(...) Kent, sessiz. Bir yerlerden bir kapıcının süpürge hışırtıları geliyor yalnız; bir de yeni uyanmış serçelerin cıvıltıları... Güneşin ilk ışıkları pencere camlarına vurmuş. Bu ilk dalgın, düşünceli gün başlangıçları ne güzeldir! Kıllı elini pencereden uzatan fırıncı kızın bacaklarını yokluyor. Kız gülmüyor, koyun gözlerini kırpıştırarak bu araştırmaya kayıtsızca katlanıyor. - Çörekleri çıkar, Peşkov, yanmasın -diyor, fırıncı. Tepsileri çıkarıyorum fırından, usta on kadar yağlı, şekerli çörekle küçük francalayı kızın eteğine dolduruyor. Kız sıcak bir çöreği kapıyor, birkaç kez bir elinden ötekine aktardıktan sonra sarı, koyun dişleriyle ısırıyor; ama sıcak çörek ağzını yakınca inlemeyi, hamurtuyu andıran öfke sesleri çıkarıyor. Kızı hazla seyreden fırıncı: - Seni utanmaz, indir eteğini! -diye çıkışıyor. Kız gidince de bana övünüyor: - Gördün, değil mi, her yanı fıldır fıldır, körpecik kuzu! Ben, kardeş, her önüme gelene uçkur çözmem. Kadınlarla işim yoktur, ille genç kız olmalı! Bu gördüğün, on üçüncüsü. Nikiforiç'in vaftiz kızı. Onun bu coşku dolu sözlerini dinlerken, düşünüyorum: - Peki ben... hep böyle mi yaşayacağım? (...)
Sayfa 60 - İş Kültür·Kitabı okuyor
10/10
·255 syf.·
Beğendi
·
2026 25. kitabı
Bir Esra Kahya kitabının daha sonuna geldim. Hiç bitsin istemedim, hüzünlü bir veda oldu. Yazarın o kendine has dilini çok seviyorum, öyle kelimeler kullanıyor ki sen ben bizim kız, kendi aramızda
İnceleme
Bir İntihar Çok ÖlümEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2026471 okunma
Bir Ayrılış Hikayesi
Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl?
Şiir
10/10
·609 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 14:51
Bazı kitaplar bilgi verir, bazıları ise insanın kalbine dokunur. Üç ciltlik Şifâ-i Şerîf Şerhinin ilk cildi benim için ikinci gruba giren eserlerden biri oldu. Hz. Peygamber’i (sav) sadece tarihî bir şahsiyet olarak değil; ahlâkı, faziletleri, üstün vasıfları ve ümmeti üzerindeki hakkıyla yeniden tanıma imkânı sunuyor. Eser boyunca dikkatimi en çok çeken şey, anlatılanların kuru bir bilgi yığını olmaktan uzak oluşuydu. Her bölüm, Resûlullah’a (sav) duyulan sevgi ve hürmeti daha derinden hissettiren yeni bir pencere açıyor. Klasik bir metin olmasına rağmen başarılı tercümesi ve açıklamaları sayesinde takip etmekte zorlanmadım. Yer yer not alma ihtiyacı hissettim, yer yer de okuduklarım üzerinde uzun uzun düşündüm. Özellikle Hz. Peygamber’in (sav) değeri ve ümmeti için taşıdığı anlam üzerine yapılan vurgular, kitabı benim gözümde sıradan bir okuma olmaktan çıkardı. Bu eser sadece okunacak değil, aynı zamanda üzerinde tefekkür edilecek kitaplardan biri. İlk cildi bitirdiğimde devamını okumak için ne kadar sabırsızlandığımı fark etsem de içinde bulunduğum yoğun dönemin esere hak ettiği ilgiyi göstermeme engel olacağını düşündüm. Bu nedenle diğer ciltleri, daha geniş vakit ayırabileceğim bir zamana ertelemeye karar verdim. Hem ilmî derinliği hem de manevî atmosferiyle bende güçlü bir iz bırakan bu eser, şimdiye kadar okuduğum kitaplar arasında özel bir yere sahip oldu.
Din
Şifa-i Şerif Şerhi 1Kadı İyaz · Tahlil Yayınları · 2015203 okunma
Cemreler düşer, mevsim tâze bahara erişirken Şâhinkonak'ta Stefan, Mariska, kölelerden üç beş adam, merâsimle hak dînine girdiler. Ayinler, kurbanlar, azatlamalar, hayrat, kıyâmet... Stefan'a "Feridun Bey" denildi. Sonraları Macar Feridun lâkabıyla nam aldı. Mariska için günlerce bir isim arayarak Türk dilinde yeter güzellikte bir şey bulamayan, hiçbir adı lâyık göremeyen Mustafa Durakça, Hafız Nûri ile nâfile yere lûgatler, divanlar devirip kavgalar ettikten sonra yeni bir ad çıkarmadan rahatlamadı. Cangüzel Hanım'la nikâhları kıyılırken konağın pencere içlerinde kıvır kıvır sümbüller, kandil kandil Felemenk lâleleri açıyordu.
Sayfa 86·Kitabı okuyor