Erich Auerbach

Erich Auerbach

Yazar
9.3/10
7 Kişi
·
19
Okunma
·
17
Beğeni
·
1.040
Gösterim
Adı:
Erich Auerbach
Unvan:
Edebiyat eleştirmeni
Doğum:
Alman İmparatorluğu, 9 Kasım 1892
Ölüm:
Wallingford, Connecticut, ABD, 13 Ekim 1957
Trajikliği amaçlayan öyküler gerçeklikte de duygularda da dolaysız değillerdir; en fazla dokunaklı olarak nitelendirilebilirler.
Erich Auerbach
Sayfa 263 - İthaki Yayınları
Tanrının uyuyan Adem'in kaburga kemiğinden ilk kadını, Havva'yi yaratması algısal-somut bir durumu anlatır; bir askerin çarmıha gerili İsa'nın bögrune mızrak saplayısi, fışkıran kan ve su da keza. Ama bu iki olay yorumlanarak birbiriyle ilişkilendirildiğinde öğretilen şudur: Adem'in uykusu İsa'nın ölüm uykusunun mecazidır; Adem'in bogrunde ki yaradan nasıl insanoğlunun etten vücuda gelmiş anası Havva dogmuşsa İsa'nın bogründeki yaradan da aynı şekilde yaşayan insanligin tinsel anası kilise doğmuştur- kan ve su Hristiyanlıgin kutsama simgesidir.
Erich Auerbach
Sayfa 65 - İthaki yayınları
Içeriğinden yola çıkıldığında yoruma muhtaç Kutsal Kitap metnini, egemenlik iddiası daha da yoruma muhtaç bir çizgiye taşır. Metin, Homeros gibi bize birkaç saatliğine kendi gerçekliğimizi unutturmaktan çok bu gerçekliği boyunduruk altına almak ister.
Erich Auerbach
Sayfa 27 - Ithaki yay.
Geniş bir baglamda küçük bir parça iyice aydınlatılır: geriye kalan, bütünü açıklayıcı ya da tasnife yarayacak, bu arada ön plana çıkanlar seye denge unsuru olabilecek her şey karanlıkta bırakılır. Boylece görünüşte hakikat dile getirilir, ne de olsa söylenenler tartışmasiz dogrudur, ama işte buna ragmen tam çarptırılmıştır. Hakikat denen şey, hakikatin tamamından ve kesitleri arasındaki dogru ilişkıden oluşur. Geniş kesimler, özellikle de hareketli dönemlerde bu oyunlara hep aldanır; yakın tarihten örnekler herkesin malumu. Oysa çoğu halde rahatlıkla oyunu górmek mümkün. Lakin halkta ya da izleyici kitlede gergin dönemlerde buna yönelik ciddi bir irade göremezsiniz. Bir yaşam biçimi ya da insan toplulugu miadını doldurdugunda yahut salt lutuf ve hoşgörü den mahrum kaldıgında, propagandanın onlara yönelik her haksızlıgı genelde üstünkörü algılanmakla birlikte buyük çoğunlukça sadistçe bir hazal karsılanır. Gottfried Keller, bu psikolojik olguyu Seldwyla İnsanlarinda, Isviçre'deki bir siyasi karalama kampanyasını konu ettigi yitik gülüşün öyküsünde nefis betimler. Keller'in sözünü bizim yaşadığımızla kıyaslanınca, bir kan ve çamur der yaşın yanında, bir derenin duru suyunun hafifçe bulanmasına benziyor bu arada. Vakayı serinkanlı ve berrak bağımsız bakışıyla, zerrece örtbas etmeden, haksızlığı zerrece mazur göstermeden, hatta üst adalet' gibi bir gerekçeye başvurmadan tartışan Keller, bu tür şeylerde yine de dogal hatta bazen hayırlı bir yan görür. Oyle ya sonuçta "bir kez daha bir adaletsizlik ya da uyduruk bir gerekçe, devletin degişmesine ve daha geniş özgürlüklere vesile olmustur." Yolu daha geniş özgürlüklere çıkarılmış rejim degişikliklerine aklı ermiyor şanslıların.
Homeros, bizimde burada yaptığımız gibi analiz edilebilir ama yorumlanamaz. Sonraki dönemlerde alegorik olanın peşindeki akımlar, yorum maharetlerini Homeros'un yapıtları üzerinde göstermeyi denemişlerse de başarılı oldukları söylenemez. Homeros bu türden değerlendirmelere direnir; yorumlar zorlamadı, cinstir; bir türlü bütünlüklü bir bilgi oluşturacak şekilde kristalize olamazlar.
Erich Auerbach
Sayfa 25 - Ithaki yay.
Petronius, yapıtının dönemi yansıtıp yatsitmadigiyla ilgilenmemiştir. İşin bu yanını onemseseydi, özgün koşulları ve gelişmeleri, İmparatorluk döneminin ilk yıllarında ki siyasi-ekonomik atmosferle ilintilendirirdi.
Erich Auerbach
Sayfa 47 - İthaki yay.
632 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Mimesis...İnsanlar tarafından çokça okunan popüler metinleri (dünyevi-semavi) incelemeye alan ve bu metinleri insan temsili üzerinden kritik eden harika bir metin. Çok ayrıntılı ve hacim olarak büyük bir eser. Özellikle insan ruhunun (refleksif) hallerinin edebi alandaki yansımaları Auerbach'ın usta kaleminden okuyucuya ulaşıyor. Mimesis'in ayırt edici bir tarafı şu: Auerbach değerlendirmeye aldığı metinleri seçerken taraflı davranmamış kitaba konu olan metinleri objektif ve derinlemesine incelemiş. Bunu örneklendirirsek konunun ne derecede sağlam ve ayrıntılı irdelendiğini anlayabiliriz: Mimesis' de Homeros ve Kitab-ı Mukaddes; Aziz Augustinus ve Ammianus Marcellinus; şövalye romansları, Dante ve Boccaccio; Antoine de la Sale, Shakespeare ve Rabelais; Montaigne ve Cervantes; Stendhal ve Virginia Woolf'a kadar bir çok alıntı metnin "insan gerçekliği" teması üzerinden eleştirel anlamda okumasını yapabileceksiniz.

Auerbach edebi metinleri sadece kritik etmiyor, onların psikolojik-toplumsal kodları üzerinde durarak kutsal ya da dünyevi metinleri nasıl okumamız gerektiğinin de altını çiziyor. Bu anlamda Auerbach okuyucuya "hermeneutik" ilminin de kapılarını aralıyor.

Not: Auerbach Mimesis'in tamamını İstanbul'da yazmıştır.

Ayrıntılı inceleme: http://www.felsefehayat.net/...rintili-temsili.html
320 syf.
·75 günde·7/10 puan
Erich Auerbach'ın adını Livaneli'nin "Serenad" kitabında görmüş ve bu adamı okumak istemiştim. Neyse ki Türkçeye kazandırılan bir çevirisini Metis Yayınları yapmış. Dante ve Vergilius'tan alıp dünya edebiyatının önemli bir bölümünün incelendiği çalışmada bugünkü Fransızcanın nasıl oluştuğunu, Monteaigne'in nasıl şahsına münhasır bir adam olduğunu, Flaubert ve Balzac'ın nasıl gündelik olanı ciddiyetle taklit ettiklerini, edebiyattaki tür ayrımının romanda nasıl yerle bir edildiğini, gerçekçilerin Stendhal başta olmak üzere neler yaptıklarını, Proust'un nasıl muazzam bir okur kitlesine ulaştığını okuyoruz. Sadece edebiyat sanmayın... Felsefe üzerine de ciddi incelemelerle karşılaşacaksınız. Pascal'dan Rousseau'ya okuyacaklarınız arasında Voltaire de var. Martin Violan'ın yazarın hayatı hakkında yaptığı araştırma ve sunduğu fotoğraflar da 90 sayfalık bir "Sunuş" bölümüyle veriliyor efendim. İlgilenenlere...
320 syf.
·8/10 puan
1935'lerde Nazi baskısından kaçarak ülkemize sığınmış ve yeni cumhuriyetimizin modernleşme olgusuna katkıda bulunmuş 100 civarında yahudi kökenli bilim adamından biri o. Edebiyat sosyoloğu olarak nitelenen ve ülkemizde yazdığı, yeni bir yöntemi barındıran Mimesis adlı Batı edebiyat eleştirisi 20yy'ın en iyilerinden kabul edilen bu önemli Fransız Edebiyatı uzmanı dil bilimci, özelikle Istanbul üniversitesi'nin modern yapıya kavuşmasında görev üstlenmiş ki, aynı dönem yaşanan müthiş Nazi baskısı ile Nazi yanlısı hocaların alındığı Ankara Üniversitesi 'ne rağmen.
Kitap; bazılarının çevirmeni bilinemese de, başta öğrencisi #minaurgan'ın çevirileri olmak üzere Auerbach'ın bilimsel makale, yaptığı konuşmalar ve dostlarına yazdığı 5 mektup örneğinden oluşuyor. 14yy Floransa'sında bir karakterin iç betimlemelerini mükemmel yapan siyasi mülteci ve vakanüvis Dante'nin önemi ile başlayan yazılar, çağının en akıllı adamı dediği Montaigne'nın iç yalnızlığıyla devam ederek, 17 yy sınıf mücadelesinin (saray-aristokrat ve sehir-burjuva) edebiyata etkileri incelemesine, Pascal'ın güç -adalet-hak sorunu özelinde tartışılmasına, nüktedan fakat devrinin edebi Tanrısı Voltaire 'ın burjuva mantığına, Yeni Bilim düşüncesi ile çığır açan Vico'ya, Rousseau 'nun Hristiyan yapısına karşın Hristiyan olamamış olanların ilki olduğu tezine, Gündelik olanın ciddiyetle taklidi üzerine oluşup Rousseau ile başlayan gerçekçiliğin Flaubert'ın Madam Bovary'sinde doruk noktaya ulaşmasına değiniliyor.

17. 18. ve 19yy gerçekçiliğini ve romantizmini kaynaklarıyla sorguladığı yazı ve konuşmalar ile Proust'un Kayıp Zamanın İzinde serisinin nispeten detaylı anlatımından çok etkilendim. En sonunda ose; 90 yıl öncesinden görerek iddia ettiği, Hümanizm'in yok oluşuyla tek tip insan, devlet ve dile gittiğimiz gerçeğine bayıldım (ki katılıyorum).
Mektuplarda ise, İstanbul'daki çalışma ortamından bahsederken, Atatürk devrimlerine, Harf Devrimi ve modernleşme çabalarına temkinli yaklaşımı ise beni şaşırttı doğrusu.

Sonuç olarak; kitap tüm edebiyat tarihi sevenler için harika, Mimesis başyapıtını okumadan önce mükemmel ve klasik okuma isteyenler için sıkıcı bir giriş olur kanaatindeyim. Bense ara vererek Mimesis'i okuyacak ve Batı yazınını incelemeye devam edeceğim

Yazarın biyografisi

Adı:
Erich Auerbach
Unvan:
Edebiyat eleştirmeni
Doğum:
Alman İmparatorluğu, 9 Kasım 1892
Ölüm:
Wallingford, Connecticut, ABD, 13 Ekim 1957

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 19 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 313 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.