Eddi Anter

Eddi Anter

Yazar
7.4/10
139 Kişi
·
413
Okunma
·
74
Beğeni
·
7728
Gösterim
Adı:
Eddi Anter
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1961
1961 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Nişantaşı Işık Lisesinde aldıktan sonra üniversiteyi İngiltere’de Brighton Polytechnic ve Amerika’da University of Miami’de okudu.

Uluslararası Pazarlama uzmanı olup, uzun bir süre tekstil işiyle uğraşmıştır. Bir kaç yıl boyunca bir internet sitesinde Don E adı altında kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı.

Makale ve öyküleri bir çok gazete ve dergide yayımlandı. İlk romanı 2006 yılında piyasaya çıktı. “Lilly- Ben Bir Arap Yahudisi’yim” aylarca En Çok Satanlar Listesinde yer aldı. 2007 yılında çıkan “Kumbara” adlı ikinci ve 2009 yılında çıkan “İkilem” adlı romanı da uzun bir süre En Çok Satanlar Listesinde kaldı. “İnkar” 2011 yılının son aylarında raflarda yerini aldı.

5 Lisan biliyor. Üç çocuğu var. Yaşamını Türkiye, New York ve Florida’da sürdürüyor.
296 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okurken gözüm diğer incemelere kaymıştı; yavan kaldığı, kendini tekrar ettiği ile ilgili incelemeler okudum. Herkesin zevkine saygı duyuyorum ama ben kesinlikle kitabın yavan kaldığını da, kendini tekrar ettiğini de görmüyorum. Bir kitapta bir tek cümleyi iki kere okumak o kitabın kendini tekrar ettiği anlamına gelmez. Bence olumsuz yorum yapılırken sağlam dayanaklar ile onu iyice açıklamalı. Çünkü ortada bir emek var ve yazara da haksızlık edilmiş oluyor. . Neyse umarım yorumum kitap hakkında araştırma yapanlara ulaşır. .

Kitabımız Spritüalist akımın İslamlaştırılması şeklinde kaleme alınmış. Spritüalizm; herşeyin mutlak maddenin (Tanrı'nın) bir parçası olduğunu savunan felsefedir. Yani her şeyin tek bir ruh olduğunu savunur. Ve bu felsefe dünyadaki hiç bir inancı reddetmez, hepsinden inançlar barındırır içerisinde. Mesela Spiritüalist akımın en anarşist düşüncesi şudur bunu da satanizmden alır; Gerçek Tanrı mutlak ve sonsuz karanlık olandır, beyaz ve ışığın simgesi olarak bildiğimiz Tanrı aslında şeytandır. O yüzden dünyaya farklı dinler gönderir ve her din mensubuna diğer dinler ile savaşmayı emreder. . Spiritüalist düşünceye göre bütünlük aydınlanma yaratır ve bizi bir üst seviye olan beşinci seviyeye ulaştırır. Bu iki konu kitapta şöyle işlenmiş;

Mutlak karanlık, mutlak boşluk: "Göz, yok olacak olan bedeni görür fakat sonsuza kadar yaşayacak olan ruhu görmezden gelir. Bir kitabın manasını ortaya çıkartan sözcükler değil sözcükler arasındaki boşluklardır. Aksi halde yekpare olur, okunan da anlaşılmaz bir yazıya dönüşürdü. Müziğin duyulması notalardan değil notalar arasındaki boşluklardandır. İnşa edilmiş bir evin yapısına değil boşluklarını doldurmak üzere içine taşınırız. Hayatın anlamı da boşluklarla dolar. Her boşluk sonunda da bir boşluk doğar. Bu boşluk kimisinde başıboş bir sessizliktir, kimisinde kalabalık bir gürültüdür. Bazen karanlık bazen de aydınlıktır. Fakat boşluk her zaman dolandır. Hayat bu şekilde anlam kazanır. Hayatın anlamı boşluklarda gizlenir. Bütünün içinde olan yokluk ve boşluk, varlık ve doluluk ile tamamlanmaz. Bütün zaten tamdır."

Mutlak ve Evrensel Ruh: "Farklı bedenlerde yaşayan öz dediğimiz ruh zaten seviye olarak maneviyat ve ilahiyat dünyasından geliyor. Evrensel Ruh'un bir parçasıdır."

Ve bu inanca göre Ruh'un 8 seviyesi vardır, kitapta bu beş seviyeden şöyle bahsediliyor: "İlk ruhani seviye en düşük olandır, hareketsizliği içerir; madende vardır. Ikinci seviye içinde can taşıyan herkes ve canlı olan her şeyde mevcuttur; bitkilerde bulunur. Üçüncü seviye ruh anlamına gelir. Bu seviyede canlının kişilik veya fıtratı, yol ve yön seçme kabiliyeti, sorumluluk alma güdüsü vardır.
Bitkilerde yoktur fakat hayvanlarda bulunur. Hayvanlarda hem can hem de ruh vardır. Dördüncü seviye sadece insanlarda olan yaşamdır. Nefes anlamına gelen bu seviyede zekâ ve zihin de mevcuttur, yaşam enerjisinin olduğu yerdir. İnsanlarda tüm dört seviye aynı anda bulunur. Beşinci seviye gözünün feri, yüzünün nuru gibi ifadelerin açığa çıktığı haldir. Bu son ve en yüksek seviye Birlik ile Teklik halidir, Sonsuz Işık'ın mevcudiyet gösterdiği mertebedir. İnsanoğlunun yaşarken tam teslimiyet durumunda ve sürekli tevekkül halinde kalmasıyla deneyimleyebileceği zamanla zeminden bağımsız bir mertebedir"

Kitapta illimünati işareti olan üçüncü gözün yani Epifiz Bezinin varlığından da söz ediliyor. Gerçek âlemden soyutlanmış keşişlerin metodları tavsiye ediliyor Epifiz Bezinin aktifleşmesi için. Bunun başında da et tüketimine son vermek geliyor yazara göre.

Kitap gayet güzel, vakit öldürmek için keyifli bir kitap. Hem de sizi farklı düşüncelere sevk edecektir, okumanızı tavsiye ederim.

Spritüalizm için bakınız: https://youtu.be/mVrHQSxHka0
296 syf.
·Beğendi·7/10
Nasip’le beraber gezgin olmak keyifliydi. O bana ben de ona eşlik ettim bu yolculukta. O kendini aradı, ben de kendime,içime döndüm. Hayatın anlamını arayan Nasip, büyüdüğü yer olan çölden uzaklaşarak ülkeler, krallıklar aşıyor. Gittiği yeni yerlerde birbirinden kıymetli bilgelerle tanışıyor ve onlarla derin, içsel, varoluşsal sohbetler ediyor. Bu anlara ortak olmak çok kıymetli ve özeldi. Özetle karşınızdakinden evvel dönüp bir kendinize bakın’ı anlatan, yol gösterici ve yalın bir kitap. Bana göre ders niteliğinde bir baş ucu kitabı.
272 syf.
Yerde yatan annem bana kanlı gözlerle bakıp, elime kağıda sarılı bir adet kesmeşeker uzatmıştı."Al bunu oğlum" demişti gözlerinden yaşlar dökülürken."Bunu hayatın boyunca yanında taşı.Ne zaman aklına ya da başına kötü, tatsız bir hadise gelirse, cebindeki bu şekeri yokla.O zaman olayların kendiliğinden geçeceğini ve her şeyin bal tadında şekere dönüşeceğini hatırlarsın" dediğinde gözlerim dolmuştu.
296 syf.
·Puan vermedi
Kitap beni sarmadı, konu ilgimi çekmedi. Vasat geldi. Her zaman anlatılan şey bir daha anlatılıyor gibi hissettirdi. Hani bir kitaba başladığınız an içinizde bir merak, bir duygu olur ve devam etmenizi sağlar ya, işte bu kitapta hissettiğim tek duygu sıkıntı.
Belki başka bir zaman tekrar şans veririm.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Öncelikle kitapta en dikkatimi çeken şey kurgusu. Kurgu ama fantastik kurgu.
''ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, neden yaşıyorum?'' gibi sorulara her insanın kendi iç dünyasında cevaplar bulabileceğini, kimsenin cevabının bir değerine benzemeyeceğini ve aslında hepsinin de kendince haklı olduğunu düşle gerçek arasında ama pek az gerçek, çok fazla düşle harmanlayıp anlatmış yazar.
Giriş gelişme sonuç olarak yazılmamış. Bir iddiası yok, didaktik değil. Son dönemin yükselen yazarlarından Eddi Anter'i okumak biraz bilgi ve sabır istiyor. Ama bir kez tadını alınca yeni bir şey yazsa da okusam diye bekliyorsunuz.
Ben hiç Eddi Anter okumamışlara yazarın Ben Benim kitabıyla başlamalarını mümkünse Kabile'den sonra İnkar'ı okumalarını öneririm. Aksi takdirde konudan kopabilirsiniz.
296 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Okurken iç dünyanıza yolculuğa çıkacağınız ülke ülke gezeceginiz bir kitap. Nasip ile yolculuk çok güzeldi.
Düşünsenize insanların renkleri olduğunu duygularına göre yüzünde renk olduğunu yazar bunu düşünmüş ve cok da güzel anlatmış....
232 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Kitaba baslarken com guzel tam kisisel gelisim kitabı diyorsunuz çok güzel cümle kalıpları var ancak ortasına gelince kendini tekrar ediyor ben kitabı zor bitirdim
368 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Ya zihnimiz bize kullanmayalım diye verildiyse!

Ruh uçar, zihin çalışır, beden sürünür.
Kuş ruhtur, karınca zihin, solucan beden...
Ya sen?
Toprağın altında sürünen solucan mısın,
yerde gezinen karınca mı, yoksa havada uçan bir kuş mu?
Belki de ayakta uyuyan bir insansın, ya da her şeyi Yaratan'sın.
Uyan artık! Ve kim olduğunu hatırla...
Albert Karako, Kuledibi'nde başlayan hayat yolculuğunu Alper Karaköy olarak devam ettirmek
zorunda kaldığında geçmişini sorgulayacak ve bir gün başına gelen bir olay yüzünden tüm yaşamı değişerek vakitsiz kaybedenlerden olacaktı.
312 syf.
·8/10
Eddi ANTER'İ tanımama vesile olan kitap. Yazarın felsefi kurgusu sizi alıp götürecek. Her sayfada muhakkak altını çizeceğiniz tespitler olacak. Bazı sayfalar onlar da çok değil emin olun sıkılabilirsiniz ama okuduğunuza pişman olmayacağınız bir eser.
240 syf.
·5 günde·Beğendi
Unutmayalım ki hayat anlıktır, tekrarlanmaz. Hayatın provası yoksa eğer-ki yok-hata ve yanlışları yapmakta kaçınılmazdır. Maksat en az hatayla bitiş çizgisine ulaşmak.

Hepimiz, herkesten, her şeyden, olan bitenin tümünden sorumluyuz. Birbirimize örümcek ağı kadar ince bir bağla bağlıyız.

Değişebilir değiştirebilirim. Bir kişi bile değişim yapabilir kendisini değiştirerek. İyiye doğru. Bir kişi bile dünyayı değiştirebilir bir başkasının ruhuna dokunarak. Nazikçe, kırmadan.

Her fırsatta birbirimize destek olmalıyız, eş uzatmalıyız, gönülleri fethetmeliyiz, bu bir gülümseme, gülümsetmek, belki bir fikir yada paylaşım yaparakta olabilir.

Ben kendimi sevmeliyim ki başkalarını da seveyim. Ben kendimi anlamalıyım ki başkalarını da anlayayım.

Aramızdaki farklılıkları dile getirip bu yüzden düşman olmak yerine, ortak yön ve yanlarımızı bulup birlik ve beraberlik yoluna girmemiz gerekiyor. Bizler aynı yolun yolcularıyız.

Derler ki Bilge kişi her gün bir başkasından yeni bir şey öğrenen kişidir. Mutluluğun anahtarı ise elinde olanları görmekte yatar. Kuvvetli olan kişide zayıflığını bilen ve içinde olan kötü eğilimi iyiye çevirebilendir. Hangisini istersen o olursun. İste ve ol!

Işığın nerede olduğunu hepimiz bilmemize rağmen maalesef kimimiz sadece güneşin aydınlığını göstermek isteyen elinin tırnağına bakmakla yetinecek. Uyanın ve Işık’ı yakıp yaymaya başlayın.

Aydınlatın dünyanızı ve dünyayı.

.
.

Kitaba başlarken önsöz ile gelmiştim bitince de son sözle.
Keyifli, bol hatırlatmalı bir yolculuk oldu benim için.

Okudukça gerçekten büyüyoruz, ummanlara açılan kapılardan geçe geçe büyüyor ruhumuz.

Kitaplarla kaldığımız güzel zamanlara.

Yazarın biyografisi

Adı:
Eddi Anter
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1961
1961 yılında İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Nişantaşı Işık Lisesinde aldıktan sonra üniversiteyi İngiltere’de Brighton Polytechnic ve Amerika’da University of Miami’de okudu.

Uluslararası Pazarlama uzmanı olup, uzun bir süre tekstil işiyle uğraşmıştır. Bir kaç yıl boyunca bir internet sitesinde Don E adı altında kültür ve sanat üzerine yazılar yazdı.

Makale ve öyküleri bir çok gazete ve dergide yayımlandı. İlk romanı 2006 yılında piyasaya çıktı. “Lilly- Ben Bir Arap Yahudisi’yim” aylarca En Çok Satanlar Listesinde yer aldı. 2007 yılında çıkan “Kumbara” adlı ikinci ve 2009 yılında çıkan “İkilem” adlı romanı da uzun bir süre En Çok Satanlar Listesinde kaldı. “İnkar” 2011 yılının son aylarında raflarda yerini aldı.

5 Lisan biliyor. Üç çocuğu var. Yaşamını Türkiye, New York ve Florida’da sürdürüyor.

Yazar istatistikleri

  • 74 okur beğendi.
  • 413 okur okudu.
  • 31 okur okuyor.
  • 328 okur okuyacak.
  • 15 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları