Peter Burke

Peter Burke

Yazar
7.7/10
15 Kişi
·
42
Okunma
·
9
Beğeni
·
678
Gösterim
Adı:
Peter Burke
Unvan:
İngiliz tarihçi ve akademisyen.
Doğum:
Stanmore, Birleşik Krallık, 1937
Peter Burke (d. 1937, Stanmore, İngiltere) İngiliz tarihçi ve akademisyen.

Katolik bir baba ve sonradan Katolikliğe geçen Yahudi bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. St John's College'de Cizvit eğitimi aldı. Daha sonradan St Antony's College'e devam etti. 1962'den 1979'a kadar Sussex Üniversitesi'nde Avrupa Çalışmaları Okulu'nda görev aldı. Burada tarih dersleri verdi ve düşünce tarihi alanında okutmanlık yaptı. Daha sonradan Cambridge Üniversitesi'ne geçti. Halen Emmanuel College'de Emeritus Profesör olarak görev yapmaktadır. Burke erken dönem modern Avrupa tarihi kadar, sosyal ve kültürel tarih konularında da önemli bir isim olarak kabul edilmektedir. Burke Brezilyalı tarihçi Maria Lúcia Garcia Pallares-Burke ile evlidir.
Kolomb'un Amerika'yı keşfettiği yönünde basit terimlerle düşünmemeliyiz, çünkü aynı zamanda Amerikalılar da Kolomb'u keşfetmişlerdi.
"Mikro tarih niceliksel yöntemler kullanan ve yerel kültürlerin çeşitlilik ve özgüllüğü duygusunu pek aktarmadan ge­nel eğilimleri betimlemekle yetinerek iktisat tarihi modelini izle­yen bir toplumsal tarih üslubuna karşı bir tepkiydi. İkinci olarak, mikro tarih antropoloji ile karşılaşmaya bir yanıttı. Antropolog­lar almaşık (alternatif) bir model olarak, içinde kültüre, ekono­mik ya da toplumsal belirlenimcilikten özgür kalmaya ve birey­lere -kalabalığın içindeki yüzlere- yer olan geniş bir örnek-olay çalışması sunmaktaydılar."
"Son kuşakta, özellikle ABD' de kültür tarihçilerinin çoğuna esin kaynağı olan antropolog, kendi deyişiyle yaptığı "kültürün yorumsal kuramı" Uvi-Strauss'un kuramının karşı kutbu niteli­ğindeki Clifford Geertz'dir. Edward Tylor'un "bilgi, inanç, sanat, ahlak, yasa, görenek" diye yapnğı kültür tanımını, "açıkladığın­dan fazlasını gizlediği" gerekçesiyle eleştiren Geertz, anlamı ve bu başlığı taşıyan ünlü bir denemesinde dediği gibi "kalın betim­leme"yi vurgulamaktadır. Onun kendi kültür tanımıysa şöyledir: "Simgelere dönüştürülmüş olarak tarih içinde aktarılan bir an­lamlar kalıbı; insanların, aracılıklarıyla yaşam hakkındaki bilgi­lerini ve yaşama dönük tutumlarını birbirlerine ilettikleri, sürek­li kıldıkları ve geliştirdikleri simgesel biçimlerde anlatım kazan­dırılan [önceki kuşaklardan] kalıt (miras) alınmış bir kavramlar sistemi." Bunun uygulamada ne anlama geldiği, Geertz'in kendi et­nografik yazılarına, özellikle de çok alıntılanan Bali'de horoz-dö­ğüşü yorumuna baktığımız zaman daha bir açıklık kazanmakta­dır; o çalışmasında yazar, bu "spor"u Bali kültürünü anlamanın anahtarı olabilecek bir "felsefi tiyatro oyunu" gibi ele almakta­dır. Geertz'in horoz-döğüşünü "daha geniş Bali kültürü dünya­sı"na bağlayışı, horoz-döğüşünü o kültürün bir "yansıması" olarak görmek anlamında değildir. Yaptığı iş, döğüşü bir metin olarakele almaktır, "Bali deneyiminin Balice bir okunuşu, kendileri hakkında anlattıkları bir öykü." Ve bunu bizim kültürümüzdeki Kral Lear,e ya da Dostoyevski'nin Karamazov Kardeş/er'iyle oranlamaktadır (kıyaslamaktadır). Bir horozun kazanacağına dair yüksek bahislere girilmesi yolundaki yaygın uygulamayı ise, "statü kaygularının dramatize olması" diye anlatıyor. Oyunu "derin" kılan da budur."



"Darnton ant­ropologları izleyerek kültür tarihçisinin ödevini "ötekiliğin yaka­lanması" diye tanımlamış, özellikle de Geertz'in peşinden giderek 'bir halk masalı ya da felsefe metni nasıl okunuyorsa, bir töre­nin ya da bir şehrin de öylece okunabileceği'ni ileri sürmüştür. Büyük Kedi Kıyımı işte böyle okumalardan oluşmaktadır."
“...öylesine çok kitap var ki, başlıklarını okumak için bile zaman bulamıyorum.”(1550) “...kitap okuyucularının kendilerini kaybedecekleri bir orman, okuyucuların rotalarını bulmaları gereken bir okyanus ya da boğulmaktan kurtulmanın zor olduğu bir tufandı.”
Peter Burke
Sayfa 30 - İzdüşüm Yayınları
"Batılı tarihçilerin Zande ve Balililer gibi uzak halkların in­celenmesi yoluyla kendi kapı eşiklerindeki gündelik simgeciliği keşfetmiş olmaları, bir çeşit paradokstur, fakat G.K. Chester­ton'un ve başkalarının gözlemledikleri gibi, evimizde neler oldu­ğunu daha bir açıklıkla görebilmek için çoğu kere başka yerlere seyahat etmek gerekir. Bundan yüz yıl kadar önce, bazı Japonlar Batılıların tahta-oyma baskılarına, Noh tiyatro oyunlarına ve sa­misen müziklerine duydukları coşkulu hayranlığı görünce kendi kültürel kalıtlarına daha çok değer vermeye başladılar."
185 syf.
·Beğendi·8/10
Tarihte ne oldu? sorusuna her kes tarafında kendi meşrebince bir açıklamada bulunmuştur. Bu hususta en belirleyici olan kısım ise resmi tarih yazımıdır. Resmi tarihi yazımın temel aldığı kıstaslar belidir. Tarih dedin mi Salt kazanan ve kaybedenler üzerinde kurgulanmış kralların kronolojisinden ibaret bir tarih söylemi akla gelir. Bu kralların tarihinde olay ve olgular o kadar birbirinde bağımsız ve parçalıdır ki sanki gezegenler arasın bir ilişki söz konusu. Bu bağlamda toplumsal dokudan arınmış bir durum söz konusu.
Bu yüzde Annales Okulun öncülük etmiş olduğu yeni tarih yazım perspektifi çok farklı bir konumda durmaktadır. özelikle toplum ve insana bakışta yepyeni bir metot denenmiştir. İnsanın tüm birikim ve yaratımı ile kendini içinde bulduğu ve nesilden nesle aktaran bir kültürel gerçeklik söz konusu. Buna maddi ve manevi kültürel ögeleri görmezden gelerek bir açıklamada bulunmak tehlikelidir.
İngiliz Tarihçi Peter Burke bu kitapta Annales okulu (ekolu) ortaya çıktığı koşulları, ilk kuruluşu, gelişimi ve dayandığı temel anlayışları dönemsel karakterine göre irdelemektedir. özelikle 1929 yıllında Fransa da Lucien Febvre ve Marc Block tarafında kurulan Annales Dergisiyle başlayan ve Fernand Braudel ile hareket zirveye ulaşmıştır. Özelikle insanlık tarihi ile ilgili dile getirmiş oldukları özgün bakış açısı ve farklı yorum anlayışları hala etkisi devam etmektedir. ülkemize her ne kadar kurumsal olarak bu hareketle bir ilişkisi olmamışsa da bireysel çalışmalarda etkileri görmek mümkün .
Özelikle sosyal bilimlere ilgisi olanlar bu kaynakta faydalanabilir.Böylece bu kitap aracılığıyla Annales hareketin daha iyi tanımış ve kavramış olurlar.
176 syf.
·1 günde·10/10
Bir nefeste okuduğum bir kitap oldu. Bunda hem konunun ilgimi çekmesi hem çevirinin iyi olması hem de yazı puntosunun alışılandan biraz daha büyük olması etkili oldu. Dünyaca ünlü kültür tarihçisi Peter Burke, kültürlerin hangi ortamlarda birbirleriyle karşılaştıklarını, nasıl etkileştiklerini ve sonucunda ortaya çıkan ortak kültürleşmeyi dünyanın hemen her yerinden verdiği örneklerle okuyucuya anlatıyor. Kültürün asla saf olamayacağını her daim çevresinden etkilendiğini ve bunun sonucunda da etkilenen kültürlerin birbirleriyle uyuşarak melez bir kültürün oluştuğunu söylüyor. Bence kültür ile ilgili okuma yapmak isteyen herkesin bir göz atması gereken bir kitap. Edward Said'in de dediği gibi "Bütün kültürlerin tarihi, kültürel ödünç almaların tarihidir."
185 syf.
·Puan vermedi
İki fransız tarihçi. Lucien Febvre ile Marc Bloch. Tarih anlatımına yeni bir soluk getirmek amacıyla bir dergi kurarlar.

Ekonomik ve Toplumsal Tarih Yıllıkları.

Annales ismiyle anılan bu dergi tarihsel olayları bir hikaye anlatır gibi tasvir etmekten ya da tarihsel olayları sadece devletler ve savaşlar üzerinden anlatmaktan çok, bu olayları dönemin toplumsal, maddi ve ekonomik koşullarını göz önünde  bulundurarak açıklamaya çalışan bir tarih yaklaşımı olmuş daha sonraları Anneles okulu olarak faaliyet göstermişlerdir.

Siyaset, diplomasi ve savaşlar tarihine diğer disiplinleri (Coğrafya, antropoloji, sosyoloji, psikoloji...)de ekleyen bu tarihçiler bu andan itibaren isimlerin tarihi değil toplumun tarihinin önünü açmışlardır.

Genel anlamda üç evreye ayrılqn Annales Okulu;
-Geleneksel tarih anlayılına dayalı evre ile başlamış
-Dizisel tarihi oluşturmuş
-Ve son olarak kendi içinde bölünmeler ile dallara ayrılan tarih anlayışına geçmişlerdir.

Yazarın biyografisi

Adı:
Peter Burke
Unvan:
İngiliz tarihçi ve akademisyen.
Doğum:
Stanmore, Birleşik Krallık, 1937
Peter Burke (d. 1937, Stanmore, İngiltere) İngiliz tarihçi ve akademisyen.

Katolik bir baba ve sonradan Katolikliğe geçen Yahudi bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. St John's College'de Cizvit eğitimi aldı. Daha sonradan St Antony's College'e devam etti. 1962'den 1979'a kadar Sussex Üniversitesi'nde Avrupa Çalışmaları Okulu'nda görev aldı. Burada tarih dersleri verdi ve düşünce tarihi alanında okutmanlık yaptı. Daha sonradan Cambridge Üniversitesi'ne geçti. Halen Emmanuel College'de Emeritus Profesör olarak görev yapmaktadır. Burke erken dönem modern Avrupa tarihi kadar, sosyal ve kültürel tarih konularında da önemli bir isim olarak kabul edilmektedir. Burke Brezilyalı tarihçi Maria Lúcia Garcia Pallares-Burke ile evlidir.

Yazar istatistikleri

  • 9 okur beğendi.
  • 42 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 83 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.