Sen ve ben etten kemikteniz. Senin için her zaman orada olacağım, hatta sadece aşman gereken bir engel olsam bile. Beni sevmesen bile. Büyük abiler bunun için vardır zaten.
"Baksana," dedim etrafımı göstererek. Çoktan üçüncü kata çıkmış; karanlık koridorda yürüyorduk. "Kim bilir, kimler yaşadı burada..."
Güldü. "Şimdi yürüdüğümüz bu koridor, bir zamanlar birinin yuvasıydı."
"Çok enteresan, değil mi? Belki bu evin sahibi, bu evi almak için ömrünü feda etti. Çalıştı, didinip durdu ama geriye kalan bu işte. Örümcek ağlarıyla dolu bir harabe." Ege'ye baktığımda dikkatle beni dinliyordu. "Bazen kendime çok haksızlık ettiğimi hissediyorum. Evet, daha iyi bir hayat için çalışmalıyım ama bu yolda ilerlerken hayatın kendisini kaçırıyorum sanki. Oysa tüm bunların ne anlamı var ki? Biz öldükten sonra geriye hiçbir şey kalmıyor. Bizim bir zamanlar yuva dediğimiz yer; yabancılarım doluştuğu tahta yığınından başka bir şey olmuyor."