Evettt çok övülen bu kitabı sonunda okudum ve inceleme yazmazsam içimde kalır. Açıkçası neden bu kadar sevilmiş anlam veremedim.Evet güzel ve akıcı başladı ama okurken sanki yazar bir yerde tıkanmış da iteleyerek okuyoruz hissi de yok değil gibiydi.Bazı şeyler çok ama çok tahmin edilecek şekilde yazılmış.Ölüm karakteri neden böyle yazılmış Neyse sakinim:))Bir iki ters köşe demeye bin şahit ister yerler vardı ama çok da tatmin edici değildi.Vesselam sevmedim ama diğer kitaplara göz de atabilirim çünkü merak unsuru tek güzel yanı
Ömür Hanım, dedim. Ben Leyla’yım, dedi.
Ömür Hanım, dedim. Benim, dedi.
Yalnızlık yıkıcı dedim. Bilmem mi, dedi
Hele geceleri, hele sen evdeyken.
Yazıyor musun? Döne döne, dedim.
Yazmazsam bir daha öleceksin
Yazmazsam seni sevemeyeceğim.
Dünya yetmedi
Mezarda bile yalnız bırakıyorum seni.
Biliyor musun Hatice
Şimdi binlerce Ömür Hanım seni seviyor
Ben binlerce Ömür Hanım’ı seviyorum
Binlerce güzellikle büyüyorsun, büyüyorsun.
Sana layık bir ölü olmak için çırpınıp duruyorum.
Çırpınıp İçinde Döndüğüm Dünya (2020)
Yazarlık ya da şairlik değil her zaman mesele, edebi bir hazzın ötesinde insanın çaresizliği.
Evet belki çoğu kez arabesk bir girişim, belki artistçe katarsis, pek mühim değil nasıl tanımlandığı...
Yazıyorum şu göğüs kafesimin solundaki basıyı oyalamaya çalışırcasına, yazmazsam her detaya yeni bir senaryoyla fıttıracak zihnim.
Paranoyaya adanmamış bir hayat için, yazıyorum.
Kendimi kaçırmamam lazım en son hangi bölümdeydim, neyi ne zaman demledim, mayası tutmayanları neyledim, "yok demek olmaz hayata, ayıptır", amme miyim ben, bir bakkal gibi veresiye otamatikleşirim yazmazsam.
Görklü cihan tokadının yankısını duymadıkça habire sallar elini, hristiyan değilim diğer yanağımı uzatmam . Suskunlukların ardındaki derin kuyunun sondajıdır yazmak, yankı budur.
Kuvvetli bir lavoba açıcı kadar işe yaramasa da
yazıyorum ve nefesimin tıkanık hattını açmak için tıkıyorum kelimeleri satırlara.
Uzun zamandır inceleme yazmamıştım, ama bu muazzam eser hakkında bitirir bitirmez duygularımı ve düşüncelerimi yazmazsam büyük haksızlık etmiş olurdum. O zaman hemen başlayalım.
Gerçek okurlar bilir ki 'Suç ve Ceza' şuana kadar yazılmış en iyi romanlar arasında ilk üçe girer , eseri yıllar önce lisedeyken okumuştum.Bugünkü yaşım ve yaşanmışlıklarımla ikinci okuyuşumda bambaşka bir tat aldım, iyiki.. iyiki.. iyiki.. okumuşum. Sıkmadan kısaca biraz eserden bahsedeyim:
Ererde yoklukla mücadele eden bir üniversite öğrencisi olan (hatta okulu da çok fakir olduğu için bırakmak zorunda kalmış) Raskolnikov 'un adalet ,vicdan ve toplumsal ahlakla ilgili kavramlar üzerinde insanı çokça düşündürdüğünü ve radikal bir bakış açısıyla suç kavramını sorgulattığını söylemeliyim. Aslında sevmeyeni seveninden çoktur gibi geliyor bana nedense :) ama ben sevdim kendisini. Ayrıca hukuki kurallar ve insanî değerlerin karşı karşıya geldiği durumlarda, toplumsal ahlakî yargilarda değişiklik yapılabilir mi sorusu üzerine düşündürüyor ki , Ahlak Kuramcılarının da ana konularindandır bu , açıkçası benim ayrica ilgilendiğim bir alan olduğu için daha cok dikkatimi çekmis ve sevmiş olmamin sebebi de bu olabilir.
Dostoyevski'nin insan psikolojisini ne kadar muhteşem bir şekilde analiz ettigini önceki okudugum eserlerinde de tecrübe etmiştim ama bu eserle de tescillemis oldu, Allah ömür verdikçe 5 -10 sene de bir tekrar tekrar okunası eserler.
Bence hala bu muazzam eseri okumadıysanız acele edin derim :)
Keyifli okumalar ...