalar tekneyi tehdit ediyor, ama siz umursamıyor olanları görmezden geliyorsunuz. Dalgalar tekneyi batırmak üzere! Kendinize gelin hey hey! Ama hayır, yine durmuş dalgaları izliyorsunuz, tekneyi alabora edişini hatta ölümünüzü izliyorsunuz. Ama bunların hepsi bir rüya, aslında siz hiç tekneye binmediniz, dolayısıyla dalgaların akışına bırakmak ve doyasıya seyretmek zevkli olmalı.

Kitapta böyle, sadece okumak bazen de bitmemesi için okumamak gerekiyor. Hayır, yavaş okumalıyım, hayır hayır, hızlı olmalıyım. Karmakarışıklık.

Tekneden olan siz değilsiniz, tıpkı kitabı okuyan siz olmadığınız gibi. Dalga olan siz, tekne olan kitap...

Elbiselerinizi çıkarın; gideceğiniz yerde üşümeyeceksiniz!

Keyifli okumalar.
392 syf.
·2 günde·Beğendi
1743 yılında Rio de Janerio'ya musallat olan bir seri katil...18.yüzyılda Engizisyon Mahkemesi,işlenen cinayetleri önceden haber veren ve yüzü maskeli gizemli bir ressam, ilk bakışta herkesi kendine aşık eden güzeller güzeli bir kontes, şeytana taptıkları gerekçesiyle diri diri yakılan bilim insanları...(Kitabın arkasında kısaca)

Değerledirmeye gelirsek eğer birkaç şey yazacağım. Engizisyonun işkencelerine değinmesi aslında dini değerlerin suç karşısında bazılarınca istismar edildiğini açıkça ortaya koyuyor. Son ana kadar fikrinden vazgeçmeyen Bruno gibi, Gelilei gibi, Pisagor gibi, Darvin gibi... Eğer birileri sizi sevmiyorsa ve yetkisi var ise, sizi istediği şekilde aşağılayacak ve ölümünüze sebep olacaktır.18.yy başlarında birçok bilim insanı türlü işkencelere, aşağılanmalara ve ihanetlerle karşı karşıya kalmıştır. Ölüm Peygamberi sonlara doğru bunu bir sitem olarak okuyuculara bir nevi haykırıyor. Bilin, araştırın, öğrenin...

Aşağılık düzen din, bilim, ırk, statü tanımaz! Birileri için ölmeniz gerekiyorsa ölürsünüz. Botanikçi, araştırmacı ve çok kitap okuyanlar her zaman aşağılanmaya ve öldürülme ile karşı karşıyadır. Sırf farklı oldukları için dışlanan insanları, bilim adına bir şeyler yapanlara 'kafir, şeytan, iblisin uşağı' sıfatları görebiliriz.

Kitapta vicdan kısmıda dikkat çekiyor. Şatoya resim dersi için gelen biri ki bu kişi ülkesinde birini öldürüp Brezilya'ya kaçmış ama olaylar devam ettikçe ve iğrenç şeyler oldukça kişinin vicdanı, sevgisi birçok şeyi değiştirmeye yetiyor.

Kitapta sadece bilimi övmemiş, eleştride de bulunmuş Alein Kentigerna. Yüz binlerce insanın ölümüne sebep olan Atom bombasının korkunçluk boyutuna, günümüz Brezilya'da çocukların istismar edilmesinin artık çok sık rastlanmasına ki bu da yazarın çok iyi bir araştırmacı olduğunu gösterir.

Felsefe, tarih, anatomi ile ilgili bilgiler vermesi en önemli kısmı. Düşündürmeye, olayları idrak etmenize ve sonunda da 'bingo' deyip uyandırması...daha güzel ne olabilir?

Kitap içinde bir söz dikkatimi çekti. O da şu:''Sonuçta dünyaya iz bırakanlar sanatçılarla katillerdir. Eğer ikisini birden kuşanabiliyorsan bir dahisindir!''

Keyifli okumalar.
392 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
1743 yılında Brezilya'da işlenen cinayetlerdeki vahşet daha önce görülmemiş nitelikteydi. Yüzbaşı Alvaro uzaklaştırıldığı göreve geri getirilince, hiç ummadığı insanlık dışı, ruh hastası bir katilin peşinden gideceğinden habersizdi...

İntikam duygusu ne kadar yıl sonra taşıp eyleme dönüşebilir? Her kurbanı gördüğünde Alvaro bu soruyu sormaktan kendini alamıyordu. Yavaş yavaş şüphelileri ortaya çıksa da o kanıtlardan çok hisleri ile parçaları yerine oturtmaya çalışıyordu. Öldürülen insanların kanı ile not bırakan katil, "Ölüm Peygamberi" olduğunu iddia ediyor, insan zihnini zorlayan vahşetine devam ediyordu...

Yüzbaşı Alvaro, atı Hugo ile bir tanıktan ötekine koştururken, hislerinde yanılmadığını fakat katilin aristokrat biri çıkmasından duyduğu endişe, kendisi gibi basit bir yüzbaşının üstelikte hiç iyi bir sicile sahip olmadığı için; halk, kilise ve Engizisyon Mahkemesi karşısında nasıl bir tedbir alması gerektiğine karar veremiyordu...

Terk edilmiş duygusu ve katilin acımasızlığı ile tam bir çıkmaza girmek üzere iken, şahit olduğu olay karşısında önce dehşete düşecek, sonrasın da ise yoluna devam edecekti...

Kitabın son bölümüne gelene kadar fantastik bir eser okuduğunuzu fark ettirmeyen yazarın kaleminin ne derece güçlü olduğuna bir kez daha şahit olacaksınız...
420 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Son sekiz sayfası olmasa tamı tamına 10 puanını hak edecek bir kitap. Polisiye gerilim türündeki kitap, şimdiki zamanla, geçmişte yaşanmış olaylar arasında gidip geliyor ki bu benim bir kitapta sevdiğim bir yazım türüdür. Bazı bölümleri okurken önceki sayfaları tekrar tekrar karıştırdığım oldu. Bulmaca çözer gibi. Kitapta o kadar ters köşe yapmış ki yazar,hayal gücüne hayran olmamak elde değil. Sayfalar ilerledikçe yeni bir şaşkınlık yaşıyorsunuz. Tam tahmin ettiğim gibi dedikçe yazarın yeni bir sürprizi ile karşılaşıyorsunuz. Kitap hakkındaki tek olumsuz düşüncem son üç bölümünün fazla zorlama ve yazarın son bir şaşırtmaca diye ters köşenin dozunu abarttığıdır.
420 syf.
·10 günde·Puan vermedi
Zeka oyunları içeren cinayet romanlarını okumayı seviyorum ve bu kitap zekice yazılmış. Kurgu inanılmaz iyi ve özenilerek yaratıldığını hissediyorsunuz. Okurken aşırı derecede geçmişteki birkaç tarihe gitmek beni biraz rahatsız etmişse de kitabı bitince yazarın neden öyle yaptığını anladım. Bizi beynimizden vurmak istemiş ve kesinlikle bunu başarmış. Yorum yapmak bile benim için çok zor oldu.
Bunun ötesinde kitap gerçekten çok kötü bir yazım dili ile yazılmış. Çeviriden mi yazarın kendi kaleminden mi bilmiyorum ama çok gereksiz yerlerde gereksiz detaylar verilmiş, heyecanın yükseldiği anlarda bu cümlelerle kitaba haksızlık yapılmış. Ayrıca çok sık olarak insanı rahatsız eden ifadelere yer verilmiş ve bunlar sık sık tekrarlanmış. Kitabın sonunda yapılan düz açıklama çok basit gibi geldi, daha iyi bir son yazılabilirdi. Yazar yazım dilini geliştirse çok daha başarılı işler ortaya çıkarabilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Alein Kentigerna
Unvan:
Polisiye-gerilim romanı yazarı
Anagram gibi bir isme sahip olan, halüsinasyon adlı gerilim dozu yüksek ve sürükleyici fbi - seri katil polisiyesine imza atmış, internet ya da başka bir kaynaktan hakkında bilgiye ulaşmanın neredeyse imkansız olduğu esrarengiz edebiyatçı.

Yazar istatistikleri

  • 138 okur beğendi.
  • 2.715 okur okudu.
  • 76 okur okuyor.
  • 1.140 okur okuyacak.
  • 32 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları