M. Türker Acaroğlu

M. Türker Acaroğlu

YazarÇevirmen
8.6/10
71 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
57
Gösterim
Adı:
M. Türker Acaroğlu
Tam adı:
Mehmet Türker Acaroğlu
Unvan:
Türk Araştırmacı-Yazar, Kütüphaneci, Dokümantalist, Çevirmen ve Emekli Derleme Müdürü
Doğum:
Razgrad, Bulgaristan, 21 Eylül 1915
Ölüm:
İstanbul, 3 Ekim 2016
21 Eylül 1915 tarihinde Bulgaristan'ın Razgrad şehrinde doğdu. İlk ve rüştiye okullarını orada bitirdikten sonra, 1930 da Sofya'ya giderek hemşehrisi olan Mahmut Necmettin Deliorman'ın yeni harflerle çıkardığı Deliorman gazetesinde mürettiplik ve kâtiplik yapmaya başladı. Ertesi yıl, Sofya elçimiz Tevfik Kâmil Koperler'in delaleti ile anavatana göç etti.

Türker Acaroğlu, Türkiye'ye geldikten sonra Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’na girdi. Dört yıl bu okulda, iki yıl da Adana Erkek Öğretmen Okulu'nda okudu. 1937 de mezun oldu. İlk öğretmenliği Erzurum'un Hasankale ilçesinin Badicivan köyündedir. Acaroğlu, bu okulda bir ders yılı çalıştı. Oradan, Gazi Eğitim Enstitüsü giriş sınavını kazanarak, Ankara'ya geldi. Enstitü'nün Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyarak bu bölümü 1940 da bitirdi. İlk olarak Ankara Erkek Lisesi'e Türkçe stajiyer tâyin olundu. Bir ay sonra Karaköse Orta Okuluna nakledildi. Bir ay sonra Yedeksubay Okulu'nun 14. dönemine katılmak üzere İstanbul'a gitti. 1941 de, alayına katılmak üzere gittiği Niğde'den alayı ile birlikte Gebze'ye döndü. II. Dünya savaşı uzadıkça, yedek subaylık vazifesi de uzayan Türker Acaroğlu, tezkere aldıktan sonra, 1943 yılı Ocak ayında Sarıkamış Orta Okulu Türkçe öğretmenliğine tayin olundu. Burada bir müddet sonra müdür yardımcılığı vazifesini aldı. 1943-1944 ders yılı başlarında Ankara Dördüncü Orta Okuluna nakledildi. Buradaki öğretmenliği sırasında, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Hungaroloji Enstitüsü'ne devam etti. Bu fakültede okumasına başarı ile devam edip 3. sınıfa başladığı sırada, memur olduğu öğrenilerek, memurlar öğretim müesseselerinde talebe olamadıkları için kaydı silindi.

T. Acaroğlu, 1946-1947 ders yılında Ankara Üniversitesi'ndeki kütüphanecilik kursuna kaydolundu ve bu kurstan 5 Haziran 1947 de başarı belgesi aldı. 1947-48 ders yılında da ihtisas kursunu tamamladı.

Türker Acaroğlu, 1946 yılından itibaren Millî Kütüphane hazırlık bürosunda gönüllü olarak çalışmaya başladı. Aynı şekilde Türk Kütüphaneciler Derneği'nde de faal üye olarak vazife aldı.
Türker Acaroğlu, 1946 da Milli Kütüphane Hazırlık Bürosu'na nakledildi. Kütüphanenin kuruluşu hakkındaki kanun çıkınca, 1950 de uzmanlığa yükseldi. Aynı yıl, Maarrif Vekâleti tarafından kütüphanecilik, bibliyografya ve dokümantasyon tahsili için Avrupa'ya gönderildi. Fransa'da geçen tahsili sırasında Fransız Yüksek Kütüphanecilik Okulu'nda bir, Fransa Dokümantasyon Teknikleri Millî Enstitüsü'nde iki yıl tahsil yaptı. Bu arada Alliance Française adlı lisan okulundan ve Milletlerarası Arşivcilik Teknik Kursu'ndan diploma, Sorbonne Üniversitesi'nin Fransız Medeniyeti kurlarından sertifika aldı.
Memlekete dönünce 27 Kasım 1952 de Maarif Vekâleti Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü’ne tayin olundu. Bir ay sonra Millî Kütüphane'de görevlendirildi. Yeni görevi, Millî Kütüphane'de Bibliyografya Enstitüsünü kurmak üzere davet edilen M. Raux'nun yanında çalışmaktı.

Bu arada, Türkiye Bibliyografyasını da Ankara'da hazırlamaya koyuldu. 1957 yılı haziranında Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nden diploma aldı. Fransız, Bulgar ve Rus dillerini bilir. Macarca ve Lâtinceden anlar. Çoğu resmî vazife ile olmak üzere bir çok Avrupa memleketlerini gezmiştir. Bibliyografik çalışmaları ile tanınır. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır. 3 Ekim 2016 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Eski kozlu Mezarlığı'na defnedildi.

Yazısı bulunan dergiler ve gazetelerden bazıları şunlardır:
Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni, Kültür Dünyası, Ülkü, Yenilik,
Türk Düşüncesi, Türk Düi, Tercüme, İlk Öğretim, Yeni Öğretmen, Tedrisat Mecmuası, Varlık, Yücel, Yeditepe, Kaynak.
Hürses, Ulus, Kudret, Sonposta, Tan, Vatan, Savaş, Havadis.
(Kaynak: http://www.biyografi.net)
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
112 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Atatürk’ün Türkçeye çevirtip tüm okullarda okunmasını istediği , zamanın Fillandiya halkının uyanış hikayesini anlatan bir nevi devrim niteliğinde ki kitap. Ulu önder Mustafa Kemal’in okunmasını istediği bir kitap ne kadar kötü olabilir ki ?
112 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Eğitimin her kademesinde öğrencilere okutturulması gereken hatta müfredatta çok ciddi yer verilmesi gereken bir eser oldugunu söylemek yanlıs olmaz. Bir milletin dipten çıkışı , azim ve kararlılıgı , ve aynı ülküyü paylaşan insan topluluklarının neler başarabileceğinin somut bir kanıtıdır bu eser. Kitabı okuduktan sonra aynanın karşısına geçmeli vicdanımızı sorguya çekmeliyiz.
176 syf.
·20 günde·9/10
En sevdiğim Bulgar öykücülerdendir Yordan Yovkov. Eserlerinde köy hayatını, doğayı, insanı insana anlatma şekli naif ve sadedir. Ancak Konuşabilselerdi kitabının yeri bende ayrıdır. Farklı hayvanları ele aldığı öykülerinde yazar aslında onların da canı olduğunu, acı çektiğini ve belki de insanlardan daha iyi varlıklar olduklarını vurgular.
256 syf.
·11 günde·Beğendi·7/10
1900'lü yılların başında , Bulgaristan Romanya sınırında geçen kitabın ana hikayesi, eski şaşalı günlerinden eser kalmayan bir çiftlik sahibinin kızı Nona ve sınır hattı subayı Galçev arasında geçen gelgitli bir aşk hikayesi. Ancak bu ana hikayenin etrafında köy hayatı, doğa-insan ilişkileri ve toprak ağalığı-topraksız köylüler gibi konular işlenmiş. Ayrıca yazarın, kitabın orijinal halinde de bazı durumları Türkçe kelimelerle ifade etmesi, sınırların ne kadar suni olduğunun da kanıtı.Yazarın okuduğum ilk kitabı, diğer eserlerinin de okunabileceğinin bir işareti oldu benim için.
112 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10
Bu kitabı okuduğum zamanlarda insanlardan ve yaşadığım çevreden nefret eder olmuştum. Öyle bir kitap ki “benim etrafımdaki insanlar neden böyle bilinçli değil?” diye sorgulatıyor. Çalışmanın her zaman karşılığı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
118 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitap için gerçekten ne desem az kalır diye düşünüyorum. Sadece geç okumuş olmanın verdiği üzüntü içerisindeyim. İşte bu bir silkelenmenin, bakmaktan öte görmenin, duymaktan öte dinlemenin eseri bir kitap. Beyaz Zambaklar Ülkesi yani Suomi yani bugünkü Finlandiya . Hani şu eğitim sistemini derslerde tartıştığımız, tezlere konu edip araştırdığımız Finlandiya . Tartışıp durduğumuz,sadece bir mucize beklediğimiz, ben ne yapabilirim ki sistem kötü diyenler için ve dahasında birçok şey için bir ayağa kalkma rehberi. Benim gibi geç kalmadıysanız ne mutlu, şayet hala okumadıysanız şöyle bir pasajı en azından dinlemenizi öneriyorum. Keyifli ve bol düşündüğünüz bir kitap olması dileğiyle.
https://www.youtube.com/watch?v=3l1I_Hwll_Y
112 syf.
·9/10
Sömürü halinde olan maddi ve manevi olarak çürümüş bir toplumun tekrar ayağa kalkışını gözler önüne seriyor. Bunu yaparken de eğitimin önemi,çalışmanın onuru,hukukun üstünlüğünü ,dayanışmanın gücünü, paylaşmanın çoğaltıcı etkisini gösteriyor kitap. Toplumunun tamamına yayılan eğitim; hane halkı, işçi, memur, çiftçi, yani her kademede etkisini gösterip daha yüksek bi refah seviyesine çıkılması için yapılan tüm reformların lokomotifi olmuştur. Ülkemiz için de uygulanabilecek yapısal reformlarıda kapsaması nedeniyle de gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
112 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Atatürk’ün askeri okulların zorunlu müfredatına alınmasını emrettiği bir kitap olduğunu okuduğumda merak uyandı bende doğal olarak ; nedir, ne değildir diye. Beyaz Zambaklar Ülkesi, Finlandiya’nın geri kalmışlık ve yoksulluktan bir avuç aydın sayesinde nasıl kurtulduğunu anlatan ve adeta okuyucuyu içine alıp sürükleyen destansı bir kitaptır. Finlandiya’ya karşı sempatim hep bu kitap yüzünden. Pek çok kişiye tavsiye edip okuttum. Liselerin zorunlu müfredatı kapsamına alınıp bütün gençlere okutulsa keşke. Atam yine haklı çıktın yerden göğe. Yeniden okumak istiyorum açıkçası en yakın zamanda.
112 syf.
·Puan vermedi
Tam türkçe anlamı "bataklıklar ülkesi" olan Finlandiya'nın 1920’lerdeki geri kalmışlığından kimi bir avuç aydınlar, iş adamları, askerler, din adamları vs. nin bir araya gelip ortak hareket etmesi, aydınlatması ve kimi devrimler gerçekleştirmesi sayesinde ülkeyi ve halkı nasıl modernliğe ve aydınlığa ulaştırdıklarını ve "bataklıklar ülkesi" yerine "beyaz zambaklar ülkesi" yarattığını anlatan oldukça etkileyici bir kitap. O derece etkileyicidir ki Atatürk o dönemde bu kitabın askeri okulların müfredatına eklenmesini zorunlu kılmıştır. Tüm bu yönlerini bir kenara bırakırsak da en büyük öğretisi sayı azlığına bakmadan çalışma ve gayretle refaha erebilmek ve hiçbir zaman umudunu kaybetmemek kitabın size katacağı en büyük ders. İnanıyorum ki bir avuç ya da daha fazlası bu ülkeyi, bu Dünyayı daha güzel bir yer haline getirebilir.

Yazarın biyografisi

Adı:
M. Türker Acaroğlu
Tam adı:
Mehmet Türker Acaroğlu
Unvan:
Türk Araştırmacı-Yazar, Kütüphaneci, Dokümantalist, Çevirmen ve Emekli Derleme Müdürü
Doğum:
Razgrad, Bulgaristan, 21 Eylül 1915
Ölüm:
İstanbul, 3 Ekim 2016
21 Eylül 1915 tarihinde Bulgaristan'ın Razgrad şehrinde doğdu. İlk ve rüştiye okullarını orada bitirdikten sonra, 1930 da Sofya'ya giderek hemşehrisi olan Mahmut Necmettin Deliorman'ın yeni harflerle çıkardığı Deliorman gazetesinde mürettiplik ve kâtiplik yapmaya başladı. Ertesi yıl, Sofya elçimiz Tevfik Kâmil Koperler'in delaleti ile anavatana göç etti.

Türker Acaroğlu, Türkiye'ye geldikten sonra Balıkesir Necatibey Öğretmen Okulu’na girdi. Dört yıl bu okulda, iki yıl da Adana Erkek Öğretmen Okulu'nda okudu. 1937 de mezun oldu. İlk öğretmenliği Erzurum'un Hasankale ilçesinin Badicivan köyündedir. Acaroğlu, bu okulda bir ders yılı çalıştı. Oradan, Gazi Eğitim Enstitüsü giriş sınavını kazanarak, Ankara'ya geldi. Enstitü'nün Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde okuyarak bu bölümü 1940 da bitirdi. İlk olarak Ankara Erkek Lisesi'e Türkçe stajiyer tâyin olundu. Bir ay sonra Karaköse Orta Okuluna nakledildi. Bir ay sonra Yedeksubay Okulu'nun 14. dönemine katılmak üzere İstanbul'a gitti. 1941 de, alayına katılmak üzere gittiği Niğde'den alayı ile birlikte Gebze'ye döndü. II. Dünya savaşı uzadıkça, yedek subaylık vazifesi de uzayan Türker Acaroğlu, tezkere aldıktan sonra, 1943 yılı Ocak ayında Sarıkamış Orta Okulu Türkçe öğretmenliğine tayin olundu. Burada bir müddet sonra müdür yardımcılığı vazifesini aldı. 1943-1944 ders yılı başlarında Ankara Dördüncü Orta Okuluna nakledildi. Buradaki öğretmenliği sırasında, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi Hungaroloji Enstitüsü'ne devam etti. Bu fakültede okumasına başarı ile devam edip 3. sınıfa başladığı sırada, memur olduğu öğrenilerek, memurlar öğretim müesseselerinde talebe olamadıkları için kaydı silindi.

T. Acaroğlu, 1946-1947 ders yılında Ankara Üniversitesi'ndeki kütüphanecilik kursuna kaydolundu ve bu kurstan 5 Haziran 1947 de başarı belgesi aldı. 1947-48 ders yılında da ihtisas kursunu tamamladı.

Türker Acaroğlu, 1946 yılından itibaren Millî Kütüphane hazırlık bürosunda gönüllü olarak çalışmaya başladı. Aynı şekilde Türk Kütüphaneciler Derneği'nde de faal üye olarak vazife aldı.
Türker Acaroğlu, 1946 da Milli Kütüphane Hazırlık Bürosu'na nakledildi. Kütüphanenin kuruluşu hakkındaki kanun çıkınca, 1950 de uzmanlığa yükseldi. Aynı yıl, Maarrif Vekâleti tarafından kütüphanecilik, bibliyografya ve dokümantasyon tahsili için Avrupa'ya gönderildi. Fransa'da geçen tahsili sırasında Fransız Yüksek Kütüphanecilik Okulu'nda bir, Fransa Dokümantasyon Teknikleri Millî Enstitüsü'nde iki yıl tahsil yaptı. Bu arada Alliance Française adlı lisan okulundan ve Milletlerarası Arşivcilik Teknik Kursu'ndan diploma, Sorbonne Üniversitesi'nin Fransız Medeniyeti kurlarından sertifika aldı.
Memlekete dönünce 27 Kasım 1952 de Maarif Vekâleti Basma Yazı ve Resimleri Derleme Müdürlüğü’ne tayin olundu. Bir ay sonra Millî Kütüphane'de görevlendirildi. Yeni görevi, Millî Kütüphane'de Bibliyografya Enstitüsünü kurmak üzere davet edilen M. Raux'nun yanında çalışmaktı.

Bu arada, Türkiye Bibliyografyasını da Ankara'da hazırlamaya koyuldu. 1957 yılı haziranında Türkiye Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü'nden diploma aldı. Fransız, Bulgar ve Rus dillerini bilir. Macarca ve Lâtinceden anlar. Çoğu resmî vazife ile olmak üzere bir çok Avrupa memleketlerini gezmiştir. Bibliyografik çalışmaları ile tanınır. Evli ve iki kız çocuğu babasıdır. 3 Ekim 2016 tarihinde İstanbul'da vefat etti. Eski kozlu Mezarlığı'na defnedildi.

Yazısı bulunan dergiler ve gazetelerden bazıları şunlardır:
Türk Kütüphaneciler Derneği Bülteni, Kültür Dünyası, Ülkü, Yenilik,
Türk Düşüncesi, Türk Düi, Tercüme, İlk Öğretim, Yeni Öğretmen, Tedrisat Mecmuası, Varlık, Yücel, Yeditepe, Kaynak.
Hürses, Ulus, Kudret, Sonposta, Tan, Vatan, Savaş, Havadis.
(Kaynak: http://www.biyografi.net)

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 18 okur okuyacak.