“Glarus’tan o gün ambulansla Zürih Kantonspital’e getirilen Tezer’in Hans Peter’e söylediği son söz ‘Beni yalnız bırakma’ olmuş. Hans Peter bazı eşyaları getirmek üzere eve döndüğü zaman Tezer yaşama veda etmiş, tek başına.”
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Edebiyat
"Çanakkale Harbi'ne kadar böyle bir terim yoktu kızım. Anzac yani okunuşu Anzak, Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı askerlerden oluşan birliğin, Australian and New Zealand. Army Corps'un başharfleriyle kısaltılmasıdır. Düşünebiliyor musun, gençlerin çoğu gerçeği Kahire'ye yakın Zeytun Kampı'nda talim alırken öğreniyor. Zaten yıllarca barbar Türkler olarak akıllara sokulmuşuz. Hakkımızda çıkarılan haberler, iftiralar yüzünden Batı ülkeleri bizi yanlış tanıyor. Hatta durum o hale varıyor ki, Anzakların aileleri, 'Çocuklarımızın cesedini barbarların elinde bırakmak istemiyoruz,' diyecek kadar bizden nefret ediyor.
Sayfa 206·Kitabı okuyor
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yezid b. Muaviye, Ali b. Hüseyin'i, Medine'ye gitmek istedikleri sırada, yanına çağırdı. Ona, "Allâh, Mercâne'nin oğluna lânet etsin! Vallâhi eğer, Hüseyin'le ben buluşsam, görüşseydim, benden ne isteseydi, onun arzusunu yerine getirir, ölümü, ondan uzaklaştırmak için, bütün gücümü harcar, hattâ gerekirse, bu yolda bazı çocuklarımı fedâ etmeyi bile göze alırdım. Ne çâre ki Allâh, gördüğün şeyi takdir etmiştir. Senin her neye ihtiyacın olursa, bana yaz, yerine getirilir!" dedi.
Sayfa 187
1000Kitap
Mollaların görüşüne göre Reşid Paşa ve arkadaşları, genç müminleri imansızlığa ve cehenneme götürüyorlardı. Daha sonraları, bazı Türk ailelerinin çocukları için modern doğa bilimleri dersleri verirken öğrencilerime şimşek, gök gürültüsü, yağmur gibi doğa olaylarının sebeplerini anlattığım için bunları Takdir-i İlahi'ye hakaret olarak algılayan, özellikle kadınlar ve belli bir yaşın üzerindeki kişiler tarafından düşman muamelesi gördüm. Dindarlar, Frenklerin cehennemden ilham alan şeytan fikirli kimseler olduklarını, dolayısıyla bir nevi büyücü sayıldıklarını ve sihir yaptıkları için onlara özenilmemesi gerektiğini de söylüyorlardı.
Sayfa 21 - Mustafa Reşid Paşa (1800-1858), Sadrazam. Tanzimat döneminin başı çeken en mühim devlet adamlarındandır.
Tarih
12 Eylüľden beș hafta sonra, takvimler 19 Ekim 1980'i gösterdiğinde, Türkiye'nin yeni muktediri Kenan Evren, can yoldaşı ABD'ye verdiği sözü tutacak, Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına dönüşünü onaylayacaktı. Yıllar sonra, ABD Başkanı Carter anılarında "Asıl zorlandığım konu, Yunanistan'ın NATO'nun askeri kanadına yeniden dönüșünű sağlamak oldu. Türkiyede 12 Eylül olmasa bu başarılamazdı" diyecekti.
Alıntı
“Bir gün bana, koltuk altındaki bir şişlikten söz etti. Momografi, göğüste bir tümör olduğunu gösteriyordu. Doktorlar parça almaları gerektiğini söylediler. Tezer çok ürktü. Hastanelerden, tedavilerden nefret ediyordu. Ne yazık ki kendisine hiçbir müdahale yaptırmama kararı aldı. Sonradan İsviçre’de ameliyat edildi, göğsü alındı ama geç kalınmıştı. Tezer daha erken davransa da, bu hastalığın onu öldüreceğini biliyordu, sanki bu yüzden uğraşmaya değmez gibi bir tavır içindeydi. Paris’teki hastanede doktora ‘dünyanın en büyük acıları beni buldu, ölmeme izin verin’ diye yalvardığını dün gibi anımsıyorum.”
Sayfa 20·Kitabı okuyor
Edebiyat