Manuel Puig

Manuel Puig

Yazar
8.8/10
16 Kişi
·
44
Okunma
·
6
Beğeni
·
1.019
Gösterim
Adı:
Manuel Puig
Unvan:
Arjantinli Yazar
Doğum:
Arjantin, 28 Aralık 1932
Ölüm:
Meksika, 22 Temmuz 1990
Manuel Puig (General Villegas 28 Aralık 1932 - Cuernavaca 22 Temmuz 1990) Arjantinli yazar. La traición de Rita Hayworth (1968) (Rita Hayworth`un İhaneti), Boquitas pintadas (1973), El beso de la mujer araña (1976) (Örümcek Kadının Öpücüğü) romanlarıyla tanındı. Örümcek Kadının Öpücüğü daha sonra sinemaya ve Broadway müzikaline uyarlandı.

Buenos Aires vilayetinde doğdu, Buenos Aires Üniversitesi felsefe bölümünden mezun olduktan sonra film arşivcisi ve editör olarak çalışmaya başladı. Burs alarak İtalya`ya gitti. Puig TV şovları ve filmler için senaryo yazarı olmak istiyordu. Bu asla gerçekleşmedi ve 1960`larda Arjantin`e geri döndü. İlk romanı Rita Hayworth`un İhaneti`u yayımladı. Daha sonra New York`a yerleşti ve diğer kitaplarını yazmaya başladı.

Manuel Puig`in eserleri pop art olarak kabul edilir. Büyük olasılıkla televizyon ve sinema üzerine çalışmasından dolayı eserlerinde film tekniği ve sinematografik anlatımın etkileri görülür. "Bu sayfaları okuyana sonsuz lanet" ve "Örümcek Kadının Öpücüğü" eserlerinde de bu etki açıkça görülmektedir.

Hayatının büyük bir bölümünü ülkesinden uzakta geçiren Puig, 1989`da Meksika şehri Cuernavaca`ya gitti, burada 1990 yılında hayatını kaybetti.
Öyle korkunç kolay ki yüreğinin yorulup da bir daha hiç çarpmaması(...)
Manuel Puig
Sayfa 118 - Can Yayınları
...unutulmaması gereken tek bir şey var: İnsan yaşamında, kısa da olsa, uzun da olsa, her şey geçicidir. Hiçbir şey kalıcı değildir.
Manuel Puig
Sayfa 277 - Can Yayınları
Gel gör ki kendi içimde sanki başka cins bir işkenceci var...ki bana rahat dirlik vermiyor...
Manuel Puig
Sayfa 191 - Can Yayınları
"Din bastırma getirir; insan özveriyle bastırdığı şeyin başka bir şekliyle ödüllendirilmeyi umar."
Manuel Puig
Sayfa 107 - Mitos Yayıncılık
... evet, kabul ediyorum, pek demokrat bir tutum değil, ama çok sevdiğim bir şeyin orta malı olması sinirimi bozar benim...
Sorun olayları olduğu gibi kabul etmesini öğrenmek sorunudur, başımıza gelen iyi şeylerin değerini bilip tadını çıkarmak, geçip gitseler de. Çünkü hiçbir şey kalıcı değildir.
“Gerçekten mutlu olmanın güzel yanı da ne, biliyor musun, Valentin?.. Temelli böyle olacak sanıyorsun, bir daha mutsuz olmayacakmışsın gibi geliyor.”
Manuel Puig
Sayfa 251 - Can Yayınları
"Örümcek Kadının Öpücüğü", başından sonuna, son derece maharetli bir edebiyatçının ilmek ilmek ördüğü bir edebiyat şaheseri. Öyle ki; dilin güzelliği, üslûbun etkileyiciliği en üst seviyelerde dolana dolana insanın içini edebiyat sevgisiyle dolduruyor... bir yazar böyle bir eser yazabiliyorsa edebiyata tutunmak için herkesin umudu olmalı. Bu incelikli, âhenkli dille; bu yoğrula yoğrula lezzeti çoğalan üslûpla bize insanın söyleşmeye, hâlleşmeye ihtiyaç duyduğu ve dilin insana verilmiş en güzel armağanlardan biri olduğu söyleniyor aslında. Kitabı seneler sonra yeniden okumayı düşünüyorum. Bunca sene içerisinde böylesine bir tada çok az kitapta denk geldiğimi söylemem lâzım; meselâ Toni Morrison'ın 'En Mavi Göz'ü, Sâmiha Ayverdi'nin 'Yolcu, Nereye Gidiyorsun?' adlı eseri, Anne Rice'ın 'Vampirle Görüşme'si , Nabokov'un 'Lolita'sı aklıma ilk gelenler... Karakter yaratamayan nice edebiyat eseri arasında Manuel Puig'in başyapıtı, dilin kendisinin bir karaktere dönüştüğü, benzeri kolay kolay görülemeyecek, görülse bile tadı kolay taklit edilemeyecek bir edebiyat örneği. Edebiyat anlatmaksa, Örümcek Kadının Öpücüğü hakikaten büyüleyici, insanın gönlünü kamaştıran bir dille anlatıyor... işte bu, has edebiyat demek.

Mutlaka; ama mutlaka okumanızı öneririm.
Sanırım okuduğum en ilginç kitaptı. Şöyle ki neden sevdim bilmiyorum :) Tekrar okurum o derece yani. Değişik bir hikayesi var. Eşcinsel bir mahkum ve siyasi bir mahkumun koğuş arkadaşlığını anlatıyor. Kitapta bol bol eşcinselliğin geçmişi ile ilgili dipnotlar vardı. Bu yüzden sevdim sanırım. Gerçekten ilginç bir kitap.

http://hayalimdekikutuphane.blogspot.com.tr/...ugu-manuel-puig.html
bu kitabı okuduktan sonra, okumadan önceki kişiyle aynı kişi olmayacağınıza eminim. hoş sohbete, samimiyete, iyi niyete, yardımlaşmaya, kısacası muhtaç olduğumuz insanlığa bir güzelleme bu kitap ve tabi sinemaya! insan kalın.
İlk defa, bir kitaba karşı ne hissettiğimi bilemeden kapattım kapağını. Çünkü "bir sevdim bir sevmedim"lerle ilerledim durdum. Öyle sahneler betimlemiş ki yazar, bayılmamak elde değil. Ama öyle sahneler de var ki, olmasa ne olurdu sanki diye sorduracak cinsten, tek kelimeyle sıkıcı. Aslında şaşırtan bir sonuç olmadı bu benim için, çünkü Arjantin Edebiyatı'nın düz bir zemine asla kurulmayacağını anlamış bulunuyordum zaten. Kesinlikle sıradan bir aşk romanı, sıradan bir macera beklemeyin Arjantinli bir yazar okuyacaksanız. Onlar sıradan kelimesinin tam zıddı, kafanızı iyiden iyiye karıştırmadan bırakmıyorlar hiçbir yere. Mutlaka okuyun diyemem ama şu anda basımı olmadığı için denk gelirseniz edinin derim. =)
Bu kitap ilk olarak ismiyle dikkatimi çekti: "Örümcek Kadının Öpücüğü." Kitabı okumadan önce isminden dolayı olsa gerek başta distopik bir kitap sandım. E tabi kitabı okuyunca öyle olmadığını da anlamış oldum. Kitap, Marksist Devrimci Valentin ile eşcinsel Molina'nın hücre arkadaşlığını konu ediyor. Bu kitapta Hayat felsefeleri birbirine bu kadar zıt karakterlerin uyumsuzlukla ilerleyen uyumuna şahit oluyorsunuz. Dipnotlarda eşcinselliğe dair bolca bilgiye yer verilmiş. Baştan sona etkileyici bir dille yazılmış bir kitap. Bir solukta okunacak kitaplar arasında.
Diktatörler tarafından yönetilmek... Karakterin erkek olduğunu bilmemize rağmen kendimize engel olamadan kadın olduğunu düşünmek... Gerçekten çok güzel bir anlatım. Yaşam, dostluk ve dayanışma... Okunduktan sonra film de izlenebilir.
Çok güzel, farklı bir konusu var. Yazar romanın kurgusunu iyi işlemiş. Başından sonuna kadar pür dikkat okunabiliyor. Farklı duruşlara rağmen her şeyden önce insan olduğumuzu yazar sürekli hatırlatıyor.
Kitapyorum,manuel puıg,örümcek kadının öpücüğü
Bazı kitaplarda neredeyse hiç dialog olmazken bu kitap tamamı neredeyse dialoglardan oluşuyor , 1970 ler Arjantin diktatörlük zamanları ,hapiste otuzlu yaşlarda genç oğlanlarla yakalanan bir eşcinsel ile yirmili yaşlarda bir siyasi suçlu devrimci ile aynı hüceryi paylaşır ,vakit geçsin diye eşcinsel molina filmler anlatır ,molina filmlerde ki olaylara daha duygusal bakarken devrimci Valentin kendi görüşü ile değerlendirir ,bir yandan da kendi hayatlarını değerlendirirler ,zamanla birbirleri ile dost olup yakınlaşırlar ama iş göründüğü gibi değildir kim kime tezgah kurar başka şeyler hesaplanırken Zaman içinde dostlukla kim ne yapar kim kimi neyi feda eder ,evet çok kitap okuruz çoğunun da içeriğini zamanla unuturuz ,ama bu kitap da farklı konusu ile bir şekilde aklınızda kalır , lakin herkes sever mi politik psikolojik kitapları seviyorsanız ideal ,yoksa çoğunuzu açmaz ,ben beğendim
MANUEL PUIG
28.12.1932 - 22.07.1990

#molina #valentin
# bir devrimci ve bir escinselin kucuk bir hapishane hucresinde karsi karsiya gelmesini anlatiyor.
# karsilasma sonucunda birbirine zit ve önyargilari olan karakterler birbirini cok iyi anliyor ve kendilerindeki eksiklikleri fark ediyorlar.
# bu karsilasma sonucunda cok insancil ve dokunakli bir dunyaya giriyoruz.
# #orumcekkadin, onurlu durusun icin, cok operim seni. #valentin, devrimciler ölmez!
Olaylar 1970'lerde faşist diktatörlük altındaki Arjantin 'de bir hapishane hücresinde geçiyor. Kitap 1976'da Arjantin'de yasaklanmış.

Aynı hücreyi paylaşan, birbirlerinden çok farklı özellikleri olan siyasal suçlu Valentin ile eşcinsel Molina arasındaki diyaloglardan oluşuyor. Okurken eşcinsel tiplemeyi gerçek bir kadınmış sanarak okuyorsunuz, o kadar kadın. İki suçlunun kader ortaklıkları , her türlü zıtlığın ( kadın-erkek, zeka-salaklık, mantık-duygu) birbirine kaynaştığı naif bir anlatım ve bir çok insanın küçümseyeceği bir insanın duruşu ile devleşmesi... .
Sayfa altlarında eşcinsellikle ilgili enteresan bilgiler var. Çok esprili, insanı gülümseten diyaloglar, insan olmayı, yardımlaşmayı, vefayı, sevgiyi , kendini aşmayı bize hatırlatıyor.
. Yalnız bunun yanı sıra Molina'nın hücrede vakit geçirmek için anlattığı filmler beni okurken sıktı. 1.film iyiydi ama sonrasında dikkatim dağıldı, zor okudum. Benim için kitabın tek kötü tarafı buydu. Ama benim için sıradışı ve sıcak bir kitap olarak kalacak... Belki herkesin beğenebileceği bir kitap değildir, bilemiyorum. .
.
Kitabın filmi de var ve en yakın zamanda izlemek istiyorum

Yazarın biyografisi

Adı:
Manuel Puig
Unvan:
Arjantinli Yazar
Doğum:
Arjantin, 28 Aralık 1932
Ölüm:
Meksika, 22 Temmuz 1990
Manuel Puig (General Villegas 28 Aralık 1932 - Cuernavaca 22 Temmuz 1990) Arjantinli yazar. La traición de Rita Hayworth (1968) (Rita Hayworth`un İhaneti), Boquitas pintadas (1973), El beso de la mujer araña (1976) (Örümcek Kadının Öpücüğü) romanlarıyla tanındı. Örümcek Kadının Öpücüğü daha sonra sinemaya ve Broadway müzikaline uyarlandı.

Buenos Aires vilayetinde doğdu, Buenos Aires Üniversitesi felsefe bölümünden mezun olduktan sonra film arşivcisi ve editör olarak çalışmaya başladı. Burs alarak İtalya`ya gitti. Puig TV şovları ve filmler için senaryo yazarı olmak istiyordu. Bu asla gerçekleşmedi ve 1960`larda Arjantin`e geri döndü. İlk romanı Rita Hayworth`un İhaneti`u yayımladı. Daha sonra New York`a yerleşti ve diğer kitaplarını yazmaya başladı.

Manuel Puig`in eserleri pop art olarak kabul edilir. Büyük olasılıkla televizyon ve sinema üzerine çalışmasından dolayı eserlerinde film tekniği ve sinematografik anlatımın etkileri görülür. "Bu sayfaları okuyana sonsuz lanet" ve "Örümcek Kadının Öpücüğü" eserlerinde de bu etki açıkça görülmektedir.

Hayatının büyük bir bölümünü ülkesinden uzakta geçiren Puig, 1989`da Meksika şehri Cuernavaca`ya gitti, burada 1990 yılında hayatını kaybetti.

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 44 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 56 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.