William Shakespeare, insan ruhunun en ilkel, en yakıcı ve en tehlikeli duygularından biri olan "kıskançlığı" dünya edebiyat sahnesine bir daha asla silinmeyecek bir güçle kazıyor. Venedik Cumhuriyeti'nin hizmetindeki cesur ve asil Mağribi komutan Othello ile onun saflığın ve sadakatin simgesi olan eşi Desdemona’nın trajik aşkını merkezine alıyor.
Ancak bu hikayeyi ölümsüz kılan asıl figür; edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en manipülatif, en kusursuz ve en saf kötü karakteri olan Iago’dur. Iago, hırsları ve intikam arzusu yüzünden, kelimeleri ve şüpheyi usta bir zehir gibi Othello’nun zihnine akıtır. Güvenin nasıl adım adım bir sanrıya dönüştüğünü, ırkçılığın ve manipülasyonun en güçlü insanları bile nasıl birer canavara dönüştürebileceğini sarsıcı bir dille işler.
"Yeşil gözlü canavar" kıskançlığın, insanın elindeki her şeyi —aşkı, onuru, sadakati ve nihayetinde hayatı— nasıl vahşice yutup yok edebileceğini gösteren, insan doğasının o en karanlık dehlizlerine tutulmuş en büyük tiyatro başyapıtlarından biridir.