Puan vermedi·332 syf.··
2026 189. kitabı
Cemal Süreya, o bildiğimiz tanıdık kelimeleri öyle bir yan yana getiriyor ki, aşkın en erotik, en hüzünlü ve en muzip hali göğsümüze bir sızı gibi oturuyor. Üvercinka'dan Göçebe'ye uzanan bu koca külliyatı her karıştırdığımda, insanın canını acıtan bir ayrılığın da, göğe bakılan bir anın da ancak bu kadar "canlı" mısralara dökülebileceğine bir kez daha hayran kalıyorum.
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,3bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2026 4. kitabı
·
2238 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 23:32
Felsefe'ye çok fazla ilgim yok, ama okudum, felsefe meraklıları için çok ama çok ilginç bir kitap olsa gerek. Özellikle de felsefe'ye yeni başlayanlar için çok özel bir kitap, tekrar ede ede, sindire sindire okunmalı.
Çizgilerle FelsefeRius · Yordam Kitap · 2016155 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Murakami okumayı düşünüyorsanız sövgüme bi bakabilirsiniz .d
Puan vermedi
Hani Avrupa'nın en prestijli sanat galerilerinden birinde sergilenen bi muz tuvali vardır ya, Murakami de günümüz edebiyat dünyasında o muz portresini temsil eden kişidir diye düşünüyorum. Yani insan bir kitabını okur ve bu lafı derse belki önyargı, belki de anlayışsızlık diye yorumlanabilir, buna okeyim. Ama aynı yazarın diğer kitaplarını okuduktan sonra da da aynı şeyi derse burada cidden düşünülmesi gereken bir şey vardır. Ben şahsen Murakami'nin günümüz çarpık sanat ve edebiyat anlayışının bir ürünü olduğunu, o "ne yaptığını çok iyi bilen yazar!" sloganının altında da safi fos bir ezik olduğunu düşünüyorum. Murakami resmen amerikan "üstkimliği" psikolojisinin altına kendini yatırmış, komplekslerinin farkında olmayan, ezik bir temcit pilavcısı. Metinlerinde hep aynı konular ve kelimelerin altında da aynı zihniyet var: cinsellik, etik dışılık ve kompleks. Peki diyelim, belki bu aykırılıkları zekice birbirine bağlamıştır, bu kadar ünlü ve emin olunan bir yazar olduğuna göre bunları ustaca bir bağlamla sunuyordur diyorsunuz, "o seks ama aslında seks değil, rüya ama rüya değil, tecavüz ama tecavüz değil işte" lafları ve anlatılarının herhalde beklenmedik, alışılmışı bozan ve mutlaka mantıklı bir sebep sonuç ilişkisi vardır diyorsunuz, sayfalarca safi bu konular üzerinden dönen mevzuları okuyor duruyorsunuz, ama sonra bir bakıyorsunuz hiçbir bağlam yok. Yazar meğerse safi yazıp geçiyormuş. Olaylar bildiğin sebep sonuç ilişkisinden bağımsız. Hadi onu da sktir ettik diyelim, belki bize başka bir bağlam sunar diyorsunuz, yok. yazar onu da vermiyor .d sadece şu var "her şey inanılmaz elit, bak ara sıra çoh ilginç karakterlerle sizin iştahınızı da açıyorum, ara sıra yunan tragedyasına dokunduruyorum (sebep sonuç arıyosanız bu sayın iştee) filan..." Ya bu arada o ilginç
İmkansızın ŞarkısıHaruki Murakami · Doğan Kitap · 201513,9bin okunma
Puan vermedi·72 syf.·
2026 297. kitabı
Tanzimat döneminin önemli yazarlarından biri olan Ahmet Mithat Efendi'ye ait bu eser hem trajıkomik yanıyla hem de gerilim oluşturmasıyla şahsım adına beğendiğim bir eser oldu. Özellikle o günün İstanbul'unun günlük yaşantısı, eğlenceleri, giyimi, kuşamı gibi konularda bizleri bilgilendirmeyi de başarıyla sağlıyor. Ana karakterimiz Behram Ağa'nın elinde olmadan mecburiyetten bir dolapta mahsur kalması, o dolabın içindeyken dışarıda olan olaylara gizlice şahit olmasını ve başına gelen olayları konu edinen bu eseri bir çırpıda keyifli okuyacağınıza inanıyorum. Şimdiden iyi okumalar...
İnceleme
Dolaptan TemaşaAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,621 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 437. kitabı
Şeker Portakalı, Bülbülü Öldürmek, Çizgili Pijamalı Çocuk kitaplarında olduğu gibi anlatılan hikaye her ne kadar hüzünlü olsada anlatıcının çocuk olması, olaylara onların saf, temiz, masum, hesapsız ve çıkarsız, sevgi dolu duygularla yaklaşması damağımda hep farklı bir tat bırakmış, hep severek okumuşumdur bu tür kitapları. Uçurtmayı Vurmasınlar kitabı da hikayesiyle çok hüzünlü, insanı derinden etkileyen, acı tebessümlerle, duygularına yenik düşenlerin yer yer göz yaşlarıyla okuyacağı bir eser. Hikayemiz bir hapishanede geçiyor. Annesinin tutuklu olmasından dolayı annesiyle birlikte hapishanede yaşayan küçük Barış'ın hikayesi. Barış bir sabah uyandığında çok sevdiği İnci'nin onunla vedalaşmadan tahliye olduğunu öğreniyor, bu duruma çok üzülüyor ve başkalarının yardımıyla İnci'ye mektuplar yazmaya başlıyor. Kitap Barış'ın mektuplarından oluşuyor. Hapishanede yaşanan olayları, bu olaylar karşısında hissettiklerini, düşündüklerini, tertemiz duygularıyla, çocuk saflığıyla İnci'ye bir bir yazıyor. Tabi yazılan mektuplar kontrolden geçtiği için bir çok mektup yerine ulaşmıyor. Yinede mektup göndermekten vazgeçmiyor... Yazar hapishanede bulunan diğer mahkumlar üzerinden dönemin Türkiye'sine de göndermelerde bulunuyor. Zira yazar da cezaevinde siyasi suçlu olarak bir süre yatmış ve orada tanıklık ettiği olaylardan hareketle bu kitabı kaleme almıştır. Kitabın filme uyarlandığını, bu film sayesinde daha geniş kitlelere de ulaştığını söyleyebiliriz. Bir Türkiye gerçeğine yakından tanıklık etmek isteyenlere bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Şimdiden iyi okumalar...
İnceleme
Uçurtmayı VurmasınlarFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 202417,3bin okunma
Sorgula Bilinçlen Özgürleş
Puan vermedi
Şeriati yalnızca ekonomik bir sistem eleştirisi yazmaz; insanın tarih içindeki konumunu, özgürlük mücadelesini, sınıf ilişkilerini ve modern dünyanın ürettiği yabancılaşmayı anlamaya yönelik kapsamlı bir düşünce denemesi yapar. Şeriati, iktisadı salt üretim ve tüketim ilişkilerinin incelendiği teknik bir alan olarak görmez. Ona göre ekonominin asıl konusu insan ile servet arasındaki ilişkidir. Bu nedenle ekonomik sistemler değerlendirilirken yalnızca maddi göstergelere değil, insanın düşünce dünyasına, kültürüne ve ahlakına olan etkilerine de bakmak gerekir. Kitabın merkezi toplumsal değişimin kaynağının ne olduğudur. Şeriati, ekonomik yapı ile düşünsel yapı arasındaki ilişkiyi sorgular: Toplumların düşünce dünyası ekonomik sistemleri mi değiştirir, yoksa ekonomik dönüşümler mi yeni düşünceleri doğurur? Bu soru, onun tarih anlayışının da temelini oluşturur. Ona göre olayların yalnızca görünen sebeplerini değil, uzak ve derin sebeplerini de araştırmak gerekir. Ovanın yeşermesi yağmura bağlıdır; ancak yağmurun yağması da birçok farklı koşulun sonucudur. Tarihi anlamak da buna benzer; yüzeyde görünen olayların arkasındaki ekonomik, kültürel ve zihinsel süreçleri görmek gerekir. Dikkat çektiği noktalardan biri, ekonomik sistemlerin dünya görüşlerini şekillendirmesidir. Feodal toplumun kapalı üretim ve tüketim döngüsü, kapalı bir dünya görüşü ve buna paralel olarak kapalı bir din anlayışı üretmiştir. Bu nedenle Rönesans, yalnızca sanat ve bilim alanında bir canlanma değil, aynı zamanda toplumsal donukluğun aşılması anlamına gelir. Şeriati'ye göre gerçek ölüm biyolojik ölüm değildir; insanın kendi mezarını kendi elleriyle kazıp yıllarca öyle yaşaması, yani düşünsel ve toplumsal olarak donmasıdır. Sınıf bilinci üzerinde durulur. Ezilmenin tek başına insanları
KapitalizmAli Şeriati · Dünya Yayınları · 2004178 okunma