Vahdet Gültekin

Vahdet Gültekin

YazarDerleyenÇevirmenEditör
8.6/10
703 Kişi
·
329
Okunma
·
10
Beğeni
·
1.167
Gösterim
Adı:
Vahdet Gültekin
Unvan:
Türk Çevirmen, Yazar, Editör
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1912
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 19 Temmuz 1992
Yazar ve çevirmen Vahdet Gültekin 1912 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Lisesi orta kısmında ve Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gördü (1934). Mektepli, Yeni Adam, Vakit, Haber, Son Dakika, Yedigün, Cumhuriyet gibi gazetelerde sekreter, yazar ve çevirmen olarak çalıştı. Hayat, Hayat Aile ve Doğan Kardeş Ansiklopedilerinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Cronin, Hemingway, S. Maugham, Steinbeck gibi yazarlardan çok sayıda çevirisi yayımlandı. Vahdet Gültekin 19 Temmuz 1992'de İstanbul'da öldü.
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?

Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mi olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş kurşun olamaz mı?
14 yaşımdayken karnımı doyurmak için bir parça ekmek çaldığımda beni zindana attılar ve orada tam 6 ay bedava ekmek verdiler. Hayatın adaleti budur.”
"Eski, yıpranmış bir zil gibiyim. Zaman, şartlar üzerine vurdukça birtakım cılız sesler çıkarıyor. Artık kimse benden hoş sesler çıkaramayacak"
228 syf.
·10/10 puan
Anneannem 70 yaşında ve alzheimer hastası. Kendinden küçük 2 kardeşi ve kendisinden büyük abisi de alzheimer hastası. En büyük ablaları 87 yaşında ve cin gibi bilge bir kadın.

Bayram ziyaretinde bu büyük teyzemdeyiz. Mecburi gittiğim ortamlarda can sıkıntıma ilaç olsun diye hep kitap taşırım. O gün çantamda kitabımı gördü.
''Ben yaşayan tarih kitabıyım. Her şey aklımda. Anneannen adını bile hatırlamıyor. Çünkü ben çok kitap okurdum zihnimi hep çalıştırdım pas tutmadı'' dedi ve bana 1968 basımlı bu kitabı hediye etti. Kitabı seyretmenin, sararmış yapraklarını okşamanın henüz tadına doyamadım. Sıkıcı gelen bayram ziyaretleri artık büyük teyzeme giderken bir zevke dönüşecek. Belki birkaç kitap daha verir.

Bu da böyle nasihatli bir inceleme olsun. Büyük teyzemin sözlerine kulak verin ilerde alzheimer olmayın.
640 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Kapitalist sistemin canavarca hislerle büyürken insanlara yapmış olduğu sonsuz eziyetlerin çarpıcı ve hüzünlü bir örneği. Okuduktan sonra günümüzde yaşananlara bakış açınızda sistemsel yönden bir sorgulama yapmak isteyeceksiniz John Steinbeck
640 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10 puan
***Yıldızlı bölgeyi kitabı okumuş olanların okuması önerilir. Ağır spoiler yok ama sitem var***

***Buram buram acı dolu bir kitap. Bir an gelecek de her şey düzelip güzel şeyler olacak diyorsunuz ama o an hiç gelmiyor. Sonunu kafanızda heyecanla tasarlıyorsunuz ama yazar orada da hevesi kursakta bırakıyor. Bir umut ya bir umut bırakacak şekilde bitirseydin bari Steinbeck! Belli ki o da benim gibi karamsar biri... Böyle gelmiş böyle gider bu dünya diyor. Madem tüm hikaye oldukça gerçek, sonu da gerçek olsun diyor... ***

Kitaba on üzerinden on beş hatta yirmi vermek istiyorum. Bol betimlemeli kitapları zor okurum, nitekim bu da başta zor ilerledi. Ama sonra bir film izler gibi, hatta abartacağım, o aile ile tüm sıkıntıları yaşar gibi oldum. Asla unutmayacağım bir deneyimdi bu. Okurken aklıma neler gelmedi ki. Neleri hatırlamadım ki. Geriye dönüp baktığımızda çok çok yakın geçmişte bile benzer olaylar yaşandı kahretsin ki yaşanacak da... Ama anlamadığım bir şey var. Böyle güzel bir kitap yazılıyor, klasiklerin arasına giriyor, sırf benim gibi sıradan insanlar okusun da ah vahetsin diye mi? Amaç bizdeki ölmemiş insani duyguları coşturmak mı? Bu acıların sorumlusu ben miyim de okuyunca ben utanıyorum? Böyle kitapları ben okumşum on vermişin elli vermişim kaç yazar, iş o ki büyükbaşlar okusun, hissedebiliyorsa hissetsin, biri artık bu gidişe, güçlünün güçsüzü ezmesine bir son versin! Evet, kalsikler okul çocuklarına değil, meclis sıralarındaki, büyük markaların ve fabrikaların başındaki alın teri nedir bilmeyen insanlara okutulsun.....( evet ben bu ara sadece kitap okuyorum... ve film izliyorum... ve evet gerçeklik algımı kısa bir süreliğine yitirmiş olabilirim
640 syf.
·9 günde·Beğendi
Amerika’nın 1930’lu yıllarda içinde bulunduğu ekonomik bunalımı ve bu bunalımın getirmiş olduğu toplumsal dramı, bireyler üzerinden ele alarak tasvir ve betimlemelerden yararlanıp tablo şeklinde okuyucunun karşısına çıkarmıştır...

Aslında bir yönüyle biyografik roman da diyebiliriz... Yazarın kendisi de krizin yaşadığı dönemlerde öğrenci ve harçlık elde etmek için tarlalarda çalışmış, işçi sınıfını, makineleşmeyle gelen zorunlu göçleri, hayata tutunmaya çalışan yoksul halkın geleceğe dair hayallerini yakından gözlemleme fırsatı bulmuştur... Hem deneyimleyip hem belki de romanın ilk satırları çalıştığı pamuk tarlalarında, üzüm tarlalarında yazılmıştır; kalbe ve hafızaya... Ki; “İnsanın yaşadığı yer insanın kendisidir.”, der romanda... Ve unutmayalım ki bir eser mutlaka onu meydana getiren yazardan izler taşır...

Ezilen ve emeği sömürülen insanların sağlam bir inançla, samimi ilişkilerle dayanışma göstermeleri, bir ekmeği dahi bölüşebilmeleri, alınterini savunmak için ayrı ayrı değil de ‘yekvücut’ olarak bir araya gelmeleri gerektiğini, romanın bazı satırlarında akıcı ve gayet sade bir dille mesaj olarak verildiğini görürüz...

Kapitalizmi, en iyi anlatan ve eleştiren kitaplardan biridir, diyebilirim... Kitaptan alınan tek bir cümle kâfi:
“Yakında havayı da parayla satacaklar."

İş bulma umuduyla doğup büyüdüğü toprakları terketmek zorunda bırakılan bir aile... Yolda kaybettikleri sevdikleri... Açlıkla karşı karşıya kalmaları... Ve umut etmekten asla vazgeçmemeleri... Bana çok şey kattı ve sizlerinde okumanızı tavsiye ederim...

Ve kitaptan aklımda kalan geleceğe dönük bir sual;
“İnsanların canlarını dişlerine takmak zorunda kalmadan yaşayabilecekleri bir yere hiç gelebilecek miyiz acaba.
314 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10 puan
Birbirlerinden tamamen farklı karakterlere, farklı ideallere ve farklı yaşam tarzlarına sahip bir avuç insan, bir otobüsün içinde, ıssız bir dağ başında kalırsa ne olur?
Farklı koşullar altında insanlar görünen karakterlerinden ne kadar farklı olabilirler?
İnsan kendini başına kötü bir olay gelmeden tanıdığını iddia edebilir mi?
Binlerce soruyu barındıran, cevaplamaya, yol bulmaya çalışan akıcı bir roman.
İnsanın doğal dürtülerinin, bastırılmış duygularının üzerine gidiyor, satırlardan taşırıp size ulaştırıyor yazar. Uzun insan tasvirleri, psikolojik betimlemeleri ile film şeridini andırır bir anlatım şekliyle kafamızın içinde bir tablo çizmekte hiç zorlanmıyor.
Ve kitabın sonuna gelirken kaçınılmaz soruyu sormadan edemiyor insan; "Normal koşullar altında görünen mi insanın gerçek yüzüdür, yoksa şartlar değişip, alışkın olduğu ortamından ayrıldığı zaman mı gerçek kişilik ortaya çıkar?"
640 syf.
·22 günde·Puan vermedi
Frank kafka ‘nın dediği gibi Bu kitap beni sarstı fazlasıyla rahatsız etti.. bankalardan,fırsatçılardan kapitalizmin bize dayattağı herşeyden bir kez daha nefret ettim . Sanki güneş benim tenimi yaktı o bitmez yolu ben çektim ben rahatsız bir yolculuk yapıyormuşum gibi.. bencillik vurgulanmış herkes kendini ve ailesini düşünmek zorunda kalmış buna mecbur bırakılmış
..yığınların ayakta kalma mücadelesi .buhran döneminin mükemmel şekilde kaleme alınmış hali
Sıfır beklenti sonsuz mutluluk, diye bir söz vardır. John Steinbeck’in bu alıntısına aslında çok benziyor. Evet, umut insanı ayakta tutar, umut güzel şeydir, ama umutlarımızın kontrolsüz bir şekilde büyümesine izin verirsek, gerçekleşmediği zaman yaşadığımız hayal kırıklığı da o denli büyük olur.
640 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Evet bugün gazap üzümlerini okuduk bitirdik yalnız kitaptaki sonu beğenmedim bu son bu kitaba yakışmamış yani kitab yarım bırakılmış tomun hikayesi bitirilmemiş kitabın sonu şöyle olmalıydı o yağan son yağmur sahnesi tom un hayat mücadelesi olmalıydı ve yenilip ölse kitap daha etkili ve dramatik olabilirdi daha önce yazarın inci ve fareler kitabı çok etkili bir sona sahipti ve finalleri muhteşemdi bu kitabın ise sonu çok sönüktü bir de stephen kingin kara kule kitabında bir sözü var diyorki hikayede asıl olan yolculuktur peki sizce önemli olan nedir hikâyenin finalimi yoksa kitab ile birlikte yola çıkmakmı yani sizce kitabın en önemli kısmı nedir içerik ve konumu kitabtan alıntılar mı yoksa son 50 sayfamı yani final kısmımı

Evet kitab içerik olarak çok güzel işçilerin hayatı güzel anlatılmış zorluklar hayat şartları çok güzel yansıtılmış birlik olmanın avantajları belirtilmiş bir işçi için güzel bir el kitabı olmuş kitabı okurken bir ara aklıma bizim buralar yaşar kemalin çukurovası geldi demekki tüm dünyadaki insanlar aynı hepimiz hayat mücadelesindeyiz ve hayatımızdaki insanlar şu şekilde iyi insanlar kötü insanlar bir de bize kazık atmak isteyen çakallar ne diyelim kovulmuş şeytanın şerrinden Allaha sığınırım Allah iyilerle karşılaştırsın

Dediğim gibi kitabta son yarım kalmış tom ve kardeşi rose ölseydi daha dramatik olurdu ne bilim acıklı sonlar beni üzüyor ve kitab okurken en sonda güzel bir hüzün ve tebessüm duymak istiyorum yazarın daha önce okuduğum inci fareler ve insanlar bana mükemmel gelirken bu kitab biraz sönük geldi keşke son kısım daha güzel olsaydı
Belkide kitab okumak herkesin kitabı farklı bir yorum ile okumasıdır
Aynen mevlananın fil hikayesindeki herkesin file dokunurken farklı şeyler hissetmesi gibi

Yazarın biyografisi

Adı:
Vahdet Gültekin
Unvan:
Türk Çevirmen, Yazar, Editör
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1912
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 19 Temmuz 1992
Yazar ve çevirmen Vahdet Gültekin 1912 yılında İstanbul'da doğdu. Kabataş Lisesi orta kısmında ve Galatasaray Lisesi'nde öğrenim gördü (1934). Mektepli, Yeni Adam, Vakit, Haber, Son Dakika, Yedigün, Cumhuriyet gibi gazetelerde sekreter, yazar ve çevirmen olarak çalıştı. Hayat, Hayat Aile ve Doğan Kardeş Ansiklopedilerinin yazı işleri müdürlüğünü yaptı. Cronin, Hemingway, S. Maugham, Steinbeck gibi yazarlardan çok sayıda çevirisi yayımlandı. Vahdet Gültekin 19 Temmuz 1992'de İstanbul'da öldü.

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 329 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 276 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.