Kıskançlığın kontrolünü nasıl ele geçirir?
Puan vermedi··
Beğendi
Kitabımızın ismi:Othello Yazarımız;WİLLİAM Shakespeare Bu kitapta kıskançlığın, güvensizliğin ve insanların zihnine ekilen küçük şüphelerin ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatan çok güçlü bir hikâye anlatılıyor. Othello aslında güçlü, saygın ve sevilen bir insandır. Ama içindeki güvensizlikleri fark etmez. Kötü niyetli Iago’nun söylediklerine inandıkça sevdiği kadın Desdemona’ya olan güvenini kaybeder. Trajedinin en acı tarafı da burada başlar: Othello’nun düşmanı aslında Desdemona değil, kendi zihninde büyüttüğü şüphelerdir. Samimi bir yorum yapmam gerekirse, bu eser bana şunu hatırlatıyor: Bir ilişkide sevgi tek başına yetmiyor. Güven olmazsa sevgi bile zamanla korkuya dönüşebiliyor. Shakespeare sanki “Gerçeği değil, korkularını dinlersen hem kendini hem sevdiklerini kaybedebilirsin” diyor. Kitabın sonunda insan Othello’ya hem kızıyor hem de üzülüyor. Çünkü kötü bir insan olduğu için değil, hatalı kararları ve kontrol edemediği kıskançlığı yüzünden her şeyi mahvettiği için trajik bir karakter hâline geliyor. Kısacası, Othello bana göre aşkın değil; güvensizliğin ve kıskançlığın trajedisidir. #k:3685. William Shakespeare
1000Kitap
Yeşil MürekkepOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20266,6bin okunma
Yanlış Hesaplar Her Zaman Kötü mü Noktalanır?
9/10
·416 syf.··
2026 24. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 17:25
Evdeki hesabın çarşıya uymaması her zaman kötü mü sonuçlanır? Lucy Maud Montgomery'nin Yeşilin Kızı Anne-1 isimli kitabını okurken sürekli bu atasözü aklıma geldi çünkü olaylar erkek evlat edinmek istenirken gelen bir kız çocuğu ekseninde gelişmekte. Eser; Matthew ve Marilla Cuthbert kardeşlerin ev vs işlerinde yardımcı olması için bir erkek evlat edinmek isterlerken evlat olarak gelen bir kız çocuğunu ve devamındaki olayları ele almakta. Kitabı yaklaşık iki hafta önce okuyup bitirdim o yüzden bu incelememde bazı noktaları atlamış olabilirim. Eksiğim olursa affola, bunları belirtmeniz benim için eşsiz bir katkı olur. Bununla birlikte eserdeki bazı olaylara değineceğim için bu inceleme yazısı spoiler içermektedir. Daha çok gençler ve genç yetişkinlere hitap edecek şekilde yazılan roman; 8 kitaplık bir seri. İncelemeye konu olan bu ilk kitapta evlat edinilen Anne Shirley'in evlat edinildiği sıra olduğu 11 yaş ve 16 yaş aralığındaki olayları ele almakta. Olay kurgusu çok güzeldi. Herhangi bir mantık hatası gibi bir şeye rastlamadım. Olaylar okuru doyurucu bir biçimde sunulmuştu; ne çok gereksiz uzun ne de çok üstünkörüydü. Romanı okurken birçok duyguyu, düşünceyi hissedip deneyimledim. Yani anlatılanların okura hitap etmesi geçmesi çok güzeldi. Hissettiğim, deneyimlediğim temalara kitaptan örnekler verecek olursam: 1) Marilla ve Matthew'in erkek çocuk yerine yanlışlıkla bir kız çocuğu evlat edinmesinde hem Anne'in hem de Marilla&Matthew kardeşlerin yaşadığı hayal kırıklığını hissettim. 2) Anne ve Diana'nın tanışması ve arada sımsıkı bir dostluk bağının oluşması bana çocukluk arkadaşlığı gibi saf, temiz bir değeri tebessümle yad etmemi sağladı. 3) Anne'nin Diana'ya meşrubat ikram edecekken yanlışlıkla şarap ikram etmesi bazen hayatta hiç istemeden olsa da
1000Kitap
Yeşilin Kızı AnneL. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 202017,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hasan Balaban kaleminden Altair - Pinhân kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının ilk kitabı 2026 yılı basımlı 300 sayfalık bir kitap •Normalde suç dünyasını, gizemleri kovalamayı çok severim ama bu kitap çıtayı öyle bir yere taşımış ki sadece bir hackerın peşinde koştuğumu sanırken kendimi bir anda Türk mitolojisinin, tasavvufun ve gökyüzü şifrelerinin tam ortasında buldum. •Hikaye, Herakles mahlasını kullanan gizemli bir örgütün ya da siber teröristin saat tam 09.09’da attığı o ürpertici tweetlerle başlıyor. Ama bu bildiğimiz klavye delikanlılığı değil; adamlar attıkları her tehdit dalgasını gökyüzündeki takımyıldızlarıyla şifrelemişler. Serpens Caput, Delphinus, Capricornus, Ophiuchus ve Scutum derken siber dünyadan gelen darbelerle ülkece ekran başında buz kesiyoruz. •Kurgu sadece bilgisayar kodlarından ibaret değil. Bir bakıyorsunuz Profesör Bilgin’in bıraktığı mektuplarla Gök Tanrı ve Erlik Han gibi Türk mitolojisine dalmışsınız, bir bakıyorsunuz Enneagram formülü ve Sufizm bağlantılarıyla tasavvufun o en gizemli dehlizlerinde kaybolmuşsunuz. Fırat Nehri'ndeki o acayip mavi-yeşil ışık ile İstanbul Topkapı Sarayı’nın asırlık duvarları arasında öyle bir köprü kurulmuş ki, bir anda kendinizi kadim bir tarikatın, Altair’in izinde buluyorsunuz. •Mevlüt, Mert, Deniz, Furkan, Hican, Oğuz ve Volkan. Kimse göründüğü gibi temiz değil, herkes arkasında bir şeyler gizliyor ve bu sırlar yüzünden operasyonlar defalarca çuvallıyor. •Pasif savunmanın bitip, ekibin Ankara Merkez, Fırat Ekibi ve İstanbul Ekibi olarak üç kola ayrıldığı an kurgu adeta üç farklı koldan akan bir nehre dönüşüyor. Ve o final... Tam şifreler çözülüyor, taşlar yerine oturuyor dediğiniz anda maskelerin düşmesi ve Altair’in "Ben geldim" diyerek sahneye çıkışı... •Yazarın kalemi o kadar
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma
“İçinizde kim günahsızsa, ilk taşı o atsın!”
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 03:25
İnsanın içine yerleşmiş önyargıları, ahlaki yargıları ve kolayca verdiği hükümleri sorgulayan Yeşil Peri Gecesi , aynı zamanda ebeveynliğin, çürümüş aile bağlarının, sevgisizliğin ve ilgisizliğin hatta bencilliğin romanı da! Dünyaya getirilmiş bir çocuğun kendini bir yere ait hissedememesinin hayal kırıklığı… Suçlu kim sorusunun etrafında çürüyen hayatlar! Şebnem’in hayatını okurken kendimi sık sık bir yargıcın koltuğunda yakaladım. Onun seçimlerini, hatalarını, savruluşlarını sorgularken bir noktada şu gerçekle yüzleştim: İnsanların hayatlarına uzaktan bakmak ne kadar kolay, o hayatı yaşamak ise ne kadar zor. Bir insanı sadece sonuçlarıyla değerlendirmek, onu o noktaya getiren kırılmaları görmezden gelmek demek. Ayfer Tunç , Şebnem’in hikâyesi üzerinden toplumun güzellik, kadınlık, sınıf ve ahlak anlayışını büyük bir ustalıkla masaya yatırıyor. Roman boyunca herkes birbirini yargılıyor; aileler çocuklarını, erkekler kadınları, toplum ise kendine benzemeyeni… Ama sayfalar ilerledikçe şu soru zihne yerleşiyor: Gerçekten masum olan var mı? Bu kitabı okurken hissettiğim en baskın duygu hüzün değil, öfkeydi! Şebnem’in yaşadıkları tek bir kişinin trajedisi değil; sevgi eksikliğinin, dışlanmanın, görünüşe verilen değerin ve insanı anlamadan etiketlemenin yarattığı ortak bir yaraydı. Romanın sonunda karakterleri suçlamaktan çok onları anlamaya çalışırken buldum kendimi en çok Şebnem’i… Anneyi anlamak istemedim hatta o kadar çok kızdım ki kalbimde yer etmedi. Yazarın alıntıladığı cümle zihnimde öylece durdu “GÖKYÜZÜ GİBİ BİR ŞEY BU ÇOCUKLUK, HİÇBİR YERE GİTMİYOR.” Çünkü ölene kadar sorumlusunuz, zarar verdiğiniz, sevmediğiniz sarıp sarmalamadığınız çocuklarınızdan… Yeşil Peri Gecesi , insanın karanlık taraflarını anlatırken bile merhameti elden bırakmayan güçlü bir roman. Belki de
1000Kitap
Yeşil Peri GecesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 201611,7bin okunma
10/10
·48 syf.··
2026 24. kitabı
Mina ile orman yolculuğumuz devam ediyor... Bu kez bize kargalar, karıncalar, kunduzlar ve arılar eşlik ediyor. Her sayfada doğayı biraz daha yakından tanıyor, çevremizi korumanın neden önemli olduğunu öğreniyoruz. Karıncaların dayanışmasını, Arıların doğadaki değerini, Ağaçların ve ormanların önemini, Yenilenebilir enerjinin geleceğimiz için neden gerekli olduğunu keşfediyoruz. Üstelik kitabın sonunda yaz sıcaklarına serinlik katacak nefis bir karpuzlu limonata tarifi de bizi bekliyor. Çocuklar için eğlenceli, büyükler için düşündürücü bir yolculuk... Çünkü geleceğin muhafızları, bugünün bilinçli çocuklarıdır.
Yeşil Kalkan: Geleceğin MuhafızlarıTuğba Soydan · Çınaraltı Yayıncılık · 20266 okunma
10/10
·336 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:15
1940 yılında Avrupa’da savaş patlamışken New York’ta ikamet eden bir grup bohem sanatçı, Brooklyn’de bir ev tutmaya karar verir. Ev büyüktür, bakımsızdır; Viktoryen dönemden kaldığı için döküntüdür ancak eski zamanların görkemini yansıtan bir çekiciliği vardır. Evi önce üç kişi kiralar: İngiliz şair W. H. Auden, genç romancı Carson McCullers ve Harper’s Bazaar dergisinin editörlüğünü yapan, dönemin kültür dünyasında popüler bir isim olan George Davis. Evde ilk başlarda kalorifer tesisatı bile bozuktur, pek çok eksik vardır; ancak tadilat devam ettikçe kısa sürede evin kadrosu kalabalıklaşır, dönemin gözde isimleri gelip kalmaya başlar. Çoğu, Paris’in işgaliyle gemilerle Avrupa’dan kaçmış mültecilerdir; 1920’lerdeki ve 1930’lardaki özgürlükçü, sanatsal Paris’in Nazi işgali altında çöküşünün yasını tutarlar. Sherill Tippins’in deyişiyle ev, Nuh’un gemisine dönmüştür. Broadway’de sahneye çıkan burlesk sanatçısı ve striptiz kraliçesi Gypsy Rose Lee’nin gelip yerleşmesi eve renk katar, onun gelişi magazin basınının da ilgisini eve çeker. February House, savaş atmosferinde bunalan sanatçıların birbirini desteklediği, üretmeye teşvik ettiği bir sığınak olur. Sakinlerinin çoğunun doğduğu ay şubat olduğu için Anaïs Nin bu eve "February House" ismini verir. Thomas Mann’ın çocukları da gelip burada kalır; biseksüel bir çift olan Paul ve Jane Bowles da fırtınalı evliliklerinin bütün tartışmalarını burada sürdürür. Carson McCullers aşk acısı çeker ve Gypsy’nin kollarında teselli bulur; ikisinin ismi magazin basınında "kim kiminle" tarzında dedikodu haberlerinde geçer. Bu eve bir bakıma "queer evi" de diyebiliriz aslında; çünkü dönemin baskıcı ortamında bu yaratıcı insanlar, kendilerini özgürce ifade edebilecekleri sıcak bir mekân bulabilmişlerdir. Şunu itiraf etmeliyim ki içinde
Edebiyat
February HouseSherill Tippins · Mariner Books · 20061 okunma