Melike Yücel

Melike Yücel

Çevirmen
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
1
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
O kadar fikir yürütmeye, her bir şeyi tartışmasına, hocasının öğrettiği felsefesini yıllar boyunca savunmasına rağmen sonunda vardığı nokta:
“Muhakeme yürütmeden çalışalım; bu da hayatı tahammül edilir bir şekle sokan tek çaredir”

Ara sıra da Pangloss, Candide'e: “Mümkün dünyaların en iyisinde bütün hâdiseler birbirine bağlıdır, diyordu; çünkü Mademoiselle Cunegonde'un aşkı için güzel bir şatodan kıçınıza tekme yiyip kovulmasaydınız, Inquisition'un işkencesine uğramasaydınız; yaya olarak bütün Amerika’yı dolaşmasaydınız, kılıcınızı Baronun vücuduna saplamasaydınız, iyi Eldorado ülkesinden aldığınız bütün o koyunları kaybetmeseydiniz, burada turunç reçeliyle fıstık yiyemezdiniz.” Candide de: “Bunlar güzel sözler ama bahçemizi yetiştirmek lâzım,” diye cevap veriyordu.
Yazarı ağır bir his bırakan bir kitap olmasına karşın keyifli ve ne anlattığını bilen bir kitap. İlk defa hayatımda küçük paragraflara konu olan bir kitap okudum. Uslup bakımından normal olarak uslubu tam da 18.yy'la ait. Bu kitaba hem bir ağırlık kazandırıyor hem de farklı bir hava katıyor.Sürekli iyimserliği ve iyiliği savunun bir karakterin dünyanın bu kadar saçmalığına ve kötülüğüne karşı tek başına iyimserliği ve iyiliği savunması gerçekten bir süre sonra 'bu ne yaa' dedirtiyor. Çünkü Voltaire'n de söylemeye çalıştığı gibi bu dünyaya en yabancı şey 'iyiliktir'. Voltaire de bunu oluşturduğu karakteri tüm dünya da gezdirip başına gelecek tüm olağan kötülükleri gösterip ona kötülükten bu iğrenç dünyanın pisliğinden nasibini almış insanlarla karşılaştırarak ondan iyimserliğini korumasını bekliyor. Ve bunun imkansız olacağının bilincine varılmasını istiyor.Genel olarak güzel ve hoş bir klasik okurken hiç sıkılmadan bitirebileceğiniz bir kitap.Kitabın sonun da tüm dünyayı dolaşıp hikayeyi İstanbul da bitirmesi de ayrı bir hoşnutluk sebebi.
Voltaire, bu eserinde felsefe tarihinde eşi görülmemiş üzere Leibniz'in 'tanrısal adalet' dedigi, daha çok "mümkün dünyaların en iyisi" olarak bilinen fikrine saldırıyor. Leibniz, teorisini oluştururken Tanrı'yı merkeze alarak, kötülük problemine böyle bir açıklama getiriyor; kötülüğün olmadığı bir dünya yaratmanın anlamsız olduğunu ve kötülüğün varlığının Tanrı'yı yanlışlamadığı sonucuna varıyor.

Voltaire'e dönelim. Voltaire, bu çok basit ve anlaşılır şekilde yazılan eserde, Leibniz'e açıkça saldırıyor ama bunu, onun fikirleriyle yapmıyor. Sorunun merkezine Tanrı'yı koymayarak bana göre de doğru olanı yapıyor. Kötülüğün baskın olarak var olduğunu ve bu nedenle 'mümkün dünyaların en iyisi' demenin de çok büyük bir kendini kandırmaca olduğunu vurguluyor.
Dünyada her şeyin en iyisi olduğunu savunan Leibniz'in felsefesine karşı Voltaire'nin yazmış olduğu kitap. Kesinlikle sıkıcı değil ama çok yararlı bir kitap olduğunu da söyleyemem. Yani Leibniz'in felsefesini savunabilecek kaç insan vardır ki. Özellikle dünyaya baktığımız böyle bi felsefe sadece ve sadece kağıt üzerinde makbuldür. Kitap çoğu konuyu, inancı ve düşünceyi ti ye alarak yazılmış. Dediğim gibi okusanız çok fazla bir şey katabilecek bir kitap değil ama macera türünde düşünürseniz okuyabilirsiniz.
Dünyadaki iyilik ve kötülüğü göstermeye çalışan bir eser. Voltaire en başta dünyada hep iyilik var şeklinde absürt bir tez ileri süren bir filozofu eleştiriyor. Bunu yaparken de Candide'i bütün dünyada dolaştırıyor ve kötülükleri bir bir gösteriyor. Savaşlar, ölümler, bir birini para için öldürenler, ticaratte aldatanlar, din adamlarının, rahiplerin yalancılığı, insanları kandırması ve her türlü kötülüğün arkasında yer alması. Engizisyon ve sair. Bunlar uzayıp gidiyor. İşte Candide böyle bir eser.
https://kitapokurum.blogspot.com.tr/...a-da-iyimserlik.html
Dünyada her şeyin olduğu haliyle en iyisi olduğunu savunan bir filozof ve bu düşünceye taparcasına inanan Candide'nin öyküsü.Olaylar trajikomik bir şekilde ilerliyor ve bu düşüncenin gerçek hayatta mümkün olmadığı güzel bir şekilde ispatlanıyor.Yazarın gerçekten alayacı bir dili var .Ayrıca kitapta dönemin felsefesine, sanatına eleştirilerde bulunmakta.
Fransız ihtilalinin fikir babasının hicvi eseridir, şahsen keyif aldım. Bunda biraz da çok sevdiğim aziz nesinin yaşar ne yaşar ne yaşamazını andırmasının da etkisi var
Candide; saf, temiz, her şeyden habersiz demektir. Kahramanımızın adı. Çocukluğundan beri kendisine yaşanılan dünyanın var olmuş ve olabilecek en iyi yer olduğu öğretilmiş ve başına ne gelirse gelsin, gelebilecek en iyi şeyin o olduğu düşüncesiyle büyümüş bir gencin hikayesi. Zaman içerisinde yaşadıkları onun bu iyimserliğini sorgulamasına neden olur.
Eser voltair'in kaleminden 8. Yüzyılın bir eleştirisi. Kuşkusuz kotumserdir voltaire ama umudunu yitirmemiş bir kötümser. Öyle olduğu için de , eleştirirken daha iyi bir dünyayı da sezdirir bize. O 'daha iyi bir dünya' gerçekleşmiş değil. Aptallıklara daha başkaları eklenmiş halde. Böylece voltaire in eseri güncelliğini koruyor. - kitabın bülteninden


Eser içerdiği cinsel ifadelerle bıktırıyor ve yüz eksitiyor. Diğer herşeyle dalga geçildiği gibi bir kaç yerde islam ve türklerle de dalga geçiliyor.bunun dışında candide 'in umudunu kaybetmeyişi ve her seferinde bölümün size beklenmedik bir şeyler vermesi merak uyandırıyor. Ve kitabı okumaktan vazgeçmenizi engelliyor. Yine de okunmazsa çok şey de farketmez.bazen iğrenç betimlemeler var ve hiciv için yazılmış da olsa abartı dozunu aşmış.
Kesinlikle çok çok iyi bir eser. İyimserlik üzerine yazılmış kötümser bir kitap. Her şeyde iyilik arayan kandid in başına gelen kötü olayları anlatıyor. Sonuç olarak iyilik diye bir şeyin olmadığından bahsediyor yazar. Dili anlatımı çok güzel. Çok eğlenceli bir eser