Seyir Defteri

Seyir Defteri
@yekseyirdefteri
ÖRÜMCEK BURGACI
Örümcek Burgacı Sy 33 şu hayattaki tek gerçek sosyalist ölümdür. Sy 35 Vazife duygusuyla bir araya gelmiş insanların arasında hep huzursuzluk duymuştu. Sy 36 Benim O'na inancımı kaybettiğim doğru evladım, "Ama belki o bana hâlâ inanıyordur."... "Allah'ın işine akıl ermez." Sy 43 Tarihin bize defalarca gösterdiği gibi çoğunluğun akılsızlığı bile uzun vadede azınlığın aklından daha olumlu sonuç vermiştir. Sy 44 Kâinatı ve aklı genişleten, çelişkilerdir... "İnsanlar çoğaldıkça azalır. Her insan bir kâinattır, beş insan bir memleket." Sy 89 Tarih rüzgârın tersine dönüp, bilenmiş halkın direnişler, ayaklanmalar ve devrimlerle gazabını liderlerine çevirme hikâyeleriyle doluydu. Sy 100 Gördüğü rüyadan hoşnut olduğu sürece kimsenin uyumaya bir itirazı bulunmuyordu. Sy 109 Sanatçılar gerçeğin değil hakikatin peşindedir. Bu cihetle de Tolstoy gerçek ama Anna Karenina hakikattir. Sy 125 Neden böyle bir değişim yaşadığını anlamak zor değil elbette. Çektiği ıstırap o denli büyüktü ki hâlihazırda var olan gerçeklik anlayışı hayatını cehenneme çeviriyordu. Sy 126 Ne yaşanıyorsa, insanlar öyle istediği için yaşanıyor. Sy 129 Cemiyeti gerçekten düşünen ve mesuliyet sahibi kişinin, sırtında yumurta küfesi taşımayanların naifliğine veyahut idealizmine harcayacak enerjisi yoktur; yönetmek irade isteyen bir iştir... "Herkes hürriyet istediğini söyler ancak pek az kişinin bunun bedelini ödeyecek cesareti bulunur." Sy 135 Güvenmek iyidir, kontrol etmek daha iyi; Vladimir Lenin. Sy 141 Her şey olabildiğince basit olmalıydı; daha basit değil. Sy 151 Nihayetinde yüzler aynaları, toprak pulluğu bağışlar.
Roman
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Deniz kıyısında koşan ala köpek alıntıları
DENİZ KIYISINDA KOŞAN ALA KÖPEK Sy8 insan, hepsine üstün geldi: Kayak yaparak karların üzerinde gitmeyi, kayık yaparak sularda dolaşmayı öğrendi. Kara ve deniz hayvanlarını avladı. Beslendi ve çoğaldı. Sy11 Aklı Tanrı verir, ama beceri çocukken öğrenilir" demişler. "Kötü avcı aşirete yük olur" diye de bir atasözü vardır. Demek ki, insanın kazanması ve beslenmesi için, mesleğini genç yaşta iyi öğrenmesi gerekiyordu. Sy12 Ama bundan hiç kimse yüksek sesle söz etmez. İnsanlar bunu içlerinde duyar, kimseye söylemezler. Sy21 İnsan karada olunca karayı hiç düşünmez, ama denizde olunca, denizden başka bir şey düşünemez. Başka şeyler düşünmeye çalışsa bile deniz aklından çıkmaz. Sy36 Eskiden övündüğü nesi varsa hepsi yok olup gitmişti ve ölüm hiç de uzak değildi artık. Ama göğsündeki yüreği yine gençlik yıllarındaki arzularla, tutkularla çarpıyor, gönlü kocamıyordu. Ne büyük bir felâketti gönlün hiç yaşlan maması! Çünkü, gönül yaşlanmayınca, düşleri, düşünceleri de değişmiyordu. Ve insan ancak rüyada, düşüncelerde hür ve ölümsüzdü. Sy70 İnsan mantığının kabul ettiği bir şeyi vücudu kolay kolay kabul edemez. Sy80 İyi bir köpek, ıssız bir yerde kimseye görünmeden geberir. Sy81 Söz bitmez, hiç bitmez, biz öldükten sonra da devam eder. Sy106 Talih vardır güldürür, talih vardır öldürür.
Kızılelma
Sy14 Kızına şefkatle baktı ve fısıltı halinde konuştu onunla: "Böyle rahat uyuman büyük bir şans yavrum, ileride, büyüdüğün zaman, uykusuz geçireceğin günler de olacak. O uykusuz geceler herkesin başına gelir, kimse kurtulamaz. Ama daha vakit var o günlere. Şimdi uyu, rahat uyu yavrum, güzel rüyalar gör." Sy15 İnsan kalbi böyledir: Onu kolayca dondurabilirsiniz, ama çok zor eritir, çok zor ısıtırsınız. ... Ah! Hava da ne kadar güzeldi bugün! İnsanın kalbi ve kafası da böyle huzurlu olabilse! Sy17 Kuşku yok ki her insanın ruhu güzelliklere susar ve besbelli ki onun yapısı böyledir. Ama çok defa, susadığı bu güzelliği korumaz, hatta bazen farkına bile varmaz.
Yıldırım Sesli Manasçı
Sy 22 Uzak çağlardan zamanımıza kadar günler kum gibi aktı; sayısız geceler ve dönüşsüz tören alayları geçip gittiler; yıllar, yüzyıllar kervanlar gibi uzak ufuklara gidip kayboldular. Sonra biz onların izlerini bulduk... Dün var olan bugün yoktur. Bu dünyada insanlar doğar ve ölür... Ama dünyada insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp geçinceye kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Sy 23 O uzak çağlardan zamanımıza kadar sözler sözleri, fikirler fikirleri doğurdu. Ve türküler başka türkülere karıştı.
Sayfa 22
Elveda Gülsarı alıntıları
Sy 8 Aynı anda “hem havadakini kapmak, hem yerdekini yalayıp yutmak” istiyorsun. ... Şunu iyi bil dostum, dünya devrimini tek başına gerçekleştiremezsin; başkalarının da gelmesini, seninle beraber olmalarını beklemek zorundasın. ... Kocayınca insan uysallaşıyor, yavaş yürümeyi alışkanlık hâline getiriyordu. Sy 10 At başına gün vursa ağzındaki gemiyle su içer, er başına gün vursa çizmesiyle su geçer. Sy 15 Oysa varacağı yer uzak, gece yakın, at bitkin... Sy 17 Zaman kimseyi kayırmaz, her canlı yaşlanır, her şey eskir. Sy 19 “Kırk yıl kırgında kalsan, ecel gelmeyince ölmezsin.” Sy 25 Bilirsin, bir kız iyi bir ere düştüğü zaman daha da güzelleşir, gözleri yaldır yaldır parlar, gül gibi olur. Ama kötü birine düşerse solar gider, çöp gibi kalır. Baktıkça yüreğin sızlar. Atın iyisi de öyle olur. Bakmasını bilmezsen onu mahvedersin, olduğu yere düşüp kalır! Sy 39 Demek ki düşünmemek unutmak demek değilmiş. Sy 48 Kısası, kısa iple kirmen düğüm bağlanamıyordu. (Delik büyük, yama küçüktü.) Sy 53 Atla insan arasındaki tek fark, atın atı kıskanmamasıdır. Sy 95 Tanabay zaman zaman bunları düşünür, dalıp giderdi; halk sanatının, el hünerlerinin yok olup gitmesine üzülür, bunda kimin suçlu olduğunu, neden böyle olduğunu bilemezdi. Oysa gençliğinde kendisi de eski törelerin mezarını kazanlardan biri olmuştu. Sy 106 Kırgızlar boşuna söylememişler: “Bir yerden bir yere taşın da hâline şükredersin.” Sy 113 “Turnaya beylik versen tepende gagalayıp durur.” Sy 124 Şimdi Gülsarı’nın tek tutkusu koşmaktı. Böyle hızlı koşarak insanların ondan aldıkları şeylere yetişecek, onları yakalayacaktı sanki. Ama hiçbir zaman ulaşamıyordu onlara. ... Hayat sana hiçbir şey öğretmemiş, pek saf kalmışsın. Gençliğinde nasılsan şimdi de öylesin. Bütün meseleleri kestirmeden bir çırpıda halletmek istiyorsun!