Hicabi Kırlangıç

Hicabi Kırlangıç

YazarDerleyenÇevirmen
8.5/10
327 Kişi
·
2.136
Okunma
·
2
Beğeni
·
193
Gösterim
Adı:
Hicabi Kırlangıç
Tam adı:
Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç
Unvan:
Türk Akademisyen, Şair, Yazar
Doğum:
Amasya, Türkiye, 31 Ocak 1966
Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç, 1966 Amasya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Amasya'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Fars dili ve edebiyatı alanında lisans (1987), yüksek lisans (1989) ve doktora derecesi (1996) alıp 2001 yılında bu alanda doçentlik unvanı aldı. 1988 yılında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığı Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde öğretim üyesi olarak görevini sürdürmekte, Fars dili ve edebiyatı, özellikle de İran şiiri üzerine çalışmalar yapmaktadır.

Kırlangıç, Mevlânâ ve eserleri üzerine bilimsel çalışmalar yapmak üzere kurulan Mevlânâ Araştırmaları Derneğinin kurucuları arasında yer almış olup Mevlânâ Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanıdır.
Ey cömert Tanrim! Ey merhamet sahibi Rabbim! Her ne kadar kahrediciliğinin nizamının denizinin dalgaları ve kahrediciliğinin zorluk dalgalarının selinin verdiği sıkıntılar, günah ve isyan vadisinde kaybolmuşlari, küfür ve azınlığın çirkinliğinin karşıliğının verileceğine iman etmenin getirdiği emir ve yasaklara bağllık anayoluna yöneltmek yönünde ikaz etmenin ve onların uygunsuz davranışlarını ve kusurlarından duyacakları pişmanliği onlara göstermenin gereği olsa da "Rahmetim gazabımı geçti." hükmünün gereğince senin merhamet ve bağışlama denizinin kıyısı ve sahili yoktur ve bu ayricalıktan yoksun âsi topluluğunun uygunsuz yalvarip yakarmalarinin ve tevbe etmelerinin o coşkulu okyanusun çevresinde dolaşmaya gücü yetmez. Ancak yüce Allah'ın bağişlaycılık rüzgarlarının esintilerinin getirdiği yağmur damlaları yardım edip çare kilabilir bu haysiyetsizlik ve utanç girdabina gömülmüş kimseler topluluğunu, hayret ve umut havuzunda yıkayarak bağışlayıcilık sahiline atabilir. Elbette kuşatici gazabin, tam anlamiyla çekincesiz lutfa dönüşmesi, senin sınırsız yarlığama ve bağışlama katında kolaydir. Izzet ve yücelikle yetinirken küfür ve sapiklık kaynağinı öldürmek iman sermayesiyle birdir.
265 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Sadi-i Şirazi’nin en beğendiğim kitabı olan Gülistan’ı en az beş altı defa okumuşumdur.Kitap ahlaki ve didaktik türde yazılmış bir eser.Yazarın üslubu sade ve çok akıcı.Kitabın içerisinde kısa kısa ders verici ve ders çıkartılması gereken öykülere yer vermiş.Okuduktan sonra kitaplığa bırakılıp orada kalacak bir eser değildir bilakis okuyucuların tekrar tekrar okumak isteyeceği bir eserdir.Kitap düzyazı ve şiirin bir arada olduğu muhteşem bir eserdir.
Kitapta en beğendiğim alıntılar ;
“Kendi ekmeğini yiyip oturmak, altın kemer bağlayıp bir kişinin karşısında ayakta durmaktan iyidir.”
“Kötü kişilere iyilik edenler iyilere fenalık etmiş olurlar.”
Okumanızı Tavsiye Ederim
265 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
GÜLİSTAN
Merhaba Değerli Okurlar
Öncellikle böyle bir eseri okumama vesile olan biricik kardeşime teşekkürü borç bilirim. Şu an ne yazacağımı bilemez halde yanıp sönen fareye bakıyorum... İnceleme yazmak hiç bu kadar zor olmamıştı benim için... İki saat sonra...
Bu güzide eserin yazarı hakkında biraz bilgilendirmek istiyorum siz değerli okurları... İsmini duydum ama kendisine dair hiç bilgim yoktu. Ayrıca hiçbir eserini okumamıştım. Bu kitapla onun hakkında birçok şey öğrendim. Özellikle isminin hikayesi çok güzel Şiraz'da doğmuş ve Sa’di mahlasını kullanmasıyla bu lakabı edinmiştir. Şairlerin neden isimleriyle değil de lakaplarıyla anıldıklarını hiçbir zaman anlamadım ama bunun ki mantıklı ve akılda kalıcı...
Bu arada spoiler denen şeyden içerebilir :)
“ “Sa’di” mahlasıyla ünlenen İranlı şairin asıl adı Müşerrefüddin Muslih bin Abdullah’tır. Dönemin aydın ailelerinden birinin çocuğu olan Sa’di bugünkü İran’ın Şiraz şehrinde dünyaya gelmiştir. 13.yy.’da Sa’di’nin yaşadığı coğrafya tam bir kargaşa içindeydi. Buna rağmen ciddi bir eğitim alan Sa’di, ömrünün büyük kısmını bir seyyah olarak geçirmiştir. Gülistan, başta Latince olmak üzere birçok Batı diline çevrilmiş ve Osmanlı eğitim kurumlarında yüzyıllarca ders kitabı olarak okutulmuştur.
Öğrendiği bilgileri hayata geçirmek ve yeni bilgiler edinmek için uzun yolculuklar yapmış. Kah Şam Camii’nde insanları aydınlatırken, kah bir derviş kılığıyla şarkılı türkülü meclislerde, kah yaşlı bir kadının dırdırını dinlerken, kah Diyarbekir’de, kah Malatya’da görürüz.
Sa’di çoğu sözleri, sevinç veren hoş şeylerdir. Sa’di, şifalı öğütleri söz ipliğine inci gibi dizmiş, acı öğüt ilacını zarafet balıyla karıştırmıştır.”
Kitabı okumaya başladığımda ‘Tanrı’ kelimesi geçince daha başta hayal kırıklığına uğradım. Ama dipnotta bunu niçin yaptıklarını not düşmüşler aslında ‘Hüdâ’ olarak geçmekte onlarda çeviri de Allah yerine Tanrı demeyi uygun bulmuşlar. Ama ben bulmadım... Hüdâ’da diyebilirlerdi neyse beni ilgilendirmez niçin bunu seçtikleri ama hoşuma gitmedi hatta ben yanlış kitabımı okuyorum düşüncesine kapılmıştım... Bunun dışında kitabı sevdim.
Kitap hakkında bilgilendirecek olursak siz değerli okurları ve okur görünenleri ;)Kitabımız bölümlere ayrılmış, her bölüm bir konuyu içeriyor... Öğütleri kısa öykülerle ve şiirlerle bizlere iletiyor. Herkes kendine bir pay çıkarabilir en azından ben öyle düşünüyorum... Dipnotları unutmamak gerek bilmediğim ve mana veremediğim birçok şeyi de orda buldum. Pek bu incelemeye uygun olmayacak ama teşbihte hata olmaz diyerek şu örneği verebilirim; her şarkı her kişide nasıl farklı hisler uyandırdıysa bu kitapta öyle... Mesela ben bu aralar ders çalıştığımdan olsa gerek ilim ve alimler hakkındaki nasihatlar hoşuma gitti. Hazırlayacağım vaaza uygun olanları not aldım... Bir diğer dikkatimi çeken konu ise kaybettiğim ya da aslında hiç kazanmadığım dostluk üzerine yazılan hikaye ve şiirlerdi.
Dostunu iyi seçmeli insan çünkü gün gelir de saplarsa kör hançeri sırtına inan çok acıtıyor canını... Ama insan karar veremiyor canını yakan hançer mi yoksa kaybettiğin dostun mu? Bu kitapla öfkemi kontrol etmeyi ve böyle bir durumda ne yapılacağını öğrendim. Susmayı...
Evet kitaba dönecek olursak en beğendim sözler şunlardır:

"Birinin gönlünü bir kez kırdın mı, sonradan ona yüz türlü rahatlık sağlasan bile, o bir tek kırgınlığın öcünden sakın. Temren yaradan çıkar, ama acısı canda kalır !"

“Herkesin nasibi bellidir, ancak onu bulmak için de çaba gerekir. Bela alnımızda yazılıysa da, gireceği kapılardan sakınmak gerek !”

“Mademki her şeyin sonu şu toprak...
Toprak olmadan toprak olmaya bak!” Beni en etkileyeni buydu...

“Kurtuluş yalnızlıktadır...”

"Kalıcı olmayana gönül bağlamamalı !"

"En büyük düşmanın, senden hiç ayrılmayan nefsindir !"

"Bir şeye çok fazla gönül bağlama,
Ayrılması çok zor gelir adama !"

"Ey zenginleri övüp yoksulları cefaya layık gören, bil ki, gülün dikeni vardır. Şarapla baş ağrısı bir aradadır. Gömünün başında yılan da olur! İncinin çıktığı yerde insan yutan timsahlar vardır. Dünya dirliğinin lezzeti ardında ölümün zehirli iğnesi, cennet nimetlerinin önünde ise ıstırapların duvarı vardır.”

İncelememin sonunda şunu söylemeliyim Sa’di Şirazi’nin bunu ya da başka bir eserini okumanızı tavsiye ederim. Anlattığı öykülerle onun hakkında az çok bilgi edinebilirsiniz. Ben okurken keyif aldım bir yandan öğreniyor bir yandan eğleniyordum. Nasıl derseniz bazı hikayeleri çok komikti ve ibretlik...
Sa’di’nin bir sözüyle son veriyorum incelememe... Allah’a emanet olun canlar
“Kalbi kırıkların hatırını sor, Onları sevindir. Bir gün senin de Gönlün incinir.”
265 syf.
Sanırım Sadi-i Şirazinin en meşhur kitabı 8 bölümden oluşuyor. Nazım nesir karışık. Didaktik ve ahlaki hikayeler var.


Kitabın önsözünde; münacaat ve na't olarak değerlendirilebilecek bölümlerin yanında kitabın ithaf edildiği kişi yani Atabek Muzafferidüddin Ebubekir ve Sebeb-i Telif yer almakta.


Kitabın Bölümleri Kısaca:
1. Hükümdarların Hâl ve Hareketleri
2. Allah Dostlarının Ahlakı
3. Eldekiyle Yetinmenin Güzellikleri
4. Susmanın Faydası
5. Aşk ve Gençlik
6. Güçsüzlük ve İhtiyarlık
7. Terbiyenin Önemi
8. Sohbet Yöntemi


Kitap genel olarak nasihat niteliğinde. Yıllarca önemini kaybetmeyecek olan evrensel ahlaklı, erdemli bir insan olmanın yollarını anlatıyor.
367 syf.
Yeni güne yeni bir inceleme ile paşlamak istedim... Kitabımız Sâdí-ì Şìrazî'nın Gülistan eseri, sitede gördüm kitabı baktım, araştırdım, okuyayım dedim kapattım. Keşfete geçtim o ara bir de ne göreyim adaşım https://1000kitap.com/mervience bazı kitaplarını paylaşmak istiyormuş seçtim ve söyledim, sağolsun kırmadı gönderdi :) yani kitap beni oku diye adeta kitaplığıma geldi. İyi ki okudum dediğim kitapların arasına yerleşti.
Kitaba gelecek olursak ;
*Kitabımız düyazı ve şiir harmanlanarak, başlıkların bile özlü söz, nasiyat gibi olduğu çok güzel bir kitap, kitapta kendimize dair doğruluk, dürüstlük, iyilik, aşk... O kadar çok konu işlenmiş ki herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği, öğreneceği çok güzel bir kitap. Baştan sona sıkılmadan okunacak bütün sayfaları dolu dolu bir kitap.
Kitabı okumanız dileğiyle, sağlıkla kalın...
690 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Tarih-i Beyhaki,

Gazneli Sultanı Mesut'un katipliğini yapan, Beyhaki tarafından kaleme alınan eser, Farsça aslından Necati Lügal tarafından tercüme edilmiştir.

Selçuklu Devletinin kuruluş aşamasında adı sıkça zikrediken kayak olması sebebiyle yayınlandığını görünce aldım. Kitap Gazneli Sultânı Mesut'un 11 yıllık sultanlığı dönemini kapsıyor. Kitap, Dönem hakkında orta düzey bilgi sahibi olmadan okunması durumunda çok karışık gelebilir.


Selçuklularla -Gaznelilerin birbirine temas ettiği yerlerdeki bölümler daha detaylı şekilde anlatılmış. Buna rağmen Osman Turan gibi geniş geniş bir anlatım beklemeyin. Neticede burada asul unsur Gazneliler oluyor. Selçuklular daha çok yan unsur konumunda. Selçuklu Devletinin hangi şartlarda kurulduğu ve o dönemdeki toplum -devlet yapısı hakkında güzel bilgiler veriyor. Neticede o dönemde gücü yeten gidip bir yeri almak istiyor, halk gönül rızası ile teslim olursa kimseye dokunulmuyor yok direniş olursa ele geçirilen yerde halk komple kılıçtan geçiriliyordu. Bu kitapta en azından çok az kılıçtan geçirme olayına şahit oluyoruz.

Müslüman olan Gaznelilerde ibadetlere önem verilmekle birlikte ciddi oranda şarap tüketiminin olduğunu görüyoruz. Dini konuda hassas olan sultan ve devlet ricalinin bol bol yemekli şaraplı eğlenceler düzenlendiği görüyoruz. Özellikle Ramazan orucunu tuttuktan sonra şarabın su gibi içildiğini Kâtip Beyhaki'nin kaleminden anlıyoruz.

Yine Türk kültürünün önemli bir parçası olan Nevruz, Gaznelilerde önemli günlerden kabul ediliyor ve Nevruz geldiğinde sofralar kurulup eğlenceler yapılıyor.

Eski dönemlerin önemli bir özelliği olan yağma akınları kitapta bol bol geçmektetir. Kulağa pek hoş gelmese de eski dönemlerin bütün devletlerinde yağma akınlarının devlet ve insan hayatında önemli bir gelir -geçim kapısı olduğu anlaşılıyor.

Kitapta Selçuklu Devletinin kurulmasıyla neticelenen Dandanakan Savaşı, Gazneliler tarafından anlatılıyor. Ağır zırhlı ordusuyla her tarafta Selçukluları arayan Sultân Mesut, ordusu susuzluktan kırıldığı vakit Selçuklu ordusu ani baskınlar vererek Gazneliler ordusunun düzenini bozuyor.bunun sonucunda günlerdir yorgun argın dolaşan ordu çareyi kaçmakta buluyor.

Eski dönemlerde Türkler, güçsüz oldukları durumlarda vurkaç taktiği ve turan taktiğini uyguluyorlar. Dandanakan Savaşı'nda da turan ve vurkaç taktiği karışımı bir yöntem kullanılıyor. İki ordu karşı karşıya gelip meydan savaşı yapsalar Selçuklu ordusu, zırhlı Gazneliler ordusu karşısında toz duman olurdu. Burada Tuğrul -Çağrı Beylerin dahiyane hareketleri zaferin kazanılmasında en önemli unsur olduğu anlaşılıyor
265 syf.
Gülistan, Sadi Şirazi'nin çok bilinen ve tanınan eserinin adıdır. Bu eser, şiir ve düzyazı karışık bir biçimde kaleme alınmıştır.
İnsanlarda bulunması gereken ahlak ve terbiyenin önemini belirten konular yer almaktadır.Çeşitli hikâye ve fıkraların eklenmesiyle zenginlemiştir.
Bu eserdeki şiirlerin de ayrı bir güzellik kattığı söylenebilir. İşlenen konular, kişinin günlük hayatında karşılayacağı durumlarda ne gibi tavırlar takınması gerektiğini anlatan örnekler vermektedir.
Canlı hayatın içinde her kesimden meslekten kişiler bulunmaktadır; halk ve yönetici ayrımı yapılmaksızın esere yansıtılmıştır. Kimi zaman şiirle kimi zaman da hikaye ele alınmıştır.
Okunması gereken güzel bir kitap.
265 syf.
·Puan vermedi
Kötü bir demirden nasıl ki iyi bir kılıç yapılmazsa, Soysuz bir insandan da terbiye ile adam olmaz.Yağmurun doğasında güzellik ve temizlik varsa da Yağmasıyla bahçede lale;çorak yerde de diken yetişir. Çorak yerde sümbül yetişmez. Onun için boşuna emek harcama. Kötülere iyilik yapmak demek, İyilere kötülük etmek demektir.
.
.
.
Bir mürşid, müridine şöyle dedi: “Eğer insanın gönlü rızkına bağlı olduğu kadar Razik'ına (rızkı veren Allah'a) bağlı olaydı, manevi derece bakımından meleklerden üstün olurdu.”
.
.
.
“Gönlün sevdiği her şeyi göz güzel görür (…)
Her kim sevmeyerek bakarsa Yusuf’u bile çirkin görür..”
544 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Şehit Ali Şeriati'nin Çöle İniş kitabı yüreği volkan gibi yanan iç dünyasını bize sunduğu kitaptır. Ali Şeriati biraz olsun tanımazsanız kitap size bir şey hitap etmiyebilir. Bu yüzden Ali Şeriati hakkında biraz bilgi...
1-Ali Şeriati ,alim olan babasından dini öğrenmiş,kişisel çabasıyla sadece İslam'a iman etmemiş aynı zamanda fikrinin çilesi çekmiş bir aydındır...
2-Ali Şeriati sosyologdur. Batıda eğitim almıştır. Batı felsefesini çok iyi tahlil etmiştir. Örneğin Sartre, çok yakın bir dostudur. Fikirleri farklı olsa da ikisinin birbirlerine olan övgüleri oldukça fazladır.
3-Ali Şeriati, hareket ve eylem insanıdır. Kalemi bu anlamda bir silahtır. O, samimi olmayan tutucu,bağnaz, şerri hile zihniyetli din alimleri en sert şekilde eleştiren bir dindardır.
4-Ali Şeriati dini ucube olarak gören sekülerlere,kapitalistlere kendi dillerin argümanıyla cevap veren bir mücahittir.

Yalnızlığın çilesi içinde kavrulanlar! Bu kitabın altını çok çizeceksiniz.
265 syf.
·Puan vermedi
Şeyh Sadi Şirazi; sahra çölünün en sıcağında bir vaha serinliğinde ve soğuk bir su mahiyetindeki hikayeleriyle insanı tarihin tozlu sayfalarına götürüp getirirken hiç bir zaman eli boş göndermiyor, gerçekliği bu kadar güzel, masal tadında anlatan bilgeye zamanın ötesinden Selam olsun
265 syf.
Osmanlı döneminde uzun zaman boyunca ders kitabı olarak okutulan bu eser, bir sufi olan yazarı Sadi'nin mutluluğun ancak kişilerin nefislerini yelmesiyle mümkün olacağına dair önermesi üzerine kurulmuştur.

"Bilgelerden birini dinledim. 'Diyordu ki hiçbir kimse cahilliğini itiraf etmez. Biri Konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kimse müstesna.'"

Hayatın içindeki küçük ayrıntıların düşünüldüğünden çok daha büyük önem arz ettiğini yazan Sadi'nin bu gibi konularda ki görüşleri Gülistan'ın Osmanlı'da neden yıllarca bir ders kitabı olarak kabul edildiğini göstermeye yetiyor:

"Altın da, gümüş de topraktan çıkar, ama her taşın içinde bunlar bulunmaz. Süheyl yıldızı bütün alemin üstünde parlar, öyleyken, bir yerde meşin yapar, bir yerde sahtiyan."

Yazarın biyografisi

Adı:
Hicabi Kırlangıç
Tam adı:
Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç
Unvan:
Türk Akademisyen, Şair, Yazar
Doğum:
Amasya, Türkiye, 31 Ocak 1966
Prof. Dr. Hicabi Kırlangıç, 1966 Amasya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Amasya'da tamamladı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde Fars dili ve edebiyatı alanında lisans (1987), yüksek lisans (1989) ve doktora derecesi (1996) alıp 2001 yılında bu alanda doçentlik unvanı aldı. 1988 yılında araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladığı Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde öğretim üyesi olarak görevini sürdürmekte, Fars dili ve edebiyatı, özellikle de İran şiiri üzerine çalışmalar yapmaktadır.

Kırlangıç, Mevlânâ ve eserleri üzerine bilimsel çalışmalar yapmak üzere kurulan Mevlânâ Araştırmaları Derneğinin kurucuları arasında yer almış olup Mevlânâ Araştırmaları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanıdır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 2.136 okur okudu.
  • 72 okur okuyor.
  • 1.077 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları