Sedat Kaplan

Sedat Kaplan

YazarÇevirmenEditörTasarımcı
7.7/10
95 Kişi
·
261
Okunma
·
0
Beğeni
·
108
Gösterim
Adı:
Sedat Kaplan
Unvan:
Yazar
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
120 syf.
·4 günde·Beğendi
Herkese merhaba. Öncelikle bu incelemeyi yazıp yazmama konusunda biraz kararsız kaldığımı itiraf etmeliyim. Nedenine gelecek olursam, birincisi yeterince felsefî ve siyasî bilgimin olmamasıdır. Hiçbir şekilde iddialı olamam bu konuda. Sadece şahsî düşüncemi ifade etmekle yetinebilirim. Onda da çok aşırıya kaçmamaya çalışırım; çünkü yeterince alıntı paylaştığımı düşünüyorum. Hatta gereğinden fazla olabilir, elimde olamadan:) İncelememe geçiyorum çok uzatmadan.

İzm'ler serisine ne zamandır başlamak istiyordum ama fırsatım olmuyordu. Bunlardan ilk olarak faşizme başlamak istedim. Faşizmle ilgili az buçuk bilgim vardı yanlış veya doğru. Yanlış olanı faşizmin Almanya'da Hitler tarafından doğduğuydu. Ama İtalya'da doğduğunu ve bunun sırasıyla Almanya ve Portekiz'de de devam ettiğini ve İspanya'da son bulduğunu öğrendim. Faşizmin ilk düşünürünün Alman iktidar Adolf Hitler olmadığını, İtalyan iktidar Benito Mussolini olduğunu öğrendim. Resmî düşünürünün de; yani eğitim, kültür ve siyaset aracılığı ile halka empoze etmeye çalışanın da Giovanni Gentile olduğunu öğrendim.

Faşizme yönelik pek çok yaklaşımla tanıştım. Bonapartist yaklaşım, Marksist, Psikolojik, Totaliteryanist, Parkularist, vb. yaklaşımlar. Bu yaklaşımların her biri, faşizmin iyi bir yönetim şekli olmadığını anlatan nitelikte. Farkları var ama ortak yanları daha çok bence.

Faşizmin doğup büyüme evresinde, uygulandığı her bir ülkede farklı farklı uygulamalarla halka empoze edilmiş. Yönetici farklılığından dolayı. Bazıları bunu yaparken kan dökerek (Almanya ve İtalya gibi), bazıları da kan dökmeden, hiçbir olaya karışmadan yapmış bunu (Portekiz gibi). Kitle ruhu oluşumunda her bir liderin metodu farklı. Ama benim özellikle de dikkatimi Portekiz lideri Başbakan Antonio de Oliveira Salazar'ın metodu çekti. Kitabın içindeki bölümü olduğu gibi aktarıyorum.

"Salazar, kitleleri uyutma aracı olarak türdeşleri gibi; faşizmin üç F'sini en iyi şekilde kullandı. "Faso-Fatıma-futbol" diye açıkladığı bu üç F; Salazar'a ülkesini oldukça uzun süre yönetmeye fazlasıyla hizmet etmiştir. Kitleler, bizdeki arabeski andıran kaderci-dinsel içeriğe sahip bir kültür ve müzik türü olan Fado ile âdeta uyuşturulmuştur. Diğer ülke örneklerinden farklı olarak Fatıma, bir dinsel simge olup Aydınlanma Çağı'nın mirası olan komünizme karşı ideolojisel bir şekilde dinin kullanılmasının göstergesidir. Futbol ise insanların coşkusunu, dikkat ve heyecanını yakalamak ve onları bir aksiyon karşısında 'taraftar' yapmak faşist lider için bulunmaz bir kitle eğitimidir. Ayrıca, düşünsel hiçbir üretimin bulunmaması da futbolu, kitleleri uyutma aracı olmak bakımından eşsiz kılmaktadır."

Hepsinde de 'kitleleri uyutma' yazılı. Çünkü kendileri de biliyor ki bu yöntemler ancak uyutulunca uygulanabilecek yöntemler.

Okudukça farklılık değil de benzerlik görmem benim ayıbım mı onu da bilemedim? Neyse..

Faşizmin dünyamızdan tamamen silinmesi dileğiyle..
107 syf.
·3 günde·Beğendi
"Tanrı var mıdır, yok mudur?" çerçevesinde yazılan bir eser Ateizm. Peki cevap belli mi, tartışılır. Tartışılır diyorum çünkü; Tanrı'nın varlığına inananların da inanmayanların da geçerli sebepleri var bence. Neyse ben kendi fikirlerimi belirtmeyeyim, durduk yere hedef göstermeyeyim kendimi :)

Ateizm genel anlamda "Tanrı inancına sahip olmayan" şeklinde tanımlanmıştır. Bazı ateistler, Tanrı'yı reddetmekten ziyade, varlığı ispat edilemediği için, O'nun varlığını kabul etmemektedirler. İnsanın doğuştan Tanrı inancına sahip olmadığını ileri sürmektedirler. Yani, ateistlere göre, var olmayan bir şey inkâr edilemez de.

Karl Marx, Sigmund Freud, Nietzsche, Richard Dawkins, Daniel Dennet ve Sam Harris gibi filozoflar genel olarak ateist düşüncesinde olan ve bunu yaymaya çalışan filozoflarımızdır. Dinin sakıncalı olduğunu; tutucu ve bağnaz bireyler yarattığını; bilgiye, gelişime, değişime karşı olduklarını; bu durumun terörizme ve savaşlara neden olabileceğini ileri sürmektedirler. Ortak noktaları dinin insanlara iyi gelmediğidir.

Ayrıca ateistlere göre insanlar, kendilerinde istedikleri ama bulamadıkları özellikleri yüce bir varlık "yaratarak", o varlığa atfetmişlerdir. Kendi yarattıkları ideale inanmaktadırlar. Yani;
"Bu anlamda insan Tanrı'ya değil, 'idealize edilmiş ben' ine tapmaktadır" kitapta belirtildiği üzere.

Ateizmin çeşitleri de var elbette. Agnostik ateizm, antropolojik ateizm, ideolojik (materyalist), ilgisizlerin ateizmi, iyilikçi, mutla8, negatif - pozitif, onkolojik, politik, vs.. Agnostiklere göre Tanrı'nın varlığı ya da yokluğu bilinemez. Mutlak ateistlere göre de, insan doğuştan Tanrı kavramına sahip olmadığı için reddedecek bir şeyi de yoktur. Diğer çeşitleri de kitabı temin edip okumanızı tavsiye ederim.

Bu kitabı okumadan önce kafamda çok soru işareti vardı. Ve kitabın sonlarında da bu sorularla karşılaştım:
"Hastalıklar, zulüm ve baskılar, savaşlar, depremler, bütün bunlar neden var? Dahası, insan neden önce yaratılır, derken dünyaya getirilir, sonra hayatın tadına varır ve ölümsüzlük dileğindeyken acılar içinde birden ölüme gönderilir? Hayat böyle son bulacaksa hiç var olmamak, var olmaktan daha iyi değil midir? Çünkü var olmayanın hiç değilse ölüm gibi bir endişesi de olmazdı. Oysa şimdi var olmakta, sonra da dileklerimizi elde edemeden göçüp gitmekteyiz. Şu halde var oluşun ne amacı olabilir ki. Varoluşun bir amacı, dünyada bir düzen olsaydı yararlı olan her şey var olur, zararlı olan hiçbir şey var olmazdı"
gibi sorular.
Eğer iyilik varsa, neden kötülük var o zaman diyordum önceden. Ama insanoğlunun, bazılarının diyelim genelleme yapmak hoş olmaz, iyiliği kötülüğe çevirmekten üstüne yok bence. Ama Tanrı'nın her şeye gücü yetiyorsa, buna neden engel olamıyor? Tanrı insana akıl vermiş sorgulasın, doğruyu-yanlışı ayırt etsin diye. Yarattığı varlık olayı anlamamışsa O daha ne yapabilir diyorum içimden sonra. Kafamda deli sorular!!

Şu tabloları da ekleyerek noktalıyorum incelemeni. Dilerim ki sıkmayan bir inceleme olmuştur. Sağlıkla kalın..
https://imgyukle.com/i/LuMbsS

https://imgyukle.com/i/LuMfjQ
128 syf.
·8/10 puan
Marx hakkında herhangi bir kitap okumadım tam olarak komünizmin de ne olduğunu bilmiyordum genel bir fikir sahibi olmak için okudum.
Açıkçası istediğimi tam olarak karşılamadı ama önemli fikirlerinş bir arada görmek yazarı anlamak için güzel bir fikir veriyor.
Hayatını, bebeğinin açlıktan öldüğünü de göz önünde bulundurduğumuzda belki az sermayeye karşı bu kadar öfke beslemesi bununla ilgili olabilir.
İşin ironik kısmı fakir bir damat adayını sırf fakir olduğunu için kızından uzaklaştırmaya çalışma girişimi ve bunla ilgili yazdığı gizli mektup oldu.. Vay ben Marx bile böyle yaparsa kapitalist kız babaları neler yapmaz demekten kendimi alamadım :))
104 syf.
·2 günde·7/10 puan
Siyah Beyaz yayınevinden çıkan, Nedir Serisi'nin ilk kitabı.. İlk baskısı Temmuz 2020'de yapılmış. Sanırım tanıtım amaçlı olduğu için tanesi 5 tl gibi çok cüzi miktarda bir ücretle sete sahip olunabiliyor. Ucuz etin yahnisi yavan olur derlerdi, kitap da bu kadar ucuz olduğuna göre işlenen konunun hakkını veremeyecek olduğu düşünülebilir. Aslında bu durum bizim beklentimize göre değişebilmekte oluyor. Şahsen kitaptan beklentim temel düzeyde depresyonu işlemeseydi.
Kitabı okuduktan sonra;
* Depresyon nedir?
* Depresyon belirtileri
* Depresyonun Risk Etkenleri
* Depresyon hastalarına yaklaşım nasıl olmalıdır?
* Depresyon türleri nelerdir?
(Bu noktada depresyon türlerini ele alan yazar, keşke ortak/farklı olan tanıları da ayrı paranteze alsaydı eleştirisini getirebilirim)
* Depresif Bozukluklarda Psikososyal Girişimler
(Bu kısımda; KİPT, BDT, PT gibi kuramlardaki depresyon terapileri özetleniyor.)
* Örnek vakalar. (Bu kısımda da psikiyatri hemşirelerinin ne şekilde davranabileceği konusunda örnek davranış modelleri veriliyor)
Depresyonla ilgili fikir sahibi edici nitelikteki kitapta ASLA AMA ASLA DEPRESYONUNUZU İYİLEŞTİRME UMUDU ARAMAYIN!
128 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap hakkinda şunu soylemek gerekirse:Kominist Manifesto'yu okuyanlar ya da Karl Marx in birkac kitabini okuyanlara bu aforizmalar cok tanidik gelecektir,sanki buyuk bir bolumu Kominist Manifesto dan alinmis gibi.. Ama yine de aforizma severleri yeterince tatmin edebilir.Zevkle okunacak bir kitap.
95 syf.
·Puan vermedi
Kitap Şintoizm'i beş bölümde incelenmiştir. Şintoizm'in tarihsel gelişimi, Şinto türler, Yaradılış hikayesi, rütüeller ve Japon miteolojisi ve Şintoizm sözlüğü başlıkları adı altında incelenmiştir. Kitapta
genel anlamda çıkarılacak sonuçlar; Şintoizm de diğer çok tanrılı dinler gibi karmaşık ve bir o kadar da basit bir inanç biçimidir. İnsanların, hayvanların, eşyaların kısacası canlı ve cansız etrafımızda bulunan her şeyin bir ruhu olduğu inancı ağır basamakta ve totemleri de bu şekilde gelişim göstermektedir. Bu inançta genel ahlaktan ziyade dini ritüellerin yerine getirmek daha önemlidir. Öyle ki dini ritüelleri yerine getirmeyen ve devletine bağlılık ve sadakat göstermeyen her kimse intihar ederek yaşamına son vermelidir düşüncesi hakimdir. Şintoizm zaman içerisinde Çin ile ilişkilerin gelişimesiyle Çin'de mevcut olan Budizm ve Konfüçyüsçülük inançlarından etkilenmiş ve harmanalanmıştır. Bu bağlamda Japonya da çok az bir kesim halihazırda saf Şinto dinini yaşarken büyük bir kesim ise bu harmanlanmış Şintoizm'i yaşamaktadır. Ayrıca güneş Tanrıçası Amaterasu'nun Şintoizm'de ayrı bir yeri vardır.
96 syf.
·1 günde
Ahmed Arif...
Onuru ağlatan şair.
To be or not to be cümlesine karşılık ya herro ya merro diyebilen Şair.
Özgürlük şairi.
Bende senin gibi hissediyorum ne kadar okursam okuyayım ne yazarsam yazayım hepsi kendimi mutlu etmek için.
Ben dilbilgini değilim.
Kimseye birşey öğretmiyorum.
İstediğim gibi okuyorum yazıyorum.
Bundan güzel özgürlük bilmiyorum.
Yaşa sen!
Sağol
Şair odur benim için şiir onun mısraları.
Onu kim yazsa okurum, hiç bilmediğim bir hanım yazmış,malzeme sağlam,okunur. Okudum.
Çok çılgın günler yaşıyoruz.
Ne olacağı belli değil belki canımızın kıymeti yok belki elekten geçiyoruz.
Ama Ahmed Arif’in İçerde’sindeyiz:

Haberin var mı taş duvar?
Demir kapı, kör pencere,
Yastığım, ranzam, zincirim,
Uğruna ölümlere gidip geldiğim,
Zulamdaki mahzun resim,
Haberin var mi?
Görüşmecim, yeşil soğan göndermiş,
Karanfil kokuyor cıgaram
Dağlarına bahar gelmiş memleketimin...


Dağlarına bahar geldi memleketin biz sadece acziyetimizi görüyoruz.
Peki şimdiye kadar gözlerimiz nerdeydi?
Dert tasa diye nelerle cebelleşiyorduk?
Temiz hava gibisi, sağlık gibisi, hayat gibisi var mı be diyor muyduk? Kaçımız?

“İçerde” bile olamayanlarımız var.
İçerde kalamayanlarımız.
İçerde kalırsak aksayacak şeyler var.
Biliyoruz.
Ne bileyim deli günler yaşıyoruz.

Haberin var mı taş duvar demir kapı kör pencere
...
Uğruna ölümlere gidip geldiğim...
Böyle bir şiir işte.
Ahmed Arif işte...
96 syf.
·2 günde·8/10 puan
Gayet yalın ve net bir şekilde hoş bir üslupla anlatmış. Ahmed Arif gibi etkileyici bir şairin hayat hilkayesi hakkında bir fikriniz yoksa alıp okumalısınız. Küçüklüğüne hapis senelerine Leylasına evliliğene hepsine biraz biraz değiniyor.
96 syf.
·Puan vermedi
Ahmed Arif’in biyografisi aynı zamanda içine birçok şiirinin eklendiği kısa ama öz bir kitap 96 Sayfa ve 10 tane resimle desteklenmiş.Leyla erbil’e olan aşkı, hapishanede geçen günleri insanı okurken derinden etkiliyor.Ahmed arif Şiirlerine ne olduğunu şöyle açıklıyor:”Defterler dolusu şiirim vardı,gecede 8-10 sayfa yazardım.Elbette kaliteli olanı da vardı,olmayanı da.Her biri bir kızda kaldı,birçoğu da poliste..Geri alamadım vermiyorlar.”(Gülerek)
104 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Depresyon çeşitlerini ve çeşitlere göre tedavi yöntemleri genişçe anlatılmış . Kitapta ismini ilkkez duyduğum onlarca terapi yöntemi var ve bunlar bir okumayla akılda kalan isimler değil . Ben öğrenmek için okumak istedim ama d aha çok okuma kitabı yerine okul kitabı gibi tekrar tekrar okumayla akılda kalacak şeyler . Ve biraz üst düzey anlatılmış o yüzden ben birkaç puan kırdım. Yine biyolojik terimlere yer verip daha basit birçoğunun anlayacağı şekilde bir anlatıma gitseydi daha güzel bir kitap olurdu. Anlamasamda serinin devamı okumaya devam edicem . Belki bir gün yine en baştan okurum .
Yine de depresyon ile ilgili birçok şey öğrendim kitabın hakkını da çok yemeyelim şimdi :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Sedat Kaplan
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 261 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 119 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.