Puan vermedi·196 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:50
Bu kitapta anlatılan, dünyanın kaçınılmaz bir değişim dönüşüm sürecine girdiğini ve yeni çağa adapte olurken küresel geçmişimizi kültürümüzü atasal geleneklerimizi de içine alacak şekilde yeni çağa uyarlamamız gerektiğinin önemidir. Belki yenilere yer açabilmek için bazı öğretilerden vazgeçmeliyiz. Nitekim kitaptaki bu cümle aslında bunu çok güzel anlatıyor; Himalaya dağlarında uçan bir kelebek, Pasifik okyanusunda fırtına ya sebep olabilir. Bir tek benimle ne olur dememek lazım "yanlış yanlıştır herkes yapsa bile doğru doğrudur hiç kimse yapmasa bile" bu sözü seviyorum, tüketim çılgınlığı çevre kirliliği Z kuşağı şöyle böyle derken peki yeni nesil gençlerimiz dünyayı kimin gözünden görüyor onlar hiçbir şey bilmeden bu dünyaya geldiler kimin gözünden ilk dünyayı gördüler onlar da bir hata varsa dönüp kendimize bakmamız gerekmez mi kaldı ki kendini inşa etme yolunda kim mükemmeldi ya da şu anda kim mükemmel hangimiz kim gelişimini tamamladı daima öğrenmeye gelişmeye devam etmiyor muyuz? Ben oldum diyen meyve ağaçtan düşermiş.. Tamam ben oldum demek ne büyük bir ziyandır. Yeniçağa uyum sağlayıp adapte olurken, bu yeni çağ'ın getirilerini olabildiğince verimli kullanmak ve gençlere de olumsuz bir şekilde yüklenmemek gerektiğini düşünüyorum. Bir yerde okumuştum Sümer tabletlerinde bile ne olacak bu gençliğin hali yazıyormuş ben inanıyorum doğrudur yazıyordur vardır öyle bir şey, gençliğin hali hiçbir şey olmayacak evet bu hızlı dijitalleşen dünya beni de bazen ürkütüyor ancak onlar da bu bilinç seviyesi ile dünyaya geldiler bir yaradan var burada bizi aşan bir durum var onlar zaten buna daha doğmadan adapte oldular çünkü sistemin bize ne zaman ihtiyacı varsa ve bizim ruhumuzun tekamülü için de hangi çağ uygunsa o çağda o dönemde yaşarız. Rahmetli anneannemin kendi
Homo GlobusYücel Ataç · İskenderiye Yayınları · 20204 okunma
Genç Selim İleri'nin Mektupları
10/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 20:18
2000’li yılların ortalarında tanıyıp sevdiğim Selim İleri’yi geçen yılın başında kaybettik. Oldukça üretken bir edebiyat hayatının ardından onlarca roman, hikâye, oyun, deneme, inceleme, senaryo, anı kitabı bırakarak dünya hayatına veda etti. Onu tanıdığım günden sonra edebiyatımızın güncel hiçbir yazarı, onun bendeki kıymetinin önüne geçemedi. Yalnız onun okurlarının künhüne vâkıf olabileceği dünyasını yine yalnız onun okurları kadar kimse sevmedi/sevmeyecek. Bireyi, birey olmayı, kentsoylu yaşamın topluma entegre edemediği kişiyi tüm yönleriyle -ama özellikle acılarıyla, başaramadıkları ve iç kırgınlıklarıyla- yıllar yılı, bir koza örer gibi inşa ettiği son derece yetkin üslubuyla okuruna sundu. Kendisini bir kez İstanbul Kitap Fuarı’nda -2007’de-, bir kez de bir söyleşisinde görmüş, “Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak” kitabını imzalatma şansına erişmiştim. Fakat bana o kadar yakındı ki 2005 sonrası yayımladığı her kitabını -türü ne olursa olsun- alıp hemen okudum. Onunla aynı zamanda yaşıyor olmanın bendeki etkisini kelimelerim anlatamıyor. Ölümünden kısa bir süre sonra üst üste iki kitabı daha yayımlandı. Büyük yazarlar böyledir, öldükten sonra da üretmeye devam ederler. Yaşarken yazdığı ancak ölümünden sonra yayımlanan kitabını ocak ayında okumuştum: “Sen Diye Biri”. Bir zamanlar çok yakın dostluk kurduğu Cüneyt Arkın merkezinde adeta büyük ustanın “sayıklamalar”ıydı bunlar. Fakat bundan bir ay önce -Haziran 2025’te- yine 70’li yılların sonu ile 80’lerin ortalarına kadar onun çok yakınlarından biri olan Hasan Bülent Kahraman, Selim İleri ile 1977-1984 arasındaki mektuplaşmalarının bir bölümünü yayımladı. Bu kitap nasılsa gözümden kaçmış. Geçenlerde fark eder etmez aldım ve okudum. İleri’nin ilk kitabını -Cumartesi Yalnızlığı (Güz Notları)- 1968’de henüz on dokuz
Edebiyat
Hemen Yaz BanaSelim İleri · Studio Yayınları · 20252 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Elvedayla Süslenmiş Bir Yarının Dünündeyim
Puan vermedi·72 syf.··
2026 43. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 23:42
Öngörülemeyen bir dünya mı bilmiyorum ama asla öngöremeyeceğim şeyler yaşıyorum. Kitap o kadar normal ki. Olanları yazmış. Sıradan. Ama doğru, biz yaşıyoruz yaşadık bunları. Hayatımın şimdiye kadar en kötü bayramıydı. Evet az evvelinde dedemin öldüğü bayram dahil. Ben var ya kendini bir şey zanneden, ama aslında hiçbir şey olmayan biriymişim. Bunu ikili ilişkide insan yaşayabilir aldanabilir. Saf seren der geçerim. Mecbur. Arkadaşlıkla, dostlukta yaşayabilir ona da amenna. Ona da ölüm gibi diyorlar ama ölümü arkadaşlığın içinde yaşadığında yas süreci kısa sürüyor. Onu da biliyorum. Ama kan bağı öyle değil. Allah bilir ya. Diğer ikisi düzelebilir ama eğer bende bir şey biliyorsam, düzelmeyecek olan şey kan bağı bağına vurulan darbedir. Düzelir diyen yalan söyler. Kendini kandırır. Ya da kesinlikle bir çıkarı vardır. Çünkü kan bağı sadece çıkar uyuşmazlığıyla bozulur. O bozukluk düzelmiş gibi gözükürse de yine bir çıkar uyuşmasıdır. Bazen saf olabilirim ama genelde bu tip şeylerde analitik düşünürüm. İçinde yas tutamayacağım anilikte bir darbe aldım. Çok düşündüm çok paralandım. Sonuçta her gece rüyamda bir şeyler çözmeye çalıştım. Hep aynı senaryoyu kurdum kafamda. Ama gerçekte olan başımdan aşağıya kaynar su. Bir daha demem demiştim ama deniyormuş. Ben gerçekten de kendini bir şey zanneden geri zekalının tekiyim. Diyorum ya. Bunu bir kere ikili ilişkiler için söyledim, bir kere arkadaşlık için söyledim, işte şimdi son defa kan bağı için söylüyorum. Ben hiçmişim. Ve bunu bana yapmaz, bensiz yapamaz dediğim herkes gayet de her şeyi yapabiliyormuş. Hani bir insanı böyle canın gibi seversin ama bir anda yabancısı gibi hissedersin ya. Ben şimdi bunu yazarken bile zorlanıyorum. Ama insanlar yaşatmaya hiç zorlanmıyormuş. Yazmak iyi mi kötü mü bilemiyorum yazarken çok
Edebiyat
Öngörülemeyen Bir Dünyada YaşamakFrederic Lenoir · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023530 okunma
Spoiler
Puan vermedi·128 syf.·
2025 278. kitabı
Genç bir adamın hayatı. Çocukluğunda önce babası tarafından terk ediliyorlar. Annesi çocuklarına sahip çıkıyor ama bir yere kadar dayanabiliyor. Annesinin ölümüyle sarsılıyor genç adam. Babası ortaya çıkıyor annesinin cenazesi sırasında, pişman. Annesini kaybettikten sonra bir kadınla tanışıyor; Suzan. Suzan henüz evli değil tanıştıklarında ama evleniyor bir süre sonra. Görüşmeye devam ediyorlar. Genç adam hiç iyi değil ama. O yüzden uzak tutuyor Suzan'ı da. Bir de kız kardeş var ama şehir dışına gitmiş okumaya. Annesini hatırlatıyor abisine. Bu kadar. Daha fazla bir kardeşlik bağı yok gibi aralarında. Kızın abisine annelik yapmaya çalışması dışında... Sonuç olarak genç adam ölümden dönüyor. Ama psikolojik olarak çökük hâlâ. Sonunda da bir kuş kafesçisinin yanında çalışmaya başlıyor. Kuşlar özgür kalsın diye de elinden geleni yapıyor. Daha sonra hatırlamak için bu kadar özet yeterli bana. Asıl meseleye gelirsek gerçekten depresif bir hikâye. Ne hayatlar var, dedirtiyor insana. Neyse ki çok uzun değil. Ama o depresifliği atmak yine de kolay olmayacak bana kalırsa. Gerçi Tarık Tufan'ın tüm kitapları bu tonda. Benim okuduklarım öyleydi en azından. İlk kitaplarını okudum galiba. Yenilere sıra gelmedi daha. 2022'de Tarık Tufan okumaları yapmışım arka arkaya. Bir daha da okumamışım. Bu kitapla yeni bir başlangıç yaptım. Devamını kaldırabileceğimden emin olmasam da...
Ve Sen Kuş Olur GidersinTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 202011,6bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2025 00:00
Roger Van de Velde psikiyatri koğuşunda yaşadıklarını öyküleştirmesiyle ölümsüzleşti, bu yaşananlar ise onu ölüme götürdü… Baştan alayım; Van de Velde bir ağrı kesiciye b*ğı*lı olduğu için cezaevinin psikiyatri koğuşuna alınıyor (Belçika’da). Yani çeşitli suçlar işlemiş akıl hastalarıyla aynı koğuşta tutuluyor. İlk kitabını burada gizli gizli yazıyor ve yayımlatıyor. Bir tutuklunun hem de delilerle kalan bir tutuklunun kitap yayımlatması Belçikalı yetkililer için büyük sorundur, yasaklar geliyor. Tüm engelleme girişimlerine rağmen yazmaya devam etmiş Van de Velde, yaşadığı dehşeti mizahla öykülerine taşımış. Böylelikle 1969 yılında yayımlanan başyapıtı Çatırdayan Kafatasları’nı okuyabiliyoruz (@sirenkitap yayımlamasaydı acaba yolum Van de Velde’ye ne zaman çıkardı?). 1970’de ba*ımlı’ğı yüzünden ölüyor. Çatırdayan Kafatasları’ndaki öyküler akıl hastanesinden insan portreleri çiziyor. Deliliğin halleri, uygulanan tedaviler, hastalara yaklaşım vs. Korkunç, dehşete düşülecek durumları müthiş bir mizahla yazmış. Okuru afallatan, hayran bırakan da Val de Velde’nin mizahı, anlatımı. Çok çok nadir böyle bir kitapla karşılaşabiliriz, siyah kuğu…
Edebiyat
Çatırdayan KafataslarıRoger van de Velde · Siren Yayınları · 2025180 okunma
Dune Tanrı İmparatoru
7/10
·512 syf.··
2025 44. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 15:21
Dune serisinin dördüncü kitabıdır. Bu kitapta Dune Çocukları'nın sonundan yaklaşık üç bin yıl sonrasını görürüz. Leto solucanlaşmış boyu yedi metreyi bulmuştur. O ne insandır ne de solucan. Bütün evrene hükmetmektedir. Baharatın sahibidir. Herkes onu "Tanrı İmparator" olarak görmektedir. Serinin bu kitabında tanıdık karakterler yerlerini yenilere bırakmıştır. Biri hariç, o da gulam Duncan'dır. Yeni karakterler arasında Siona, Hwi, Nayla, Moneo gibi önemli isimler sıralanabilir. Yeni karakterlerin yanı sıra yeni oluşumlar, kurumlar da vardır. Leto'nun kurduğu Balıklarla Konuşanlar küçük yaşlarda sıkı eğitimle eğitilen yalnızca kadınlardan oluşan askerî bir birliktir. Leto'nun devrinde erkekler artık asker olmamaktadır, Balıklarla Konuşanlar vardır. Leto Altın Yol'da yürümeye devam etmektedir ve insanları çeşitli sebeplerden eşleyerek çiftleştirmektedir. Aradığı insanın Moneo'nun kızı Siona olduğu görmüştür. Sınanmasının ardından Altın Yol'u ona da gösterir ve üzerine düşeni yapmasını ister. Siona ise asidir. Onun başka planları vardır. Duncan ile iş birliği yaparak Nayla'yı kullanıp Tanrı İmparatoru ve maiyetine suikast düzenlerler. Bu olay sonucunda hepsi ölür. Leto'nun ölüm anında söyledikleri ise yine bu ikiliye rehber olacaktır. Siona ve onun torunları kâhinler tarafından görülmemektedir. Leto tarafından aranan, istenen, Altın Yol'da yürüyecek nesil onlardır. Eseri genel değerlendirecek olursam diğer üç kitaptan daha az sevdiğimi söyleyebilirim. Ağır giden bir kitaptı ve bazı şeyler çok uzatılmıştı. Yazar yine kitabın sonunu öyle bir yerde bitirmiş ki kitap boyunca azalan hevesim bir miktar yerine geldi diyebilirim. Frank Herbert, insanın merak duygusunu işletmeyi iyi biliyor. Diğer kitapta görüşürüz!
Alıntı
Dune Tanrı İmparatoruFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20214,151 okunma