9/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
Bir sır bir hazine beş farklı kişilik Osmanlı zamanında hırsızlık için bir araya gelirse en fazla ne olabilir Merhaba kitap dostları çok eğlenerek ve aynı zamanda acaba ne nasıl olacak diye sorgulayarak okuduğum bir kitabın yorumu ile sizlerleyim Kitabımız, şahsına münhasır ayrıca zamanın siyasi ve çalkantılı döneminde her biri bir yere savrulmuş beş karakterin bir sırrın ve hazinenin peşine düşmesi için bir araya gelip plan doğrultusunda işe koyulmalarını anlatıyor. Ekip, hazinenin peşine düşüyor düşmesine ama bu sırada birbirleri için ve kendileri için de yeni durumlarla karşılaşıyorlar. Plana sadık kalmak ilerlemek varken duyguların devreye girmesi ve başlarına gelenler sebebiyle de macera içinde macera yaşıyorlar. Yazarımız, çalınacak kaşıkçı elmasını bir metafor haline getirerek insanların neyi neden çaldığını ve her zaman maddi nesnelerin değil duyguların da çalınabileceğini okutuyor bizlere. Hırsızlık çetesi biraz da toplumu gösteriyor. İnsanların hırsları, tutkuları ve kişilikleri neleri yaptırır neleri yaşatır sorularına cevap buluyoruz sayfalar arasında. Sayfaları çevirirken bir sır için neler yapılabilir, dışarıdan başka görünen insanların aslında içinde farklı kişilikleri barındırdığını görüyoruz. Aslında yazarımız kim nelerden vazgeçebilir ve bu konuda insanlar ne kadar ileri gidebilir bunu gösteriyor bizlere. Karakterlerin değişimleri, gösterdikleri tepkiler öyle güzel ve şaşırtmacalıydı ki okurken sırıtarak okudum. En umulmadık karakterin yaptıkları ve kesin halleder dediğimiz karakterin işleri curcuna etmesi de ayrı bir ironiydi. İskender Pala sadece bir tarih polisiye romanı değil, bu iki olguyu arka plana alarak metaforlar üzerinden insanların iç dünyasını okutuyor bizlere. Duyguların aslında hiç hafife alınmaması gerektiğini, bazen insanın en
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,489 okunma
8/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2026 104. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:37
7 Tutsak 1 Ölü serisinin üçüncü kitabı olan Cambaz, benim için serinin şu ana kadar en çarpıcı, en gerilimli ve en duygusal kitabı oldu. Düzenbaz'ın sonunda yaşanan olaylardan sonra Afra'nın hayatta kalıp kalmadığını büyük bir merakla bekliyordum. Kitabın başında kendisini Ölüm'ün elinde, farklı bir yerde tutsak olarak bulması hikâyeye oldukça güçlü bir giriş yapılmasını sağladı. Afra'nın yaşadığı süreç beni gerçekten etkiledi. Fiziksel olarak ayakta kalmaya çalışırken aynı zamanda psikolojik olarak da büyük bir savaş veriyordu. Onu hayatta tutmaya çalışan doktorun bir organ mafyası olması, psikiyatristinin ise daha önce maskelilerden biri olarak tanıdığımız On Üç çıkması hikâyeye bambaşka bir boyut kattı. Özellikle On Üç'ün geçmişte Ölüm'e terapi vermiş olması, Ölüm karakterine dair merakımı daha da artırdı. Bu bölümler boyunca sürekli diken üstündeydim çünkü kimin ne kadar tehlikeli olduğunu kestirmek mümkün değildi. Afra'nın bulunduğu yerden kaçmaya çalıştığı sahneler kitabın en heyecanlı bölümlerindendi. Her sayfada yakalanacak mı, başarabilecek mi diye düşünerek okudum. Sonunda yeniden diğer tutsakların yanına döndüğünde yaşanan duygusal anlar da oldukça etkileyiciydi. Özellikle herkesin Afra'yı öldü sanmış olması ve yeniden karşılarında görmeleri beni duygulandırdı. Yaşanan kırgınlıkların ardından aralarındaki bağların tekrar güçlenmeye başlaması da güzeldi. Bu kitapta karakterlerle olan bağım daha da arttı. Özellikle Afra ve Mete arasındaki abi-kardeş ilişkisini çok sevdim. Birbirlerine olan destekleri ve koruma içgüdüleri karanlık atmosferin içinde sıcak bir detaydı. Çağrı'nın karakter gelişimi de dikkatimi çekti. İlk kitaplara göre çok daha farklı bir noktaya geldiğini düşünüyorum. Kitabın en şaşırtıcı taraflarından biri ise ortaya çıkan ihanetlerdi. Kutay
CambazIşıl Limae · Martı Yayınları · 2025309 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 00:00
Herkese selamlar… Mevsim yaz olunca , okullar tatil olunca benden tüm ebeveynlere güzel bir çocuk kitabı tavsiyesi… Bu kez hem tarih hem de gizemli bir araştırma hikayemiz var. Troya’nın tarihî atmosferini, gizem ve macerayla harmanlayan akıcı bir kurgu. Her ipucu yeni bir kapı aralarken, olayların temposu hiç düşmüyor. Okuru sadece bir hazine arayışına değil; ekip olmanın, cesaretin ve merakın peşinden sürükleyen sürükleyici bir macera sunuyor. Acaba Deniz,Ece ve Mert buldukları defterdeki işaretleri doğru takip edecekler mi? Onları izleyen birileri var mı? Bu işaretler onları nerelere götürecek? Her Ay Okuyanlar Kulübü Merve Serpil Ünal
Troya'nın EmanetiSerpil Ünal · Rotaris Yayınları · 20262 okunma
Ya kuşların felsefesi bize çok şey fısıldadıysa?
Puan vermedi·159 syf.·
2026 61. kitabı
Bir kuş bilimci ile bir felsefecinin elinden çıkan bu küçük hacimli deneme kitabı, kuşların doğal davranışlarını tatlı bir popüler bilim diliyle anlatırken, arka planda insana dair çok temel yaşam dersleri fısıldıyor; o güzel dostların dilinden. Bu kitabı, bu platformda bağımın çok eskilere dayandığı, hayal gücüne ve derin analizlerine her zaman hayran olduğum ama artık buralarda "olmayan" çok sevgili bir dostumla ortak okuma olarak bitirdik. Zihnimizde küçük küçük yeni pencereler açıp algılarımızı bir kat daha güçlendirdi diyebilirim. Artık bahçede banyo yapan bir tavuk gördüğümüzde (kumlarda debeleşen) yüzümüzde bir tebessüm beliriyor; eşine çok sadık bir kuşa şaşkınlıkla bakıyor ya da metindeki o meşhur "Epikürcü kuşlara" şarap ısmarlamak istiyoruz. Dünyanın gürültüsünden kurtulup, anlık da olsa hafiflememize sebep oldu kısacası. Doğadaki yaşamın o kadar çok ortak yönü var ki, bazen inanması güç geliyor. Bu yaşamların ne kadar birbirine bağlı olduğunu hatırlatan bir kitap Kuşların Felsefesi Dostumun kitap bittikten sonra yaptığı yorumlardan bir kısmını özetle paylaşmak istiyorum: (kısaltmasam burada topa tutulurdum, önce kendim kendimi boğarım) :P "Evrimsel sürece bakarsak kuşlarla benzerliklerimiz muazzam. Peki, insan türü modernleştikçe gerçekten daha mı iyi oldu, yoksa doğadan koparak birer mutantlaşma sürecine mi girdik? Acaba kuşlar mı, yoksa biz mi gerçek insanız? Gerçekten de teknoloji geliştikçe ve hayat hızlandıkça o çok güvendiğimiz 'kuş bakışı' açısını, yani bütünü görme yeteneğimizi ve hissetmeyi unuttuk. Kitapta cesaretten göçe, aile bağlarından özgürlüğe kadar farklı farklı temalar çok sistematik işlenmiş. Bilimsel kısımları Philippe, işin felsefi sorgulamalarını ise Élise o kadar güzel dengelemiş ki, okurken fonunuza kargaların, martıların ve kumruların
Alıntı
Kuşların FelsefesiPhilippe J. Dubois · Domingo Yayınevi · 20201,642 okunma
KİTAP İNCELEMEM
8/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 17:40
EROS / TUĞBA SARIÜNAL Başlangıçta hiçbir şey yoktu. Ne gökyüzü, ne deniz, ne de zaman … Sadece Kaos vardı- sessiz, sınırsız, biçimsiz bir boşluk … Kitap, bu güzel satırlarla başlıyor. Sonrası Kaos’tan doğan yeni bir dünya. Önce Yer ve Gök birleşiyor, daha sonra titanlar ortaya çıkıyor. Ve zaman … Her şeyi yutan, hiçbir şeyin sonsuza dek sürmesine izin vermeyen zaman. Ne acı ki ; Afrodit bir ölümlü olan Psykhe ‘ nin ruh güzelliğini kıskanıyor ve Eros’ a onu en çirkin adama aşık etmesi için emrediyor. Ancak kader bu ya, bu defa ok kalpten daha derinlere saplanıyor… Mitoloji okumayı çok seven biri olarak , her cümlesini hayranlıkla okuduğum bir kitap oldu. Efsaneler Çağı serisinin ilk kitabı olan bu kitap, aynı zamanda benim yazarla tanışma kitabım. Olayların insan olgusu ve davranışları üzerinden, psikolojik yönleri ile anlatılması ayrı bir derinlik katmış esere. Serinin devamı için sabırsızım Ayrıca en sevdiğim alıntılardan bırakıyorum aşağıya , bir göz atın derim. Kitaplarla kalın -“Ölüm basit kalırdı. Unutmak kolay sayılırdı. Ama sınamak… Ruhu yalnızca incitmez, şekillendirirdi.” -“Aşk, dokunulmamış sevgiden doğan ilahi bir duyguydu.” -“Ve o an anladı: aşk sadece hissetmek değil, kaybetmeyi de göze almaktı !”
1000Kitap
ErosTuğba Sarıünal · Destek Yayınları · 202629 okunma
İnsandan duygularını alırsanız ne olur?
7/10
·216 syf.·
2026 22. kitabı
İthaki BKK serisinden, kurgusunda bilim-kurgu barındıran bir kitap okumuş olmanın memnuniyetini baştan belirtmem gerekir. Zira her ne kadar seriyi seviyor ve de koleksiyoner edasıyla, okuyamasam da topluyor olsam dahi, "bazı kitapların bu seride ne işi var" diye sormaktan kendimi alamıyorum doğrusu. Neyse ki bu sefer böyle bir durum yaşamadım, gelgelelim okuduğum kitaptan etkilendim mi? Ehhh işte... Kendi halinde, Mill Valley adında bir kasabada gelişiyor olaylar. Baş karakterimiz Doktor Miles, eski yangını, yeni boşanmış Becky Hanımın, muayenehanesine gelmesiyle ufak çaplı bir bocalama yaşıyor. Kendisi de yeni boşanmış, "ulan acaba bu bir işaret mi" gibilerinden kafasında türlü çakallıklar dolandırırken, işin aslının başka bir sebepten olduğunu öğreniyor. Becky, kuzeni Wilma'nın yaşadığı bir problemden ötürü yardımını istiyor Miles'ın (yine hüsrağğnnn... yok yok merak etmeyin, çiftimiz öylece ayrı yollara gidip, Becky hemen denklemden çıkmıyor). Wilma, amcası Ira'nın, aslında amcası olmadığını düşünüyormuş meğer. Bir terslik sezinleniyor, ki genelde böylesi, özellikle de duygusal sapmalar, terslikler, ya kadınlar ya da çocuklar tarafından sezinlenir. Hakkınızı vermek lazım ;) Neyse, gidiyorlar beraber, amcayla sohbet muhabbet... Pek ikna olmuyor doktorumuz ve böylesi ikna edilemeyişlerin akabinde, kaçınılmaz olan şey gerçekleşip, doktorumuzun psikiyatr arkadaşına havale ediliyor Wilma. Fakat buna benzer vakaların sayısı artarak devam edince işin rengi değişiyor. Üstüne üstlük, kasabanın edebiyatçısı da evinde bir ceset bulup durumu doktorumuza anlatınca (ne hikmetse), işler iyice girift bir hale bürünüyor. Buraya kadar bahsetmekte bir beis görmüyorum, bunu girizgahtan sayalım. Sonrası ise işin bilim-kurgu tarafı... Aslına bakarsanız, "insandan duygularını alırsanız,
Bilim-Kurgu
Beden Kemiricilerin İstilasıJack Finney · İthaki Yayınları · 20267 okunma