Ölmeden Ölünmüş, Yaşanılan Ölümlü Bir Ömür!
9/10
·94 syf.··
2025 38. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 22:43
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Beş ayrı öyküde: Holstomer: Dış görünüş faklılığında, önce ailesi sonra çevresi tarafından dışlanan bir yılkı atı ile değersizliğin en acı yüzünde boğulur insan. Aileden hissedilen duygunun peşinde koşarken, aynı kötülükte başka birinde can bulmanın psikolojik yapısı güzel bir şekilde işlenir. Hiçbir işe yaramayan -boş beleş- bir insanın ölüsünün dahi işe yaramadığı oysa her daim yılmadan çabalayan, yaşam mücadelesi veren bir hayvanın ölüsünün, bir başka hayvana hayat verme ironisi taraf seçmek zorunda bırakır insanı. Mülkiyet hakkına bir canlı -karşı cins ya da bir hayvan- üzerinden tekrar sorgulamaya davet eder insanı yazar. Üstünlüğün daha fazla benime sahip olmayla mümkün kılınacağı sistem eleştirisinde, bazı insanların hayvan kadar bile işe yaramaz bir hayat sürememesi vurgulanır. Çömlek Alyoşa : Çocukluktan itibaren ailesi ve çevresi tarafından olumlu bir duygu/değer hissedememiş ve güzel bir anı biriktirememiş birinin hayatı üzerinden; hep söyleneni yapma, bir an olsun kendini düşünmeden sürekli diğerlerini mutlu etme çabasındaki ömürde: almak, vermek ve durmak dengesini kurmanın ne kadar önemli olduğu vurgulanır. Balodan Sonra : Toplumda özellikle kötü, yanlış, vicdansız normlar kabul iken, bireysellikte ters düşen bu durumu kabul zorunluluğu sonrası alınan kararların, yapılan davranış ve eylemlerin kişinin tüm hayatını olumsuz etkilediğine dikkat çekilir. Köydeki Şarkılar : Toplumsal refah için bireysel haklardan, hatta canından vazgeçebilmenin zorluğu etkileyici bir anlatımda yer alır. Üç Ölüm : Bir diğeri için, kendi hayallerinden vazgeçerek yaşadığın ömrünün artık sona yaklaştığını anladığında,
1000Kitap
Üç ÖlümLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 20247,8bin okunma
9/10
·567 syf.··
2023 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2023 17:34
kinyas ve kayra. her şey ve hiçbir şey. soldan başlarsak kinyas, sağdan başlarsak kayra. ailelerini terk etmiş iki çocukluk arkadaşı, kan kardeşi. toplumdan kendilerini dışlayan, üstün gören, dünyanın kendi etraflarında döndüğünü sanan, çok uç ve zıt noktalarda olmalarına rağmen konuşmadan anlaşan iki kişi. nihayet ben de okudum. incelemelerin bir çoğunda "yeraltı edebiyatı" olarak tanımlanmış kitap, ama böyle bir türün olup olmadığı tartışma konusu. daha çok psikolojikti. birçok kişiden genç yaşlarda okunmaması gerekiyor, çok ağır gibi şeyler duymuştum, aman aman bir şey de yok hiç mi polisiye izlemiyor bu insanlar diye düşündüm. ilk bölümde bir kinyas bir kayra anlatıyordu, aynı olayı ikisinin de kaleminden okuyoruz. kayra; uzun, güzel cümleler kurmayı seven, insanları kandıran, ikna yeteneği yüksek, son derece narsist, nihilist ve vahşi bir karakterdi. insanların bu tarz şeyleri romantize etmesini anlayamıyorum. bence kayra 15 yaşındaki bir ergenin duygularına ve düşüncelerine sahipti. hayatı, insanları yeni yeni tanımaya başlamış bir ergenin; ailesinden, insanlardan nefret etmesi, toplumdan kendini dışlaması gibiydi yaptıkları, sözleri. insanın içindeki en ilkel duygular ondaydı. daha edebi buldum kalemini. dönem dönem hepimiz yalnız kalmak istiyoruz ama bunu koskoca bir insanın umursamazca yapması sevdiği insanları üzmesi çok daha farklı bir durum. kinyas'ın aksine çok mutlu, anlayışlı ve zengin bir ailesi vardı kayra'nın, çok iyi bir eğitim de almıştı, tıp öğrencisiydi. halbuki mutlu olmak nasıl bir şey bilmiyorum, diyordu. ailelerin, çocuklarının çevresinde en son istediği arkadaş tipidir kayra. yazarın hayranları bu eleştirimi sevmez muhtemelen ama Daha kitabını okurken de aynı fikirdeydim. bazen sırf okurların altını çizmesi için anlamlı duran ama aynı
Roman
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·116 syf.··
2019 885. kitabı
Çok oldu Tolstoy’dan bir kitap okumayalı. Ömer Sevinçgül’ün bir kitabında mutlaka okunması gereken kitaplar arasında ismini görünce Üç Ölüm kitabını edinmiştim. Okumak bugüne kısmetmiş. Kitabın ilk hikâyesiyle son hikâyesinden biraz bahsetmek istiyorum: Birinci hikayede yaşlı bir atın başından geçen hikâyeleri kendi ağzından dinliyoruz. Zor bir hayatı var atın. Bir yarış atından doğuyor, ama alacalı. Alacalı olmak onda kusur olarak görülüyor. İğdiş edilmesini çok trajik bir şekilde anlatıyor. Çok alınıp satılıyor. Arabalara koşuluyor. Bir defasında yarışta birinci geliyor. Çok paralar teklif edilmesine rağmen sahibi elinde tutuyor. Sahibi birinciliğin mutluluğunu paylaşmak için sevgilisinin evine gidiyor; ama sevgilisi bir başka adamla kaçmış. Onların peşine düşüyor. Takip esnasında sahibi ata çok işkence ediyor. At bu sırada onulmaz yaralar alıyor. Hayat boyu kendisini bir daha toparlayamıyor. Yine satılıyor. Artık yaşlanıyor. Yaşadığı at çiftliğinde genç tayların maskarası oluyor. Ölmek üzereyken kesiliyor. Gömülmüyor. Bir yere atılıyor. Kurtlara, kuşlara, karıncalara yem oluyor. En sonunda kemiklerini de bir köylü alıp bir iş için kullanıyor. İşte hikâyeden altını çizdiğim bir bölüm: “…Yine o zamanlar beni bir insanın mülkü olarak adlandırmalarına aklım ermiyordu. Benden, canlı bir attan söz ederken “atım” demeleri tıpkı “toprağım”, “havam”, “suyum” kelimeleri kadar garip geliyordu bana (…) Şuydu kastedilen: İnsan hayatını işler değil sözler yönlendirir. Bir şey yapma ya da yapmama imkânından ziyade farklı meseleler üzerine aralarında belirledikleri kelimelerle konuşmayı severler. Çeşitli şeyler, varlıklar ve nesneler, hatta toprak, insan ve atlar için kullandıkları ve pek mühim saydıkları kelime benim kelimesidir. Aynı şey için aralarında kimin benim diyeceğini
Edebiyat
Üç ÖlümLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 20247,8bin okunma